"HAZİN BİR DERTLEŞME"
Bu paylaşımım sadece Ak Parti'li dostlarımın okuması için yapılmaktadır.
Yıl 2002.
Ülkemizde merkez sağ siyaset dibe vurmuştu.
Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi (ki on yıl önce ikisi toplamda %52 oy almışlardı) adeta buharlaşmışlardı.
Oy yelpazesinde büyük bir boşluk oluşmuştu.
İşte o iklimde Tayyip Erdoğan ve arkadaşları
"Milli Görüş gömleğini çıkardık" diyerek yola çıkmışlar.
Geçmişin o bağnaz dünyasından kopup, müthiş liberal ve demokrat bir programla Ak Parti'yi kurmuşlardı.
Merkez sağda siyaset yapmış pek çok insan bu yeni harekete umutla bakıyorlardı.
Önceleri işler hiç de kötü gitmiyordu.
Ancak bir de baktık ki devlet bilerek ve isteyerek "Fetö"ye ihale edildi.
Fetö ile ortak olundu, evlilik yapıldı.
Sonra ise iktidarın uçsuz bucaksız gücü, tevazuyu, kanaatkarlığı, paylaşmayı, kucaklamayı bir kenara ittirdi.
Biz buna güç zehirlenmesi.
Yollar çakarlı lüks arabalarla doldu taştı.
Kibir, gösteriş, alayiş arttı gitti.
DEĞERLİ OLANLAR ÖĞÜTÜLDÜ,
ETRAF
BEYİNSİZ YALAKALARLA ÖRÜLDÜ.
Devletin maddi imkanlarıyla doğan yeni sınıf şımarıkça, fiyakalı yaşamayı, İslamın öngördüğü sadeliğe tercih eder oldu.
Yani anlayacağınız
"KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLACAĞIZ" diye yola çıkıldı.
Gün geldi KİMSEYE BENZEMEZ OLUNDU.
Yahu, biz ülkemizi temsil edenlerin her şeyleriyle yüksek bir kaliteye sahip olmalarından hoşnut oluruz.
Burası binlerce yıllık bir devlettir.
Elbette itibarımıza önem veririz.
Ama ya "ölçü" ne olacak?
Eğer kolumuza tam 400 milyar liralık çanta takarak geziyorsak,
ölçü kaçmış olmuyor mu?
Ne yani Ak Parti amblemindeki
o mütevazi ampulü çıkartıp yerine bir "Hermes" çanta mı koysak?
Bu tablo sizi rahatsız etmiyor mu?
Beni ziyadesiyle ediyor da.
Benden söylemesi.
Muhsin Divan dan Alıntıdır!
