Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 / 5

06 Mayıs 2020 - 10:43

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 / 5

İkinci Nedeni: Suriye’de PKK Denetiminde Bir Kürdistan’ın Kurulması

Suriye’den, özellikle de Kuzey Suriye’den 5.3 milyon Suriyeli’nin Türkiye’ye taşınması

ilk aşamada onların boşalttıkları yerin PKK’nın eline geçmesini ve orada bir PKK’istan

kurulmasını kolaylaştırmaktadır. PKK/YPG, işgal ettikleri alanlarda etnik temizlik

gerçekleştirmiştir. Ancak; Türkiye’ye gelenler sadece PKK/YPG’nin etnik temizlik ile işgal

ettiği alanlardan sürdükleri değildir. PKK/YPG’nin işgal ettiği bölgenin çevre alanlarından

da büyük göç gerçekleşmiştir. Böylece, PKK’istan’ın genişlemesinin önündeki etnik engel

de kalkmıştır.

Özetle emperyalizmin Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını istemesinin ikinci nedeni,

Suriye’nin kuzeyinde kurulması hedeflenen PKK’istan’ın önündeki Arap ve kısmen

Türkmen etnik duvarını yıkmaktır. Bir yandan “Beşar Esad’ı devireceğim” diyerek,

merkezi otoriteyi zayıflatıp PKK’ya yardımcı olunmakta, diğer yandan PKK’nın işgal ettiği

bölgelerdeki ve çevre bölgelerdeki insanları Türkiye’ye alıp PKK’nın bu bölgeleri elinde

tutmasını kolaylaştırılmaktadır.

Suriye’den ve diğer ülkelerden gelen kitlesel göçlerle ülkemizin demografik yapısı

nasıl değişmiştir ve Suriyelilerin vatandaşlık alarak kalması durumunda 20 yıl sonra

nasıl bir Türkiye demografisi oluşacaktır?

6 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

1. BÖLÜM

SURİYELİ SIĞINMACI SAYILARI ve NÜFUS

Kayıtlı Suriyeli Sığınmacı Sayısı : 3 Milyon 576 Bin 344 (30.01.2020)

Vatandaşlığa Alınanların Toplamı : 110 Bin

Kayıtlı Suriyeli Kürt Sayısı : 350 Bin

Kayıtsız Suriyeli Sayısı : 1 Milyon 300 Bin

Toplam: : 5 Milyon 326 Bin 344

Diğer Uluslar: : 1 Milyon 400 Bin

*Türkiye, Orta Doğu’daki her 3 sığınmacıdan 2’sine ev sahipliği yapmaktadır.

KAYITLI SURİYELİLER

2020 2040

3.9 Milyon 11.3 Milyon

KAYITLI VE KAYITSIZ SURİYELİLER

2020 2040

5.3 Milyon 15.3 Milyon

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 7

2040 Yılında Bazı İllerimizde Suriyeli

Nüfus Sayısı Projeksiyonu

Mevcut Doğum Oranlarına Göre 2040 Yılında

 Şehirlerimizdeki Türk Nüfusun Sayısı

KAYITLI KAYITLI ve KAYITSIZ

2020 2040 2020 2040

Şanlıurfa 429.921 1.240.752 680.000 1.962.732

Gaziantep 453.379 1.308.452 653.000 1.884.558

Kilis 115.898 334.482 167.000 481.962

Hatay 440.375 1.270.922 640.000 1.847.040

Adana 242.120 698.758 352.000 1.015.872

Mersin 206.752 596.686 407.000 1.174.602

2020 NÜFUSU 2040 NÜFUSU

Adana 2.237.940 2.627.341

Şanlıurfa 2.073.614 3.008.813

Gaziantep 2.069.364 3.093.699

Mersin 1.840.425 2.449.605

Hatay 1.628.894 2.062.180

Kilis 142.490 143.629

8 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

Mevcut Doğum Oranlarına Göre

2040 Yılında Şehirlerimizdeki Toplam Nüfus

(Suriyeli Sığınmacılar Dahil)

2040 Yılında Şehirlerimizdeki Suriyeli Oranı

2040 KAYITLI SURİYELİLER

VE TÜRKLERİN TOPLAM

SAYISI

2040 KAYITSIZ

SURİYELİLER VE TÜRKLERİN

TOPLAM SAYISI

Adana 3.326.099 3.643.213

Şanlıurfa 4.249.565 4.971.545

Gaziantep 4.402.151 4.978.257

Mersin 3.046.291 3.624.207

Hatay 3.333.102 3.909.220

Kilis 478.111 625.591

2040 KAYITLI SURİYELİLERİN

TÜRK NÜFUSU İÇİNDEKİ

ORANI

2040 KAYITSIZ

SURİYELİLERİN TÜRK NÜFUSU

İÇİNDEKİ ORANI

Adana %21 %28

Şanlıurfa %30 %39,5

Gaziantep %30 %38

Mersin %20 %32,5

Hatay %38 %47

Kilis %70 %77

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 9

Suriyelilere 2012-2019 yılları arasında toplam 58.2 milyar dolar harcama yapılmıştır.

2015-2019 yılları arasında AB’den 3.3 milyar dolar ile BM’den 3.8 milyar dolar olmak üzere

7.1 milyar dolarlık finansal desteğin Türkiye’deki geçici korunan Suriyelilere tamamen

geldiği bilinmektedir. Buna karşılık AB’den 3.3 milyar dolarlık ikinci dilim fonun gelip

gelmediği, geldi ise ne kadarlık kısmının geldiğinin bilinmemesinden dolayı ve BM’den

2.1 milyar dolarlık kısmının 2020-2021 yılında geleceği beklentisi ile hesaplamaya dahil

edilmemiştir.

Buna göre 2012-2019 yılları arasında Türkiye’deki geçici korunan Suriyelilere 58.2 milyar

dolar harcama yapıldığı, bunun 7.1 milyar dolarlık kısmının uluslararası alanlardan geldiği

düşünüldüğünde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yaklaşık olarak 51.1 milyar dolarlık bir

harcama yaptığı ortaya çıkmaktadır.

