Avcı toplayıcı olmaktan çıkıp üreten olmaya başlayan insanoğlu birlikte yaşamaya başlamış, birlikte yaşarken de ortak sorunları konuşacak yer olarak oluşturmuşlar agorayı.
Şehirleşmenin kaynağı ise tarımsal ürünle başlayan üretimdir. Zaman içinde önce konutlar, konutların arasında yaşayanların buluştukları alanlar, dini ibadet yerleri, alışverişlerin yapıldığı ticarethaneler bir arada çoğalıp köyleri, şehirleri oluşturmuşlar.
Binlerce yıldır yaşam mekanlarının evden sonra en önemli yeri olarak görülmüş ve kullanılmıştır meydanlar. Üretim ilişkilerinin görece basit olduğu yıllarda felsefe dahil birçok konunun tartışıldığı meydanlar üretim çeşitliliği arttıkça ve buna bağlı olarak üretilenin bölüşüm sorunları çoğaldıkça, meydanlarda toplanan kent halkının büyük kısmının üretici olan emekçiler olduğu da düşünüldüğünde bu meydanlarda öncelikle emeğin ve özgürlüklerin konuşulması öne çıkmıştır.
Paris’te Concorde Meydanı, Moskova'da Kızıl Meydan, Pekin'de Tiananmen Meydanı, Kahire’de Tahrir Meydanı, Tahran’da Özgürlük Meydanı ve İstanbul'daki Taksim Meydanı gibi şehrin temel noktaları olan meydanlar kendilerini doğuran toplumun sorunlarının konuşulduğu gösterilerin yapıldığı yerler olarak insanlık tarihinin hafızasına işlenmiştir.
Binlerce yıldır insanoğlunun yaşadığı İstanbul'un meydanları da şehrin ve ülkenin sorunlarının tartışıldığı noktalardı. Sultanahmet, Beyazıt ve Taksim. Sırasıyla sayısız mitinge toplantıya ev sahipliği yapan bu mekanlar içinde yakın tarihimize ait birçok gösterinin merkezi olan Taksim haliyle hafızalarımızda bir adım önde.
1970'lerde ülkemizde günümüze göre özgürlük ortamı içinde gelişen emekçilerin hak arama ve elde etme mücadelesi, 1 Mayıs 1977'de emekçilerin işçi bayramı kutlamalarında bu mücadeleden hoşlanmayanlarca kana bulanmış ve Taksim Meydanı sıradan bir meydan olmanın ötesine geçmiştir.
Takvimler 2013 yılını gösterdiğinde ise Taksim Meydanı Gezi Olaylarıyla halkın düzene hoşnutsuzluğunun dünyaya örnek olacak barışçıl tepkilerin doruk noktası olarak bir kez daha anıtlaşmıştır.
Mevcut sistemin aktörlerinin bu tip olaylardan ürkmesinin çaresizliği yönetenlerin düşünsel eksiklikleriyle birleşince Taksim Meydanının, meydan olmaktan çıkarılması fikri bulabildikleri çözüm olmuştur.
2015 yılından itibaren Taksim'i meydansızlaştırmak için Cami inşaatına başlanmış, bunun yanında trafik yer altına çekilerek meydan işlevsizleştirilmeye ve meydanda boşalan alanlara sık sık kısa süreli sergi satış yerleri yerleştirilerek meydansal özellikleri unutturulmaya çalışılmıştır.
1 Mayıs 1977'den sonra Türkiye tarihinin o güne kadar gerçekleşmiş en büyük mitingini 3 Haziran 1977'de düzenleyen CHP'nin adayının İstanbul Belediye Başkanlığını 2019 yılında kazanmasının ardından Taksim Meydanı için tekrar "Kamusal Meydan" olma şansı doğmuştur.
Bizler, Taksim'in tekrar meydan olmasını beklerken Belediye yönetimince Taksim Meydanı için bir yarışma düzenlendi ve İBB Yönetimi tarafından uygun görülen üç proje kamuoyunun önüne çıkarıldı. İstanbul'da yaşayanlar oylayacak ve uygun görülen bu projelerden biri Taksim'e uygulanacakmış.
İkametim İstanbul'da olmadığı için dört yüz yıldır İstanbul'da yaşayan bir ailenin çocuğu olarak İstanbul'da doğmama rağmen Taksim için oy kullanamıyorum. Buna rağmen İstanbullu bir mühendis olarak projeleri epeyce inceledim.
Görülen o ki bir yılı aşkın süredir İstanbul'u yöneten Belediye Başkanı ve ekibi kendini seçen emekçi çoğunluğun emek bayramı yerini, mevcut iktidarın tam da düşündüğü gibi "meydan" olmaktan çıkarıp "Park" yapmanın peşinde.
Sayın Belediye Başkanı gelecekteki ikbali uğruna sistem ile uzlaşmayı mı seçti, yoksa zaten fıtratı o kumaştandı da şartlar gereği ortanın soluna yanaşıp bu akıntıyla yol almaya mı çalışıyor bilmiyorum.
Bu projelerin hangisi uygulanırsa uygulansın sistemin istediği olacak ve Taksim "meydan" olmaktan çıkarak "park" haline dönüşecektir.
İBB yönetiminden bir ricam var. Projelerinize bu kadar güveniyorsanız, gelin Taksim Agoraya, "Meydan" kelimesinin hakkını verelim. Kamusal alanda özgürce tartışalım binlerce yıl öncesindeki gibi.
Taksim yaşadıklarıyla biçimlenmiş ve hukukunu "meydan" olarak şekillendirmiştir. Ülkeyi yönetenler ve onlarla iş birliği yapan yerel yöneticiler farkında olmasa da tarihsel süreçte Taksim'de mekânın kamusu oluşmuştur.
Taksim Meydanı için sizlere meydan okuyorum. Demokratsanız, anketinize dördüncü şıkkı ekleyin. Hiçbiri...
21.10.2020 - M. Şevket Atalay

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) başlattığı Taksim Meydanı Tasarım Yarışması’nda halk oylaması başladı.
Yurttaşlar T.C. kimlik numaralarıyla online şekilde oy kullanabilecek.
Numaraları ile oylanacak projeler, hazırlanan videolarla halka sunuldu. katılım için tıklayınız
https://istanbulsenin.org/meydan-oylama/taksim/

