Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

BEN MANYAKMIYIM?

18 Haziran 2023 - 14:01

Gençliğimde (15-29 arası) biraz)))  serserilik yaptım.
En fazlası 34 gün, 15 gün, 7 gün olmak üzere onlarca defa sansaryan hana yolum düştü.
Ayak Tırnaklarım söküldü, Bacak bileklerimde deri kalmadı falakada Elektrik verilirken çırpınmaktan. Başımdan, sırtımdan aldığım darbeler cabası.
Çok defasında adli tıptan İşkence raporu bile alamazdım (Bazen verilenler ise bir haftayı geçmezdi) Dava açsam netice çıkmazdı...

Hiç ağladığım, Yalvardığım vaki olmamıştır
Acılara karşı alabildiğine duyarsızım, İğnesiz diş çektirebilirim.

Lâkin; 
Bir mazlumun sevinmesine, Birilerinin mutluluğuna sebep veya şahit  olmak beni çok duygulandırır.
İstemsiz gözlerim yaşarım, Bazende hüngür hüngür ağlarım.
Bu doğal bir davranış mı, Anormal mi?

Hep merak ederim ama soracak bir doktorla karşılaşmadım.
Kısmet 72 yıl sonra burada bu soruma cevap arıyorum.

Yaş 72 ama yaşayamadım ki bu yılları, Bu nedenle hep 20'li yaşlarda hissederim kendimi.
Çok haksızlıklara uğradım Polisinden, Hakiminden, Savcısından Komutanından...
Ne hikmetse dert etmedim bu "Kunta Kinte" türü muameleleri

Ne kadar batıl yaşadıysam da Allah'a inandım, Hesap gününe inandım, İntikamımı o günlere havale ettim gönül rahatlığı ile.

Gerçekten ben normal miyim?, Hastamıyım?

HÜRRİYET GAZETESİNDE SANSARYAN HAN


DİP NOT: BUNLARI PAYLAŞMAMIN NEDENİ?
Bizim zamanımızda devleti temsil eden zatların yaptıkları yanlışları Bu gün ve Gelecekte aynı görevi üstlenenlerin daha doğru görev yapmasına bir nebze vesile olmaktır.
Bütün gece pavyonlarda sabahlayan memurların Suçluların peşinde koşmak gibi bir faaliyeti yoktu. hasbelkader ellerine düşen suçluları işkence ile konuşturarak suçların faillerini bulduk edasıyla Zorla imzalatılan hazır itiraflar ile yıllarca ceza evlerinde yatmaları bu memurların vicdanında hiç yara açmadığına şahit oldum.

Pes ederdim,  Allah ne kadar katı, Taş gibi vicdan vermişti bu gibilere...
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • İŞKENCE VE ÖLÜMLER
    3 yıl önce
    Balat Fırınları, Tabutluklar, Sansaryan Han. 1940'lı yıllara damgasını vurmuş bu üç deyim İkinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbullu Yahudilerin, Turancılıkla suçlanan milliyetçilerin ve komünistlikle suçlanan solcuların korkulu rüyasıydı. "Balat fırınları" İstanbullu Yahudilerin ortak hafızasında "Naziler Türkiye'yi işgal ederse bizleri yakmak için Balat'ta fırınlar hazırlanmıştı" söylencesiyle yer etti. "Tabutluklar" ve "Sansaryan Han" ise gerek 1944 Türkçülük - Turancılık Davası'nda gözaltına alınan milliyetçi gençlerin, gerekse komünist faaliyetlerde bulunmakla suçlanan solcuların unutmaları mümkün olmayan işkence mekânları olarak hafızalarında yer etti. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürleri Nihat Haluk Pepeyi ve halefi Ahmet Demir bu ortak hafızada yer alan aktörler. Bu araştırma selef-halef olan bu iki Emniyet Müdürünün mesleki hayatlarını anlatmakta.
  • SANSARYAN HAN NASIL BİR YERDİ?
    3 yıl önce
    İŞKENCELERLE HATIRLANIYOR Tabutluk odaları ve işkenceleriyle hatırlanan Sansaryan Han’ı hafızalara kazıyan İstanbul Emniyet Müdürlüğü binası olarak kullanıldığı dönemde yaşananlar oldu. Tabutluk denilen küçük odaları ve işkenceleriyle tanındı. Bu nedenle dilden dile anlatılan korkunç hikâyelere de konu oldu. Sansaryan Han’da kalanlar arasında Nâzım Hikmet, Vedat Türkali, Ece Ayhan, Attilâ İlhan, Mihri Belli, Ahmed Arif, Ruhi Su’nun yanı sıra 68 kuşağından Cihan Alptekin ve Ömer Ayna ile 1944 Irkçılık-Turancılık davası sanıkları Alparslan Türkeş ve Nihal Atsız da vardı. EN ZORU TABUTLUKTUR Ruhi Su, Sansaryan Han’da gördüğü işkenceleri, “En zoru da ‘Tabutluktur!’ Tabutluk mu? Bir insanın çömelerek sığabileceği kadar küçük bir sandık sanki. Ne kolun uzanır ne kafan kalkar. Bir vakit sonra dayanılmaz ağrılar ve uyuşmalar” diye anlatır.