Bugun...
Bir devlet başkanına suikast(!) dosyasında bir kısım


Av. Turgut Yenilmez Ülkem meselesi
turgutyenilmez@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 26-04-2020 18:14

Dinimizi bilmez isek, bir bakmışsınız ki yaşadığımız şeyleri maalesef ki din zannetmişiz! ***

Sene 2002
Bir devlet başkanına suikast(!) dosyasında bir kısım sanıklar müdafiydim!
Milletvekillerinden bazıları suçluların iadesi antlaşması çerçevesinde
Türkiye ye iade edilmiş Kandıra cezaevine konmuştu!
Suikast diyorum olay suikast ten başka her şeye benziyordu,
maddi delil yok teşebbüs yok tam bir facia dosya...
Hem de devlet başkanına suikast dosyası!
Av tüfeğiyle suikast mı dersiniz
20 km hız yapamayacak
Rus marka kamyonla kaçma mı dersiniz
çok bilinen onca devlet başkanı suikast dosyalarında saçma tanelerinin köstek saat e çarpıp devlet başkanına zarar vermesinden mi bahsedersiniz saçmalıklar diz boyu maalesef...
Gerçekten gözaltına alınmış 5 Türk vatandaşının olay yerinde bulunan saç kılları tek delil dosya da!
Konumuz bu değil, avukat olarak değil, bir tüccar olarak dosya ya tanık ve başkaca deliller bulmak üzere o ülkeye gittik!
Bürokrasiden gelme yeni yetme iş adamlarından oluşan bir grup karşıladı bizi


Biz tanıkları Beşiktaş’taki DGM’de tanık olarak dinletmeye çalışıyoruz
ilk önce kravatlı takım elbiseli bu arkadaşlar bizleri önere etmek için bir ziyafet tertip etmişler
bir kaç tanesi de büyükelçilik, ticari ataşelik gibi görevlerde bulunmuş arkadaşlar az buçuk onların dilini anlıyor ve biliyorum!


10-15 kişilik bir grupla yemeğe davetliyiz
yemek tertibatı güzel masalar düzenli hizmet on numara...!
Yalnız bir sorun var, masa ayaklarının yanında kocaman votka şişeleri var, masalarında üzerinde ise herkesin önünde bizim Mahmutpaşa da satılan küçük çay bardakları var, masanın düzenini de görselliğini de bozuyor!
Neyse...

hoş geldin hoş bulduk hadisesinden sonra  emek masasına geçtik masanın başındaki ayağa kalktı
garson kız başladı
hizmet etmeye o küçük çay bardaklarına aşağıda masa ayaklarının yanında bulunan şişelerden votka doldurmaları başladı bardak küçük, doldurulan votka da damıtmalık...
Ve herkesin önüne kondu bu çay bardaklarının içindeki votkalar

En kıdemli arkadaş kalktı ayağa -Turgut Yenilmez hoş gelmiş safalar getirmiş bizim en iyi mihmanımızdır derken o küçük çay bardakları ile herkesi çay bardaklarını tokuşturmaya ve
bu açılış konuşmasını kutlamaya davet etti
sözde bizim onurumuza verilen bir yemek ama ben elimin tersiyle nazikçe önümdeki bardağı biraz ittim yanımdaki tercüman arkadaşın önüne doğru yanımda tercüman olan R...adli şahıs bana dönerek
-bak 50 gram bu yemek senin onuruna veriliyor içmezsen ayıp olur dedi
gözler masa da benim üzerimde bekliyorlar kadeh mi çay bardağı kaldırmamı ben sağ elimi kalbimin hizasına getirerek teşekkür ettim
alkol kullanmadığımı benim inancıma ters olduğunu söyledim

R...'eye başladımı tercüman arkadaşın bana telkinlere
-bak ayıp olur bu masadakiler bu hareketini kendilerine hakaret olarak kabul ederler lütfen bu ortamın "hatırına" benim hatırıma hiç olmazsa 50 gram iç demeye...
Hatır denince döndüm arkadaşa
-ya dostum hatır falan diyorsunuz da ortada bir de benim inandığım değerler üzerinden "Allahın hatırı" var.
Ben sizin hatırınızı kırmayayım derken Allahın hatırını mı kıracağım dedim.
Masa buz gibi benim yaptığım edepsizlikten(!)
Masada yüzler gergin...
Başladılar -nazdarovya mazdarovya seremonisine
benim gözüm şişelerde, ya Rabbi ne zaman bitecek bu koca koca şişeler, bu çay bardaklarıyla da bu yemek bitmez endişesi arkadan ikinci arkadaşın ayağa kalkmaları
konuşmalar alkışlar...


Üçüncü adam in kalkması önceki konuşanların konuşmalarına atıflar övgüler derken o masa da istisnasız herkes kalktı
ufak konuşmalar çay bardakları nazdarovyalar...
Aradan 1 saati geçti ya da geçmedi suratlar önce pembe sonra kırmızılaştı...
Kravatlar ceketler çıktı içimden
-yandın oğlum sabaha kadar buradasın artık
masadakiler birbirlerine yüksek sesle şakalar
gülüşmeler bağırtılar
Allah şahit masada herkes konuşuyor ama bir dinliyor görünen ben söylenenlerin birçoğunu zaten anlamıyorum
onlara iştirak etmedim onların hatırını(!) kırdığım için bari telafi edelim ayağına pişmiş kelle gibi
yalan yere sahte sahte gülücük dağıtmalar ya rabbi!
Ne bitmez işkencedir bu böyle?
Yemekler gitti tatlılar tatlılar gitti meyve tabakları
biri geliyor biri gidiyor...
bir ara dalmıştım masa da yorulmuştum söylenen her söze zoraki tebessüm etmekten
iştirak ediyormuşum gibi yapmaktan..
İlk başta bizi misafir eden ilk konuşmayı yapan arkadaş in -Amin demesiyle irkildim
evet... Yanlış duymamıştım amin diyordu
vallahi ellerini de açmıştı semaya tüm masada gürültüler sesler kesilmişti başladı mı yemek duası, biz de elimizi kaldırdık ama içimde fırtınalar fırtınalar.
Bu yaşadıklarım rüya mı Allahım!
Nazdarovya yla başlayan aminlerle bitenbir yemek sefası...
paylaşımımın başında dedim ya eğer dininı bilmez yaşamaz isen yaşadığını din zannedersin!
işbirlikçi Kadırov’un bismillahla başlayan Nazdarovyayla alevlenen amin le biten hezeyanını yaşamaya...

Bunu da bir pazar anekdotu olarak değerlendirirsiniz artık );





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI