Sosyal medya

Sosyal medya

SOSYAL MEDYADAN
sicakyuva@gmail.com

Bize Hukuk Mektebi'nde La Casas'ı öğrettiler.

31 Ekim 2023 - 03:25

Her insanın dininden, dilinden, memleketinden ve cinsinden ayrı olarak sırf insan olmaktan kaynaklanan yaşam hakkını ve savaşın hukukunu.
. . .
O dönemde Bosna'da savaş vardı. Bosna'da işlenen savaş hukuku suçlarını gördük. 
Daha sonra dağılan Sovyet coğrafyasındaki sıcak çatışmaları hukuk zemininde tartıştık. 
. . .
Sonrasında savaş mağdurları ile ilgilendim. 
Savaşın çocuklar ve yaşlılar üzerinde bıraktığı etkiler üzerinde çalıştım. 
Savaş mağdurlarını konu eden makaleler ve öyküler yazdım. 
Öyle ki edebiyat çevrelerince yazdıklarımın fazlaca can acıtıcı gerçekler içeriyor olması dolayısıyla eleştiriliyordum. 
. . .
2003 belki...  Metro istasyonunda kocaman ekrandan sıcak haber anonsu verilerek sunulan görüntüler karşısında gözüne ışık tutulmuş bir tavşan gibi kaldım. 
Bir otel bombalanmış Bağdat'ta... sedyede taşınan yaralı kadının yüzü ekranı kaplıyor. 
O görüntü karşısındaki halim başlı başına bir roman konusu. 
Eve gelip televizyonu attım, o günden beri televizyon izlemiyorum. 
 . . .
Ne ki artık dünyanın bir ucundaki cinayet dakikasında cebimizde.
Bütün bunlardan haberdar olmamak için akıllı telefona da uzun süre direndim. 
O da çok sürdürülebilir değil.
. . .
Haftalardır haber sitelerine, watsap mesajlarına bakmamaya çalışıyorum. 
Sosyal medya da olabildiğince kısıtlı... 
Fakat kaçamıyoruz. 
Başı kuma gömülü devekuşları gibiyiz. 
Dünyanın gözü önünde son model silahlarla donanmış bir ülke sivil insanlara, çocuklara  kadınlara karşı bir savaş yürütüyor. 
Aklım almıyor, hafsalama sığmıyor. 
Kadeş'ten beri savaşın bir hukuku var fakat en azından beş asırdır çerçevesi çizilmiş, hukuku olan bir kavram bu savaş dedikleri. 
İnsanlık savaşın onca kritiğini yaptıktan sonra, onca literatür oluşturulduktan sonra, onca filmden, onca belgeden bilgiden sonra insan soyunun bir kısmı nasıl böylesine canavarlaşır, diğer kısmı nasıl olur da böyle hissiyatsız hale gelir. 
Anlayamıyorum. 
. . .
Bir ibrahim vardı... küçük kızı masmavi gözlü Malika... 
-Lyubish menya Malika?diye soruyordum. 
Yüzünü ekşitiyor, dudağını büzüyor ve becerebildiği en suratsız haliyle, basbayağı bir melek yüzüyle 'nyet konechno' diyordu bana. 
Bombardımanda bir fırının içine saklamışlar onu. Ölüsü bari kaybolmasın diye. 
Kapıların kapanmasını istemezdi o sebeple. 
Şimdilerde yirmi beş yaşında olmalı. 
Günlerdir gözlerimin önünde onun çirkincik yapmaya çalıştığı yüzü... 
-Lyubish menya Malika?
-Nyet konechno, nyet konechno... 
. . .
Tabii ki sevmeyecek bombalanan çocuklar insanlığı. 
Tabii ki sevmeyecek hayatı. 
Tabii ki kötürüm kalacak ruhları. 
. . .
Bu insanlık dramına dur demeli. 
Dur demek için, insan olmak yeterli. 
Sadece insan olmak bizim safımızı belirlemeye yetmeli. 
İnsanlığın binlerce yıllık öyküsünün bundan sonraki safhasında bu canavarlığa izin verilmemeli. 
Eğer ölmemiz gerekiyorsa çocukların yerine, ölmeli. 
İnsanlık sivil ve silahsız duvarlar oluşturmalı kadınların ve çocukların önünde. 
Birkaç bin çocuğun öldüğü bir saldırı savaş değildir.

Hulusi Üstün

YORUMLAR

  • 0 Yorum