Behlül Dane

Behlül Dane

Bu Hayatı Neyleyim, Bana Seni Gerek Seni...
balatfener@gmail.com

Bu Gün 18 Mart ÇANAKKALE DESTANI

18 Mart 2020 - 05:58

ÇANAKKALE DESTANI ...........BÜLENT ECEVİT

Çanakkale sadece bir ilimizin adı değil 18 Mart 1915 de Türklerin kazandığı destansı bir zaferin adıdır Toplamda 253 bin kişinin şehit olduğu kanlı ve yürekleri sızlatan bir savaş

Daha önce defalarca gittiği Çanakkale’ye 1988 de de yine gitmişti Bülent Ecevit eşiyle, Çanakkale şehitliğine gitmiş Anıtta dua ve şükranlarını bitirdikten sonra mermer kaidenin bir ucuna oturarak dimağında oluşan mısraları cebinden çıkardığı kâğıtlara notlar alıyordu Ecevit sair ruhlu bir insandı. Ama yazdığı bu şiir sadece düne ait değil bugünlere de kaftan olacak cinstendi Adını önce Çanakkale sonra Çanakkale -Bir Savaş Ardı Destanı koymuştu

Bizler Ecevit'in edebiyatımıza kazandırdığı bu şiirleri okuyup onu anımsadıkça onun ebediyetteki özgür ruhunun daha da şad ve umutlu olacağına inanıyorum.

1999 yılında 84. Çanakkale Şehitlerini Anma resmi töreninde Başbakan Bülent Ecevit eşi Rahşan Ecevit’le birlikte katılır. Yaptığı konuşmada Çanakkale'de büyük bir kahramanlık destanı yazıldığını söyledi. Çanakkale zaferinin tarihte önemli işlevleri olduğunu belirten Ecevit, "Türk ulusal kimliği bu savaşla yerini almıştır. Türk ulusu en güçsüz zamanında vatanı ve bayrağını dünyanın en güçlü devletlerine karşı koruyabileceğini kanıtlamıştır" diye konuştu.

Ecevit, Çanakkale Zaferi'nin gerçekleşmemesi durumunda Kurtuluş Savaşı'nın başlamadan biteceğini söyledi. Çanakkale Şehitleri'ne ve gazilerine şükranlarını sunan Ecevit, konuşmasını, "Allah onlardan razı olsun. Onlar tüm dünyaya Çanakkale'nin geçilmez olduğunu gösterdiler. İşte o Çanakkale ne kadar geçilmez ise Türkiye de o kadar bölünmezdir" sözleriyle bitirdi.

2002 Şubatında Orman Bakanlığı Ecevit’in bu destanının granit panolarla Gelibolu’daki Kabatepe Müzesi'nin girişine asılacağını duyurur İnşallah hala yerindedir umarız.

,

“Söyle arkadaşım” dedi Anadolulu Mehmet

Yanı başında ki Anzak erine

“Nerelerden kopup gelmişin

Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine”

“Dünyanın öbür ucundan” dedi gencecik Anzak

“Öyle yazmışlar mezar taşıma

Doğduğum yerler öylesine uzak

Örtündüğüm topraksa gurbet bana”

“Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet

“Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet

Sende artık bizdensin

Sende bencileyin bir Mehmet”

Çanakkale toprağının

Üstü cennet altı mezar

Kavga bitmiş mezarlarda

Kaynaş olmuş yiten canlar

“Ya sen” dedi Mehmet

Oyun çağındaki İngiliz erine

“Yaşın ne senin kardeş

böylesine erken buralarda işin ne”

“Yaşım sonsuza dek on beş”

dedi ufak tefek İngiliz eri

“Köyümde askercilik oynar

coştururdum trompetle bizimkileri

Derken kendimi cephede buldum

Oyun muydu gerçek miydi anlamadan

Bir sahici kurşunla vuruldum

Sustu boynumdaki trompet

Son verildi böylece oyundan bozma işime

Gelibolu’da bana bir yer kazıldı

Mezar taşıma ‘Onbeşinde trampetçi’ yazıldı

Öyküm de künyem de bundan ibaret...”

Yağmur yağıyordu usul usul toprağa

Gözyaşları düşerek üstüne sanki

Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa

Sahibini yitiren bir trompet

“Ya sizler” dedi Mehmet

Dünyanın dört kıtasından

Mezar dolusu erlere

“Hangi rüzgar savurdu sizleri

bu bilmediğiz yerlere?”

Kimi İngiliz’di kimi İskoç

Kimi Fransız’dı kimi Senegalli

Kimi Hintli kimi Nepalli

Kimi Avustralya’dan Yeni Zellanda’dan Anzak

Gemiler dolusu asker

Her biri niye geldiğinden habersiz

Gelibolu’nun oya gibi koylarından sızarak

Tırmanmışlardı dağa bayıra

Siper siper yara gibi yarılan toprak

Mezar olmuştu savaş ardından onlara

Kiminin burada yattığı sanılır

Kiminin adı bilinse de mezarı bilinmez

Kiminin de mezar taşında

On altı,on yedi on sekiz yaşında

Ebedi istirahate çekildiği yazılı

Çanakkale topraklarında

Her birinin erken biten yaşam öyküsü

Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı

“Anlamaz mıyım”dedi “halinizden kardeşler”

adına yazılı taşı bile olmayan asker

Anadolulu Mehmet

“Bende yüzyıllarca yaban ellerde

Neyin uğruna bilmeden can vermişim

Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına

İlk kez Çanakkale’de ermişim

Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak

Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak

Değil mi ki sizler alamazsanız bile

Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına

Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale...”

Çanakkale toprağının

Üstü cennet altı mezar

Kavga bitmiş mezarlarda

Kaynaş olmuş yiten canlar

Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı

Kızıştıkça kızgınlığı dindiren

Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe

Döndüren bir savaş

Kıyasıya bir savaştı

Ama saygı üreten bir savaş

Yaklaştıkça birbirine

Karşılıklı siperler

Gönüllerde yakınlaştı

Düştükçe vuruşanlar toprağa

Dostlar gibi kaynaştı

Savaş bitti

Ölenler kaldı sağlar gitti

Köylü köyüne döndü evli evine

Kır çiçekleri geldiler akın akın

Çekilen askerlerin yerine

Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar

Kilim kilim yayıldılar toprağa

Siper siper

Toprağın savaş yaralarını örttüler

Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine

Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine

Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle

Silah yerine sapan tutan elleriyle

Geri aldı savaş alanlarını doğa

Can geldi toprağa silindikçe kan izleri

Yeryüzünde cennet oldu öylece

O cehennem savaş yeri

Şimdi Çanakkale Gelibolu

Bahçe bahçe

Ülke ülke

Mezar dolu

Üstü cennet altı mezar

Çanakkale toprağının

Kavga bitirmiş mezarlarda

Kaynaş olmuş yiten canlar

“Huzur içinde uyusun”

Vuruştukları topraklarda

Kavgadan kinden uzakta

Yanyana dostça yatanlar

BÜLENT ECEVİT

Merhum Başbakanımız Bülent Ecevit'e engin ve ebedi saygılarımla

Allah rahmet eylesin.

Bu yazı 888 defa okunmuştur.