Ülkücü camiayı, bu kadar sıkıştırmak, faciayı beraberinde getirir.
Belki bilmezsiniz, bilen biri olarak söylüyorum, bu gençlik hareketini,sıradan gösteri güçleri ile karıştırmamak elzemdir.
Bu hareket, savaşta komutan postası ve ya habercisi değil, cepheye koşan harekettir.
Bu hareketin gençliği snop değil,fakirdir.
Bu hareketin gençliğine, saygısızlık, hadsizlik,kendini değersiz hissettirme gibi projeler uygulanmaz uygulanamaz.
Bu çocukları daha iyi anlamak için,Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'na baktığınız kadar, Deniz Gezmiş'e bakın..
Neden Deniz Gezmiş dedim.!
Deniz, bu ülkede Amerikan emperyalizmine karşı örnek gösterilirken,Rusya yanlısı olmakla suçlandı.
Rusya yanlısı olmak, dinsizlik ile eş değerdi.
Rusya tehlikesi bize, Amerikanın uygun gördüğü islâmî bilgimle yoğun din adamları ve dinciler getirdi.
Kısaca biz, hiç bir zaman biz olamadık.
Bütün bu cehennemin içinden çıkmış, büyük oyunu görmüş, dindar mütedeyyin ülkücü ve milli görüşçü ve ya solcu gençleri çarpıştırmaya yönelik bu oyunu görüp hareket edelim..
Akıl odur ki dağın arkasını görendir.
Başkasının kurduğu oyunda, oyun kuralı değiştirmek Türk milletini aciz ve zavallı duruma, oyunu kendimiz kurmamız ise, başarıya götürür.
Ve unutulmamalıdır ki;
Sahip olduklarınız,bu gençliğin, canı, kanı hayatı bedel verilerek alınmıştır.
Allah'a din öğretenler, şimdi ülkücülere millet sevgisi öğretmeye yeltenmiştir...
Asil Türk milleti, bir daha asla klavuzu kargadan seçmemelidir.
Ülkücü hareketin başında kim olduğu kadar, islam halifesi Ömer'e gömlek hesabı soran sahabe gibi,ülkücüler de önemlidir.
Sakın olaki, bir ülkücünün burnunun kanamasına müsaade etmeyin.
Tekrar söylemekte fayda var, ülkücü hareketi, meydanların slogancı gösteri palyaçoları ile karıştırmadan, saygı çerçevesinde vakar ile anlamalıdır.
