BU GÜN SÜNNİLER BİR ŞİİNİN ABD İSRAİL TARAFINDAN ÖLDÜRÜLÜŞÜNE SEVİNİRSE,
AYNI ABD İSRAİL SÜNNİLERİ ÖLDÜRÜRKEN ŞİİLER SEVİNİRSE
YENİ BİR NESİL GELENE KADAR BU TOPRAKLARDA İSLAM ASLA FELAF BULAMAYACAKTIR.
Mucahit Gultekin yazısı: NEYE SEVİNİYORSUN?
Dün, gün boyunca,
ABD'nin füzeleriyle Irak'ta vurulan
Kasım Süleymani için
Türkiye'de kimi çevrelerin
sevinç ve mutluluk twitlerini,
Bu cinayete tuttukları alkışları okudum.
Amerikan füzeleriyle vurulan
Bir Şii, Bir Sünni'yi;
Bir Sünni, bir Şii'yi sevindiriyorsa
Bizim hiç bir sorunumuzu çözmemiz mümkün değildir.
Tefrikadan kurtulamayan bir coğrafyanın yüzü asla gülmeyecektir.
Bu sevincin taşıdığı
Hastalığı tedavi etmeden
Onur, izzet ve bağımsızlık bize haramdır.
Bizim sorunumuz ekonomik değildir. Bizim sorunumuz, tanka, topa, füzeye, uyduya sahip olup olmamamız değildir. Bizim sorunumuz
Bu sevincin taşıdığı hastalıktır.
Sevinen arkadaşlara soruyorum:
Bu sevinme hakkını
nereden buluyorsunuz?
ABD gelmiş senin coğrafyanda,
Kendi füzesiyle,
Kendi istihbaratıyla,
Kendi düşmanını vurmuş;
Sen neden seviniyorsun?
Sen ki, Maaşını küresel patronlara komisyon vermeden çekemeyensin,
Aileni Avrupa Konseyi sözleşmelerinden koruyamayansın,
Dört bir tarafı
NATO üsleriyle çevrilmiş olansın,
Çocuklarını Netflix'e,
Bonzai'ye, ateizme, deizme, feminizme kurban verensin,
Okuduğun üniversitenin müfredatını Avrupa'dan transfer edensin,
Haram olarak bildiğin ne varsa
Hepsinin legal olduğu bir yerdesin,
Sen ki, 60 yıldır AB kapılarındasın,
Kuşatılansın,
Gözetlenensin,
Takip edilensin;
Yatak odasındaki fısıltıları bile
hasmı tarafından kayıt altına alınansın,
Sen ki, haysiyeti feminizmin iki dudağı arasına terkedilmiş bir kocasın,
Kendi hukukunu yapamayansın,
Ziyaretine gittiğin dostunun evini Google'a sormadan bulamayansın,
Mahalle mahalle, cadde cadde,
sokak sokak, ev ev fotoğraflanmışsın,
Çocuklarını; yüzünü görmediğin, adını duymadığın adamlara kaptıransın,
Sen ki, ABD'nin sana attığı kazıkların
hiç birinin hesabını soramayansın,
"Hocaefendi" dediğin adamın eliyle bombalanmış olansın;
Yılanı koynunda besleyensin,
Dostunu düşmanını bilemeyensin,
Sen ki, kendi içinde bile bin parçasın,
Canın yansa soluğu Avrupa'da alansın,
Sen ki, çocukları Batı'da yaşama hayalleri kuran bir babasın,
El atına binip, çalım satansın,
Sen ki, başına ne geldiğini bile bilmeyensin,
Geçmişini ve geleceğini çalanların füzeleriyle sevinensin,
Celladına kur yapansın,
Urganını yağlayansın,
Dün şu gazetede söylediğini,
Yarın diğer gazetede yalanlayansın,
Dün alkışladığını bugün hapse atansın, Bugün hapse attığını yarın parlatansın,
Güvenilirliği iki paralık olansın,
Tükürdüğünü kurumadan yalayansın,
Oturduğun koltuğu korumak için
kırk takla atansın,
Yüzüne güldüğün adamın arkasından konuşansın,
Sen ki, çocuklarının bile senin gibi olmak istemediğisin,
Sen ki, alay edilensin, dalga geçilensin, kıs kıs gülünensin,
Sen ki, her türlü operasyona açıksın; üzerinde dolaşan şaibeyi savuşturamayansın,
Sen ki, kimi zaman ümmetçi, kimi zaman milliyetçi; kimi zaman Avrupacı, kimi zaman Amerikancı; kimi zaman hurafeci, kimi zaman reformist; kimi zaman Osmanlıcı, kimi zaman Kemalist'sin; bin bir çelişki içindesin,
Sen ki, bırak doğruyu söylemeyi, doğruyu dinlemekten bile korkansın; konjonktür hazretleri izin vermeden konuşamayansın,
Sen ki, tarihte yaşayansın, geçmişin zaferleriyle avunansın,
Kürsüde "yarınlar bizimdir" derken bile, bugününden kaygı duyansın,
Dünyayı kurtarmaya giderken, evinden olansın,
Sevindiğin füzeler tarafından hedef alınansın,
Kendi tarihini yazamayansın;
kendi alimini, kendi tohumunu, kendi toprağını, kendi sağlığını koruyamayansın,
"Kazanım" dediğin her şeyin bir gün içinde elinden alınacağının korkusuyla yaşayansın,
Sen ki, kendi fırkasından başka herkesin yanacağına inanansın,
Başka cemaatlerin foyasını meydana çıkarmakla uğraşansın,
Çocuğun diğer odada Lady Gaga dinlerken,
Sen öteki odada şefaat tartışması yapansın,
Sen ki, Sünnilere bile sabredemeyensin,
Bugün ölüme birlikte gideceğin birini diğer gün dışlayansın,
Yarın ne olacağı belli olmayansın,
Sen ki,
Bir varmış bir yokmuşsun,
Neye seviniyorsun?
Mucahit Gultekin
Milli Gazete Yazarindan Alıntıdır!