HESAPLANABİLEN VE HESAPLANAMAYAN MALİYETLER

TOPLAMI ŞU ŞEKİLDEDİR:

Toplam hesaplanan maliyet : 58.2 milyar dolar

AB’den gelen fonlar : 3.3 milyar dolar (3 milyar Avro)

 (Taahhüt edilen 6.6 Milyar Dolar)

BM (3RP)fonu : 3.8 milyar dolar

TÜRKİYE’NİN NAKDİ OLARAK BÜTÇESİNDEN ÇIKAN

TOPLAM PARA

47.8 milyar dolar

Kayıt Dışı İstihdamdan Dolayı Vergi Kaybı

8.5 Milyar Dolar (Tahmini Vergi Kaybı)

1. SURİYELİ SIĞINMACILARIN TÜRKİYE’YE

EKONOMİK MALİYETİ (SURİYELİ SIĞINMACILARIN

HESAPLANAMAYAN PARASAL MALİYETLERİ)

2. BÖLÜM

SURİYELİ SIĞINMACILARIN NEDEN

OLDUĞU SORUN ALANLARI

10 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

*56.3 milyar Doların içine hesaplanamayan maliyetler (kapanan iş yerleri, kurumlar

vergisi bedelleri, üretim kayıpları vs.) de ilave edildiğinde toplam maliyetin 80 milyar

dolara yaklaşacağı tahmin edilmektedir.

AB tarafından 3 milyar Avro’luk fonun Sosyal Uyum Programı(SUY) kapsamında 2019

yılından itibaren 1.2 milyon geçici korunan Suriyelilere aylık nakit transferi ve diğer

projelere kaynak aktararak kullanılmaya başlanıldığı beyan edilmektedir

Geçici korunan Suriyelilere yönelik BM, WHO, FAO gibi uluslararası örgütlerden de

aktarılan yardımlar bulunmaktadır. Bu plan kapsamında koruma, eğitim, sağlık, temel

ihtiyaçlar, geçim kaynakları ile gıda güvenliği ve tarım başlıkları adı altında Türkiye’deki

geçici korunan Suriyelilere fon aktarımı yapmaktadır. Bu fon kapsamında geçici korunan

Suriyelilere yönelik 2015-2019 yılları arasında yapılan yardım miktarı toplam 3.8 Milyar

Dolar civarındadır.

i) Geçici Korunan Suriyelilerin Türkiye İşsizlik ve İstihdam Üzerine Etkileri

Türkiye’nin güneydoğu kesimleri başta olmak üzere, büyük şehirlerde iş gücü arzında

büyük bir artış yaşanmış ve işçi ücretleri oldukça düşmüştür. Bu durumun en büyük sebebi

ise, öncelikle gelen geçici korunan Suriyelilerin kayıt dışı çalışmayı kabul etmeleri ve

sadece günlük geçimlerini sağlayacak kadar ücret talep etmelerinden kaynaklanmaktadır.

Özellikle düşük ücret talep etmeleri veya hiç ücret talep etmedikleri(barınma ve gıda

harcamaları karşılanması karşılığında) için yerli iş gücünü olumsuz etkilemekte ve her

geçen yıl kalifiyesiz işgücündeki işsizlik oranını artırmaktadır.

TÜRKIYE’NIN HESAPLANABILEN TOPLAM PARASAL KAYBI

47.8 Milyar Dolar + 8.5 Milyar Dolar =

56.3 MİLYAR DOLAR

A) Geçici Korunan Suriyelilere Harcanan Milyarca Doların,

Türkiye’nin “İstihdam ve İşsizlik”, “Enflasyon”, “Fiyatlar”

Üzerine Etkileri

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 11

“2019 yılı itibariyle kayıtlı çalışan ve çalışma izni alan

Suriyeli sayısı 31.185’tir.”

Türkiye’deki 3.7 milyon geçici korunan Suriyelinin, yaklaşık 2.1 milyon kişisi çalışabilir

niteliğe sahiptir. Bunların neredeyse tamamı, eski ismiyle SSK yeni ismi ile 4A kadrosunda

yer alan Türk işçilerinin çalışma alanlarında istihdam edilmektedir.

Geçici korunan Suriyelilerin Türkiye’deki işsizliği yükseltmesinden dolayı katlanılan

maliyetin yanında bir de, kayıt dışı çalışmaları sebebiyle vergi kayıpları oluşmaktadır.

Kayıt dışı istihdam nedeniyle tahsil edilemeyen vergi ve sosyal güvenlik primleri bütçe

üzerinde yük oluşturmakta ve bütçe gelirlerinin azalmasına neden olmaktadır.

15-64 yaş aralığındaki istihdam içerisinde yer alabilecek geçici koruma kapsamındaki

Suriyelilerin Kasım 2019 itibariyle toplam sayısı 2 milyon 160 bin 251 kişi olarak

gözükmektedir.

“Türkiye’nin 2012-2018 yılları arasındaki 4A grubu işsiz

miktarındaki artış 537 bin kişidir.”

Türkiye’deki Toplam İşsiz Miktarındaki

Değişim (Bin Kişi)

 Kaynak: TÜİK

ŞANLIURFA,

DİYARBAKIR

GAZİANTEP,

ADIYAMAN,

KİLİS

HATAY,

K.MARAŞ,

OSMANİYE

ADANA,

MERSİN İSTANBUL

2012 42 84 107 143 570

2013 141 56 125 177 589

2014 153 60 142 150 688

2015 166 78 151 142 786

2016 175 118 146 151 869

2017 154 130 125 160 914

2018 206 112 158 168 839

2012-2018

fark 164 28 51 25 269

12 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

Tüm bunların ışığında geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin sadece %25’inin

(yaklaşık olarak 500 bin kişi) kayıt dışı şekilde istihdam edildiğini varsaymaktayız.

Kaldı ki bu oran var olan duruma göre oldukça düşüktür.

*Türkiye’de 2012-2018 yılları arasında işsiz kalan 4A grubu(vasıfsız) işsizlerin sayısı

(537 bin kişi) ile, kayıt dışı istihdam edilen Suriyeli sığınmacı sayısının denk olduğu

düşünüldüğünde ve Suriyeli çalışanların çok büyük bir çoğunluğunun vasıfsız işçi

olduğu göz önüne alınacak olursa Türk işçilerin işini Suriyelilere kaptırdığı ortaya

çıkmaktadır.

*Türkiye’deki çalışabilir niteliğe sahip geçici korunan Suriyelilerin sadece %25’inin

kayıtsız çalıştığı varsayımında; devletin 2012 ile 2019 yılları arasında yaklaşık 48,5

milyar TL gelir kaybına maruz kaldığı anlaşılmaktadır.

“Kayıtsız Çalışan Suriyeli Sığınmacılar Dolayısıyla Oluşan Yaklaşık

48,5 Milyar TL Vergi Gelir Kaybı”

Türkiye’de asgari ücret ile kayıtlı çalışanın işverene maliyetinin yaklaşık 3 bin TL ve bunun

yaklaşık 1000 TL’si işçi ve işveren payı olarak devlet tarafından kesinti olarak alındığını

varsayalım. Buna göre aylık SGK primi yaklaşık 175 dolara karşılık gelmektedir. Ancak

geçici korunan Suriyelilerin ekonomide kayıt dışı istihdam edilmesinden dolayı, elde

ettiği gelirden %14 SSK primini, % 1 işsizlik sigortası fonu primini, %15 Gelir Vergisini

ve ödenmesi gereken %7,59 Damga vergisini devlet alamamaktadır. Bu bağlamda,

Türkiye’deki çalışabilir niteliğe sahip geçici korunan Suriyelilerin %25’inin çalıştığı

varsayımında; devletin 2012 ile 2019 yılları arasında yaklaşık 48,5 milyar TL gelir kaybına

maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yıllık ortalama dolar kuru üzerinden hesaplanırsa

da, bu gelir kaybı 2019 yılı ortalama dolar kuru üzerinden yaklaşık 8.5 milyar dolara

karşılık gelmektedir.

ii) Geçici Korunan Suriyelilerin Türkiye’deki Fiyatlar Üzerindeki Etkileri

Geçici korunan Suriyeliler enflasyonu artıran bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır.

TÜFE’deki her artışın sebebini geçici korunan Suriyelilere bağlamak gerçekliği tam

olarak yansıtmasa da, yaşanan tüketim harcama artışları(özellikle gıda, konut, vb.) ülke

toplam talebinin daha fazla artmasına neden olmasından dolayı bir etkinin varlığı kabul

edilmektedir.

Geçici korunan Suriyelilerin ekonomik olarak şehirlerde yarattığı hissedilir ortak etki,

konut kiralarındaki artışlardır. Ev sahipleri açısından bakıldığında geçici korunan Suriyeliler 

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 13

bir fırsat yaratırken, Türk vatandaşı kiracılar için sorun oluşturmaktadır. Çünkü ev

sahipleri eski kiracılarını çıkarmaya zorlayarak evlerini daha yüksek fiyattan geçici

korunan Suriyelilere vermektedir.

Yukarıdaki tabloda Türkiye’de Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı illerdeki enflasyon

oranının, tüm Türkiye’deki enflasyon oranı ortalamasından daha yüksek olduğu ve

Suriyelilerin enflasyon artışına sebep olduğu (İstanbul hariç) görülmektedir.

Türkiye Genel Enflasyonu ve

Suriyelilerin Yoğun İllerdeki Enflasyon

Geçici Korunan Suriyelilerin Kira fiyatları Üzerindeki Etkileri

Türkiye-TR

Adana,

MersinTR62

Gaziantep,

Adıyaman,

Kilis-TRC1

Hatay,

Kahramanmaraş,

Osmaniye-TR63

Konya,

Karaman

-TR52

İstanbulTR10

Şanlıurfa,

DiyarbakırTRC2

2012 207.55 211.96 206.61 207.4 210.61 211.21 209.46

2013 223.91 228.22 227.27 222.13 227.23 229.01 224.94

2014 243.74 246.67 247.28 241.14 245.02 249.92 246.42

2015 263.11 265.81 268.37 258.94 265.12 270.72 267.86

2016 282.27 290.7 286.98 277.8 283.22 288.76 287.74

2017 313.88 325.16 323.96 311.68 318.34 320.06 320.18

2018 390.84 407.7 412.64 398.57 403.21 393.7 402.13

2019 427.04 450.19 442.73 427.78 435.45 431.12 444.74

Tüm dönem

Değişim % 105.7528 112.3938 114.2829 106.2584 106.7566 104.1191 112.3269

 Kaynak: TÜİK

 Kaynak: TÜİK

Türkiye Adana

Mersin

Gaziantep

Adıyaman

Kilis

Hatay

K.Maraş

Osmaniye

Konya

Karaman İzmir Şanlıurfa

Diyarbakır

09-Eylül 09-Eylül 09-Eylül 09-Eylül 09-Eylül 09-Eylül 09-Eylül

2012 291.60 355.37 304.28 308.7 348.12 284.59 309.11

2013 309.94 377.53 340.7 331.81 367.55 302.32 335.15

2014 332.79 405.54 393.77 353.44 396.64 322.49 358.95

2015 358.09 440.33 446.13 380.72 427.57 345.02 385.36

2016 390.14 480.83 492.64 410.99 469.34 369.68 421.03

2017 425.59 526.72 538.63 440.32 512.27 403.06 447.67

2018 468.29 581.17 586.23 472.11 567.16 449.7 485.66

2019 515.8 642.28 643.34 507.79 627.32 510.33 524.23

76.88615 80.73557 111.4303 64.49304 80.20223 79.32113 69.59335

14 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

Tablo incelendiğinde, 2012 ile 2019 yılları arasında konut fiyatlarındaki dönemsel değişim

oranı Türkiye genelinde 76.88 olarak gerçekleşmiştir. Hatay, Kahramanmaraş ve 

Osmaniye’de konut kira artışları, Türkiye ortalamasının altında gerçekleşmiştir. Bunun

temel sebebi, bu üç ilde geçici barınma merkezlerinin bulunması ve özellikle Hatay

bölgesinde Suriyelilerin konut satın alarak kiralara baskı yapmamasıdır. Ancak geçici

korunan Suriyelilerin yoğun yaşadığı iller göz önüne alındığında, en yoğun yaşandığı

bölge olan Gaziantep, Kilis ve Adıyaman illerinde konut fiyatlarının Türkiye ortalamasının

çok üzerinde olan 111.43 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum geçici korunan Suriyelilerin

yoğun yaşadığı illerde konut fiyatları başta olmak üzere en temel harcama gruplarındaki

fiyat artışlarını tetiklediğini göstermektedir. Bazı illerde mülk sahibi oldukları için kira

artışına baskı yapmamaktadırlar.

