Tarih, 40'lı yıllarla 2000 arasını insanlığın Lale Devri olarak yazacak.
İki Dünya Savaşı yaşanmış, hayatın değerini fark etmiş insanlık.
Sevmek ne güzelmiş, şarkı söylemek ne güzel...
Kırlar dağlar ne güzel, gençlik ne güzel.
Edebiyat, sanat, moda, sinema, spor ne güzel.
. . .
Teknoloji insanı işlevsiz kılacak ölçüde girmemiş hayatımıza.
Dijital saçmalıklar başlamamış.
Doğa hala bakir
Deniz, gök, dağ hala temiz...
. . .
Ne gelenek bütünüyle terk edilmiş, ne yenilik bütünüyle reddedilmiş.
Din politika elinde paçavraya dönmemiş,
Zenginlik de fukaralık da yakışığınca...
. . .
İşte o çağın Türkiye'sinin simgesiydi Cüneyt Arkın.
Artık benzerine rastlayamadığımız ölçüde vakur, her rolünde iyi ve erdemli. Cesur, yiğit ve güçlü.
İki neslin erkeğinin rol modeli.
. . .
Ne güzel hayatlardı onlar.
Ne zarif ne kibar, ne temizdiler.
. . .
Sonra Lale Devri bitti.
Dünyayı Patrona Haliller teslim aldı.
Artık gitmek zamanıydı.
Kalmayı gerektiren bir şey yok.
. . .
Elveda Fahrettin Cüreklibatur,
Gittiğin yer, çektiğin sinema filmlerinin dünyası gibi olsun.
Gök temiz, toprak temiz, deniz temiz.
Güzeller yoldaşın olsun,
İyile hep kazansın.
Ömrümüze kattığın güzelliklerden ötürü teşekkürler sana.
Biz seni hep bu yakışıklı halinle hatırlayacağız.
Hatıranı unutmayacağız.
HulusiÜstün


YORUMLAR