Geçici Korunan Suriyelilerin

Kira Fiyatları Üzerindeki Etkileri

2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019* Toplam

İstanbul 25434 23109 21238 18.792 18478 18944 19432 17585 163012

Gaziantep 515 537 505 404 468 501 507 492 3929

Hatay 1193 569 432 354 423 585 448 407 4411

Şanlıurfa 594 269 220 221 205 186 240 308 2243

Adana 1548 1315 1093 906 768 804 860 765 8059

Mersin 934 874 830 667 753 831 658 697 6244

Kilis 76 33 29 24 25 30 28 28 273

Konya 1149 983 1038 860 806 767 933 743 7279

Kahramanmaraş 366 315 427 330 302 240 331 265 2576

Osmaniye 185 175 146 115 124 73 129 121 1068

Diyarbakır 374 277 292 240 260 207 209 214 2073

Adıyaman 121 144 165 104 128 94 120 122 998

 *2019 Aralık Ayı hariç

Kaynak:https://www.tobb.org.tr/BilgiErisimMudurlugu/Sayfalar/KurulanKapananSirketistatistikleri.php

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 15

Türkiye’de İstanbul başta olmak üzere etkin bir Suriye mafyası oluşmaya başlamıştır.

Suriye mafyası ülkemize cesaret artırıcı ve uyanık tutan, kokain benzeri olduğu söylenen

sentetik bir uyuşturucu sokmaktadır. Suriye iç savaşının bütün yıkıcılığını yaşayan, klinik

depresyona sürüklenen insanlar bu şebekenin en büyük insan kaynağı olmaya aday.

Ayrıca ülkemizde eğitimsiz, umutsuz, köksüz kalan 600 binden fazla Suriyeli çocuk da bu

şebekenin kullanabileceği kaynaklardan biri. Bu çocukların aidiyet duygusu yok. Aidiyet

duygusunun olmaması, kaygı bozukluğunu, travmayı tetikliyor. Kendi aidiyet duygusu

olmayan kişiler yaşadığı travmayı başkasına yaşatarak aşmayı deniyor. Bu ruh hali şiddet

için en uygun ortam. Özetle, Suriyeli gençlik mafya ve terör örgütlerini besleyecek büyük

bir kaynak oluşturuyor.

Kendi aralarında Arapçanın değişik lehçelerini konuşan ve polisin teknik istihbaratından

büyük ölçüde kaçabilecek olan bu Arap mafyası, Türkiye’yi Orta Doğu ile Avrupa arasında

transit haline getirecektir. Polisin giremediği mafya ve gizli örgütlere ev sahipliği yapan

büyük gettolar büyük şehirlerimizde oluşmaya başlamıştır. Bu değişkenlerin hepsi, büyük

uyuşturucu pazarı için bütün şartları bir araya getirmektedir.

Terörizm ve uyuşturucu ticareti iç içe geçmiş bir süreçtir. Türkiye-Suriye sınırında yerleşik

terör yapılarının da kendilerine kaynak yaratmak içim bu illegal ticaretin dışında kalması

beklenemez. Nitekim Cerablus-Afrin hattı ve altında üretimi eroinden daha kolay olan

kaptagon adlı uyuşturucu hap üretilmeye başlanmıştır. Bu uyuşturucu hem Türkiye’ye

sokulmakta hem Türkiye üzerinden deniz yolu ile Arap ülkelerine dağıtılmaktadır.

Ülkemizde 5.3 milyon Suriyelinin olduğu düşünülecek olursa Suriye mafyası uyuşturucunun

taşınması ve dağıtımı süreçlerinde hiç zorlanmayacaktır.

Bunun da ötesinde Suriyeliler ile ilgili suç oranları hükümet yetkilileri tarafından bilinçli

şekilde gizlenmektedir. Hapishanelerdeki Suriyeli mahkûm sayıları 4 bine yaklaşmıştır.

Suriyeliler ile birlikte özellikle dilencilik, hırsızlık, taciz ve şiddet olayları artmaktadır.

a) Türkiye’de Yeni IŞİD’ler Ortaya Çıkıyor

Yanlış Suriye politikasının sonucunda IŞİD, El Nusra ve benzeri selefi sözde cihatçı

terör örgütleri ülkemizin başına bela olmuştur. Selefi cihatçı örgütler Türkiye’de

2011 sonrasında hızla büyüyen bir altyapı oluşturmaya başlamışlardır. Bu altyapı

2015/16’ya kadar AKP iktidarı tarafından Esad’a karşı savaşa destek oluyorlar

2. SURİYELİ SUÇ ÖRGÜTLERİ VE EROİN MAFYASI

16 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

gerekçesi ile hoş görülmüş hatta desteklenmiştir. İktidar selefi sözde cihatçı

örgütlerin; vatansız, emperyalizmin kullanımına açık, İslam kültürü düşmanı yapılar

olduğunu görememiştir. IŞİD’in gerçekleştirdiği Ankara’daki gar bombalanmasında 125

kişi hayatını kaybetmiştir. Gaziantep’te düğünü bombalayarak çoğu çocuk 53 kişiyi

katletmişlerdir. IŞİD’li teröristler, Atatürk Havalimanı baskınında 42 kişiyi katletmiş,

238 kişiyi yaralamıştır. Selefi terörizminin Türkiye için oluşturduğu tehdidi gören

PKK/YPG, Suriye’de yakaladığı IŞİD mensuplarını Türkiye sınırına getirmekte ve

serbest bırakmaktadır. Selefi terörizmi tehdidinin büyüklüğü maalesef ülkemizde

anlaşılabilmiş değildir. Suriye iç savaşının radikal selefi unsurları Türkiye’deki mevcut

örgütlenmelerini Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de kalması durumunda çok daha güçlü

hâle getireceklerdir. Türkiye’de kalan Suriyeliler IŞİD ve El Nusra gibi cihatçı selefi

ve emperyalizm tarafından kullanılmaya müsait örgütler için örgütlenme ve eleman

devşirme zemini oluşturacaklardır.2 Üstelik Türkiye’deki 2. ve 3. nesil Suriyeliler

arasında radikalleşme Türkiye’ye gelen Suriyeli anne-babalardan daha güçlü olacaktır.

Radikalleşme ve terör örgütleri üzerinde çalışan ilahiyatçı Prof. Dr. Hilmi Demir’in

bu konudaki tespiti çok önemlidir. Demir, Avrupa’daki deneyimden bahsederken ilk

nesil sığınmacılar/mülteciler geri gönderilme tehdidi ile suça daha mesafeli dururken,

vatandaşlık alan, oturma izni alan 2. ve 3. nesil kuşaklar yaşadıkları toplumun parçası

olamama, gettolaşma, refahtan pay alamama gibi nedenlerle hınç ve öfke patlaması

yaşamaktadır tespitini yapmaktadır. Böyle bir zemin IŞİD ve El Nusra gibi örgütler

için çok verimli bir zemin oluşturacaktır. Bir süre sonra bu unsurlar Türkiye’de yabancı

istihbarat servislerinin tetik çekmesi ile selefi cihatçı şiddet eylemlerine imza atacaklardır.

Türkiye’de selefi cihatçı örgütlenmeler güç kazanacaktır. Türkiye, yeni bir selefi-cihatçı

terör dalgasının hedefi olmanın ötesinde, merkezi de olacaktır.

b) Hanefi-Maturidi Çizgiden Selefi Çizgiye Kayış Tehdidi Ortaya Çıktı

Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de kalması durumunda Türk-İslam kültürü büyük bir aşınma

ile karşı karşıya kalacaktır. Zaman içinde Hanefi-Maturidi çizginin yerini, selefi cihatçı çizgi

almaya başlayacaktır. Nitekim son yıllarda bu konuda olumsuz gelişmeler görülmektedir.

İlahiyat fakültelerine bile Suriyeli ilahiyatçılar aracılığı ile selefi cihatçı çizgi sızmaya

başlamıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı bin civarında Suriyeliyi “İslam alimi ve ilahiyatçı”

diyerek istihdam etmek için harekete geçmiştir.3

 Afgan göçmenlerin Pakistan’da din

anlayışını değiştirmesi ve radikalleştirerek sertleştirmesi sürecinin bir benzeri Türkiye’de

yaşanacaktır.

2

 Jürgen Elsasser, Batılı Gizli Servislerden İŞİD’e Giden Yol, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2015.

3

 Metin Aydoğan, Suriyelileri Türkiye’ye Kim, Neden Yolluyor?

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 17

c) Artan Fuhuş

Ensar-muhacir edebiyatı yapanlar, fuhuşun Suriyeliler ile birlikte nasıl yayıldığını gözden

kaçırmaya çalışmaktadır. Bu, Suriyelilerin bir ahlaki sorunu değildir. Açlığı aşmak için

satacak bir şeyi kalmayanların vücutlarını satmalarıdır. Fuhuşun olduğu yerde kaçınılmaz

olarak mafya devreye girmekte ve organize suç oluşmaktadır. İstanbul’un en lüks

semtlerinde caddelerin kenarları Suriyeli fahişeler ile dolmuştur. Suriyelilerin yoğun

olduğu illerde erkek çocuklarının fuhuşa gitmeleri 14 yaşına kadar düşmüştür. Cinsel

hastalıklar korkutucu ölçüde artmıştır.

d) Suriyeliler Toplumun Huzurunu Kaçırmaktadır

Türk halkı kültürel farklılıklardan dolayı Suriyeli sığınmacıları tehdit olarak

algılamaktadır. Kadınlarımız kendilerini Suriyelilerin çoğunlukta olduğu yerlerde güvende

hissetmemektedir. Suriyeliler kaba ve saldırgan olarak algılanmaktadır. Büyük şehirlerde

kalabalık gruplar halinde dolaşan Suriyeliler, bölge halkı için tehdit oluşturmaktadır.

Toplumun huzurunu kaçıran sadece kaba ve saldırgan tavırlar değil, aynı zamanda

suç zeminine kayan kültürel uyumsuzluklardır. 11-12-13 yaşındaki Suriyeli kız çocukları

evlendirilmekte ve hamile kalmakta ve o şekilde okula gitmektedir. Gaziantep ve Kilis’te

15 yaşın altındaki çok sayıda “çocuk” doğum yapmaktadır.

e) Özellikle Arap İstihbaratları İçin Verimli İnsan Kaynağı

Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de kalmaları durumunda özellikle, Arap ülkelerinin

istihbarat servisleri için kolay devşirilebilecek sınırsız bir insan kaynağı ortaya çıkacaktır.

Suriyeli sığınmacıların büyük bir bölümü alt gelir gruplarına mensuptur. Türkiye’ye karşı

herhangi bir sadakat bağı ile bağlı değildir. Arapça bilmekte, Türkiye’de yaşamaktadırlar.

Bu tür insanların yabancı servisler tarafından devşirilmesi kolaydır. Arap servislerinin

Türkiye’de eleman devşirmeye başladığı haberleri gelmeye başlamıştır. “Arap servisleri

eleman devşirse ne olur?” şeklindeki bir soru hiç akıllıca olmaz. Suriye istihbaratının

Türkiye’de yaptığı bazı operasyonlara bu çalışmada değinilmiştir. Suudi servisinin

daha yakın zamanda İstanbul’da tanınmış bir gazeteciyi katletme cesaretini gösterdiği

düşünülürse Arap servislerinin ne kadar cüretkar olduğu anlaşılacaktır. 

18 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

Cumhurbaşkanı’nın ‘kalifikasyonu yüksek’ olarak nitelendirdiği Türkiye’deki Suriyeliler;

• %25’i okuma yazma bilmeyen, (bazı kaynaklara göre %33’ü okur yazar değil)

• % 62’si sadece okula gitmiş,

• % 88’i belli bir mesleği olmayan

çoğunlukla niteliksiz bir kalabalıktan ibarettir.

• Bu süreçte, Suriyeli çocukların pek çoğunun tarikat ve cemaat benzeri yapılar

vasıtasıyla eğitildiği bilinmektedir.

• Günümüzde, Temmuz 2019 verilerine göre, Suriyeli sığınmacıların % 46,4’ünü

okul çağındaki çocuklar oluşturmaktadır.

• Türkiye’deki Suriyeli öğrenci sayısı ise 655.075’tir.

• Mülteciler Derneğinin verilerine göre ise, %47 oranında 0-18 yaşında yani okul

çağında Suriyeli çocuk vardır.

• PICTES Projesi, MEB ile AB’nin başlattığı 500 milyon Avro bütçeli bir projedir.

300 milyon Avro, Suriyeli eğitiminde kalite yükseltme 200 milyon Avro da okul

inşaatı için verilmiştir. Ancak bu destek ihtiyacın ancak %10’unu karşılamaktadır.

• Türkiye, eğitime 5 yılda 8 milyar dolar, uluslararası kuruluşlar 418 milyon dolar

harcama yapmıştır.

• Okullaşamayan Suriyeli çocuklar; çocuk işçiliği, suça sürüklenme, çeteleşme,

madde bağımlılığı, ihmal-istismar, çocuk yaşta evlilik ve anne olma, akran zorbalığı,

dışlanma, ayrımcılık vb. risklerle karşı karşıyadır. Bir kayıp kuşak oluşmaktadır.

• Bu durum ülkemiz için kurulmuş bir saatli bomba etkisine dönüşebilme potansiyeline

sahiptir.

• 8 Ocak 2018 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile Geçici Koruma Yönetmeliğine

Eğitim Hizmetleri başlığı altındaki maddeye psiko-sosyal destek tanımı eklenmiştir.

• Suriyeli çocuklarla aynı okul ve sınıflarda okumak durumunda kalan okul çağındaki 10

milyon 212 bin 683 Türk öğrencinin bu durumdan olumsuz etkilendiği muhakkaktır.

• Yerel halk, Suriyelilerle komşu olmak istemediği gibi, çocuklarının da Suriyelilerle

oynamasını istememektedir.

• Ankara’nın Mamak ve Altındağ ilçelerinde Suriyeli öğrencilerin olduğu ilköğretim

öğretmenleriyle yapılan görüşmelerde, en temel sorun olarak iletişimsizlik ön

plana çıkmıştır.

3. SURİYELİ SIĞINMACILAR VE EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ

SORUNLAR

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 19

• Suriyeli çocuklar, öğretmenleri ve akranlarıyla iletişim kuramamakta, ders ve

oyunlara katılamamaktadırlar.

• Görüşülen okullardaki Suriyeli çocukların pek çoğunun öz bakım becerilerinden

yoksun oluşları nedeniyle, Türk öğrencilerin bu çocukları öğretmenlerine sürekli

şikâyet ettikleri belirtilmiştir.

• Öğretmenler, Suriyeli çocukların sürekli endişeli olduklarını ve akranlarıyla

sorunlarını, ülkelerinde gördükleri ve yaşadıkları doğrultusunda, şiddet kullanarak

çözmeye çalıştıklarını belirtmektedirler.

• Öğretmenlerinden para dilenen, bahçedeki kedinin başını taşla ezip öldüren Suriyeli

çocuklar bile bulunmaktadır.

• Öğretmenler, Suriyeli çocukların sosyalleşemediklerini, yaşlarıyla orantılı motor

koordinasyon gerektiren hareketleri yapamadıklarını belirtmişlerdir.

• Temel becerileri kazanan Türk öğrencilerde Suriyeli çocukların gelişinden sonra

davranış bozuklukları ortaya çıkmış ve başarıları düşmüştür.

• Öğretmenler, Suriyeli çocuklarla aynı sınıfta okumak zorunda olan Türk öğrencilerde

de şiddet eğilimlerinin arttığını gözlemlemişlerdir.

• Yapılan bir çalışmada, Suriyeli ilköğretim okulu öğrencilerinin resimlerinin %80’inde

helikopter, bomba, silah olduğu ve savaşın etkilerini hala yaşadıkları görülmüştür.

• Bugün, bu tür davranışları gösteren Suriyeli çocuklarla birlikte eğitim gören 6-15

yaşlarındaki Türk çocuklarının 2026-2035 yıllarında üniversiteden mezun olup,

iş hayatına atılacakları ve aile kuracakları düşünüldüğünde, bugün yaşadıkları

travmalar nedeniyle Türkiye, kendine güveni olmayan, tedirgin ve şiddete meyilli

bir kayıp kuşak tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu kuşak geleceğin mafya mensupları,

selefi terörist Arap milliyetçi örgütleri

• Suriyelilerin göç ettikleri yere uyum sağlamaları beklenirken, Türkler onlara uymuş;

kızlar etek boylarını yerlere kadar uzatmış, erkekler sakal bırakmayı tercih etmiştir.

Bu etkilenme ülkede önemli bir kimlik sorunu yaratmaktadır. Araplaşma dönüşümü

şimdiden başlamıştır.

• Eğitimde Türk ve Suriyeli öğretmenler ortak görev almalı, düzenleme 40 öğrenciye

bir öğretmen düşecek şekilde yapılmalıdır.

• Okullaşamayan Suriyeli çocuklarla ilgili il bazlı haritalandırma yapılmalı ve buna

ilişkin özel politikalar belirlenmelidir.

• Müfredatta eğitim hedefine yönelik olarak, önce yaşamı sürdürme, ardından insan

hakları, barış ve değer boyutu eğitimleri verilmelidir. 

20 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

• MEB müfredatı uzman ve akademisyenlerle, yeniden düzenlenmeli, bunun için

uluslararası finansal destek sağlanmalıdır.

• Eğitimden uzak kalmış ara sınıf öğrencileri ve okullaşamayan çocuklara Türkçe

öğretilmeli ve uzaktan eğitim programları tasarlanmalıdır.

• Çocuklar ve gençler tarikat-cemaatlerin elinden alınmalı, eğitim faaliyetleri MEB

tarafından yapılmalıdır.

Göçün meydana getirdiği toplumsal ve ekonomik sorunların yanında toplum sağlığı

da olumsuz yönde etkilenmektedir. Eski çağlarda ticaret yapan, çok gezen tacirler ile

düşünce, fikirler ve dinler yayıldığı gibi mikroplar da yayılmaktadır. Örneğin Avrupa’yı

kasıp kavuran büyük veba salgının sebebi Ukrayna'da ticaret yapan Cenevizli tacirlerdir.

1347-1351 arasında Avrupa'da 25 milyon kişinin ölmesine yol açan ve Çin ve Orta Asya'da

başlayan veba, Kırım'daki bir Ceneviz ticaret merkezini kuşatan Kıpçak ordusunun,

vebalı cesetleri mancınıkla kentin içine atmasıyla hastalığa yakalanan Cenevizli tacirlerle

Avrupa'ya taşındı ve 25 milyon insanın ölümüne sebep oldu.

4. SURİYELİ SIĞINMACILAR VE TÜRK SAĞLIK SİSTEMİ

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 21

Amerika kıtasında soykırıma mikroplar sebep oldu.

İşgalciler Amerika kıtasını işgal ettiklerinde, savaş ve organizasyon gücü yanında

daha önce karşılaşmadıkları yeni mikroplardan dolayı kitlesel ölümler yaşanmış ve

eski medeniyetleri tarihten silmiştir. Avrupalılar Aztek, Maya ve İnka medeniyetlerini

silah dışında Avrupa’dan getirdikleri tifüs, grip, kızamık ve çiçek mikroplarla da yok

etmişlerdir. Bu soykırım tarihteki “Biyolojik Silah”ın ilk örneklerindendir.

Ülkemize gelen Suriyeliler başlangıçta sadece sınır illerinde kamplarda yaşamakta iken

savaş süresi uzadıkça ve gelen sayısı arttıkça kamplardan çıkıp diğer illere giderek kendi

imkânlarıyla buldukları yerlerde yaşamaya başlamışlardır. Suriyeli mültecilerin yaklaşık

230 bini kamplarda, geri kalan büyük kısmı kamp dışında yaşamaktadır

Türkiye’ye Giriş Yasağı

Kamu sağlığı açısından tehdit oluşturma ihtimali açısından ülkeye girmesi tehlikeli

bulunan kişiler hakkında ülkeye giriş yasağı kararı verilebilir. Girişinin yasaklanması

durumu Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ve valiliklerin yetkisinde bulunmaktadır. Ülkeye

girişin yasaklanması işlemi bu kurumların kararları doğrultusunda uygulanır. Yasak

en fazla 5 yıl sürelidir. Ancak hakkında ülkeye giriş yasağı kararı bulunan kişi ya da

kişiler Türkiye’nin kamu düzeni, kamu sağlığı veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit

yaratma potansiyelindeyse, Göç İdareleri Genel Müdürlüğü bu kişiler hakkındaki ülkeye

giriş yasağı süresini en fazla 10 yıl daha uzatabilir. 5237 sayılı kanun 54.maddesi d bendi

kamu düzenini veya kamu güvenliğini ya da kamu sağlığı açısından ciddi risk oluşturanlar

sınır dışı edilir.

Kentte Yaşayan Sığınmacılar

Konutlarda rutubet önemli bir sorundur ve astım, bronşit, alerji, kronik ağrı gibi hastalıklarla

ilişkilidir. Kalabalık yaşam hava yolu ile ve temas ile bulaşan iltihap hastalıklarının ortaya

çıkması ve yayılması için de bir risk oluşturmaktadır. Kamp dışında yaşayanların beslenme

bozuklukları, temiz suya ulaşma problemi ve temizlik malzemelerine ulaşım zorluğu gibi

problemleri de kampta yaşayanlara göre fazladır.

Sığınmacıların Sağlık Sorunları

Kötü hijyen, yetersiz beslenme ve yoksulluk nedeni ile enfeksiyon hastalıkları artmıştır.

En sık da bulaşıcı enfeksiyon hastalıkları artmaktadır. Bulaşıcı hastalıkların sebebi 

22 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

kötü hijyen, yetersiz beslenme ve yetersiz aşılanmadır. Güney illerimizde şark çıbanı

(leşmanya) sayısında artış yaşanmaktadır. Bir dönem Türkiye’de tamamen yok edilmiş

çocuk felci (polio) riskiyle sığınmacılar nedeniyle yeniden karşı karşıya kalınmıştır. Kızamık

vakalarında da artış söz konusudur.

SURİYE’DE AŞILANMA

Savaş öncesi-sonrası

Suriye savaş öncesi aşılanma oranı sağlık durumu ülkemize yakın iken savaşla hızla

bozulmuştur. Suriye’de 5 yaşın altında 3,2 milyon çocuk malnütrisyon (besin yetersizliği)

riski taşımaktadır ve 8 bin 600’ü akut malnütrisyondan muzdariptir. Nüfusun üçte ikisinin

temiz suya erişimi bulunmamaktadır. Savaş öncesinde bulaşıcı hastalıklara yönelik

bağışıklıma oranı yüzde 80 eşiğinin üstünde seyretmekteyken savaş ile birlikte bağışıklıma

oranı yüzde 45’e düşmüştür. Bu haliyle Suriye, DTP ve kızamık gibi en temel bağışıklama

alanlarında yüzde 50’nin altında seyreden Somali, Ekvator düzeyine düşmüştür.

2011’de Suriye’de yüzde 90 olan Polio (çocuk felci) aşılanma oranı 2012’de yüzde 68’e

düşmüş. Sığınmacılar kötü hijyen, beslenme yetersizliği, kalabalık ortamda yaşama nedeni

ile salgın hastalıklar için uygun ortam oluşturuyor. Kendi ülkelerinde aşı takviminin

gerisinde kalmış, kimliksiz, sağlık güvencesi olmayan çocuklar salgın hastalıklara karşı

savunmasız olmaktadır. Sonuç olarak aşı ile önlenebilir hastalıklarda gözle görülen bir

artış söz konusudur.

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 23

İstanbul'da verem arttı

Son 30 yılda ilk defa İstanbul'da veremli hasta sayısı arttı. Halbuki son 30 yılda sayı

olarak her geçen yıl azalıyordu. İstanbul'da hastalarımızın içinde yabancıların oranı yüzde

0,5'ten yüzde 8,7'ye çıktı. Bu son yılda artıştaki birinci neden, Suriyeli sığınmacılar oldu.

Türkiye verem konusunda 100 binde 20 oranıyla Avrupa'nın orta düzeyindeki bir ülke.

Ancak son 10 yılda yapılan araştırmalar Suriyeli sığınmacılar verem sıklığının arttığını

gösterdi. 2005 yılında binde 5 olan tüberküloz sıklığı yüzde 3,6'ya çıktı. Veremli bebek

doğma oranı ise yüzde 8,7'i buldu.

Sığınmacı Kadınların Sağlık Sorunları

Sığınmacı kadınlarda beslenme bozuklukları, anemi, sıtma, solunum yolu enfeksiyonları,

HIV/AIDS dahil, CYBE(cinsel yolla bulaşan enfeksiyon), fiziksel ve cinsel şiddet,

istenmeyen gebelikler, riskli gebelikler, düşükler, doğum komplikasyonları, Kr. hastalıkların

komplikasyonları, depresyon, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları ve post-travmatik

stres bozukluğu gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.

Sağlık Sektöründe Dil Sorunu

Dil sorunu iletişimi zorlaştırmakta, bu yüzden de kamu ve özel hastanelere Arapça

bilen tercüman istihdam edilmektedir. AFAD, Arapça İngilizce bilen Suriye uyruklu

tercümanlar devlet hastanelerinde memur olarak AFAD tarafından istihdam edilmektedir.

Özel hastanede ve Suriyeli müşterisi olan eczanelerde de Arapça bilen eleman

bulundurulmaktadır.

Sağlığa Erişim Zorlaşıyor

Bu durum sonucunda sağlığa erişim zorlaşmakta, yoğunluk artığı için acil poliklinik yükü

artmaktadır. Doğum hastaneleri sığınmacı doğum hanesine dönüşmüş durumdadır.

Tedavi Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerce ücretsiz yapılmaktadır. Aşıları ve rutin

takipleri de sağlık ocakları tarafından ücretsiz yapılmaktadır. Türk vatandaşları muayene

olduğu zaman katkı payı ödenmekte, ilaca para vermekte veya emekli maaşından otomatik

kesilmektedir. Türk vatandaşları için her aşamada ücret alınırken sığınmacılara her

şey bedavadır. En pahalı aletler kalp pili vs. ve bypass, karaciğer ve böbrek nakli, ilik

nakli, diyaliz gibi pahalı operasyonlar tamamen ücretsiz olarak kamu hastanelerinde

yapılmaktadır. Türk vatandaşları her eczaneden ilaç alabilirken Suriyeli hastalar AFAD

ile protokol imzalamış eczaneden ilaçlarını alabiliyorlar. İlaçların en ucuz muadilini almak

ücretsizken, orijinal ilaç almak isterse fark ücreti ödemektedirler.

24 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

Uluslararası Hukuk : 1951 Cenevre Sözleşmesi

MÜLTECİ (REFUGEE)

“Irkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri

yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu

ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu

korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen; yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu

önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu

korku nedeniyle dönmek istemeyen şahıs ”

GÖÇMEN (MİGRANT)

Uluslararası Göç Örgütü (IOM):

“Bireyin hiçbir zorlamaya maruz kalmadan maddi ve sosyal koşullarını iyileştirmek,

kendileri ile ailelerine ilişkin yaşam koşullarını geliştirmek amacıyla başka bir ülkeye

hareket eden kişi/kişiler”

Türk Hukuku- 5543 sayılı İskân Kanunu:

“Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, yerleşmek amacıyla tek başına veya

toplu halde Türkiye'ye gelip bu kanun gereğince kabul olunanlardır.”

GÖÇMEN İLE MÜLTECİ ARASINDAKİ FARK

• Göçmenler ülkelerini kendi istekleri, bireysel kararları ile terk ederken,

• Mültecilerin ülkelerini terk etmeleri, kendi isteklerine dayanmaz,

• Göçmenler, mülteciler için geçerli olan uluslararası korumadan yararlanamazlar.

• Geçiçi Korunan-Geçici Koruma Altında Olanlar (Geçici Koruma Yönetmeliği)

• “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici

koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı

geçen yabancılara GEÇİCİ KORUMA sağlanabilir”

• Geçici koruma toplu halde verilen bir statü olup, bireysel bir statü değildir.

İkincil Koruma (YUKK) :

3. BÖLÜM

SIĞINMACILAR VE MÜLTECİLERLE İLGİLİ

HUKUKİ DÜZENLEMELER

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 25

Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya

ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm

cezası infaz edilecek, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye

maruz kalacak, uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım

gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak

olması nedeniyle, menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan

veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen kişiye verilen statüyü,

 TARİH GÖÇMEN SAYISI

•Türk-Yunan Mübadelesi 1922-1938 384.000- 407.000

•Rumeli Göçü 1923-1945 800.000

•Makedonya Göçü 1924-1953 305.000

•İran 1979 1.000.000 (Dünyaya dağıldı-Geri Dönüş Yaptılar)

•Afgan 1979-2019 169.00 (Kalan-Dünyaya dağıldı-Geri Dönüş Yaptı)

•Irak (Halepçe Katliamı) 1988 51.542 (Geri Dönüş Yaptılar)

•Bulgaristan 1989 345.000

•Irak 1991 467.489 (Geri Dönüş Yaptılar)

•Bosna 1992-1998 20.000

•Kosova 1999 17.746

•Makedonya 2001 10.500

TOPLAM : 3.593.277 ( 2.074.246 )

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 61

Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir

toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından

haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin

korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen

yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan,

oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye

statü belirleme işlemleri sonrasında mülteci statüsü verilir. 

26 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

Yabancılar ve Uluslararası Koruma K. m. 62

Şartlı mülteci:

Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir

toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından

haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin

korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen

yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan,

oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız

kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye

yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.

Geçici Koruma

Geniş ölçekli kitlesel sığınmacı akınlarında ve benzeri insani krizlerde bireysel bazda

statü tayini uygulanamaz ya da gerçekleştirilemez olduğu için geçici koruma statüsü

geliştirilmiştir.

Kosova krizi sürecince pek çok Avrupa ülkesi, Kosovalılar için mülteci statüsü uygulamayı

askıya almış ve sadece geçici koruma statüsü vermiştir.

Geçici Koruma Yönergesi m. 2(a)

• Geçici koruma menşe ülkesine dönemeyen ve üçüncü ülkeden ani, geniş kitlesel

akın halinde gelen veya pek yakında gelecek olan yerlerinden edilmiş kişiler için

istisnai karakterde, derhal ve geçici koruma sağlamayı içeren prosedür anlamına

gelmektedir.

• Yönerge geçici koruma süresini 1 yıl olarak belirlemiştir. Maksimum süre 3 yıldır.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma K. m. 91

• Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici

koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen

yabancılara geçici koruma sağlanabilir.

Geçici Koruma Yönetmeliği Geçici m. 1

• 28.04.2011 tarihinden itibaren Suriye Arap Cumhuriyeti’nde meydana gelen olaylar

sebebiyle geçici koruma amacıyla Suriye Arap Cumhuriyeti’nden kitlesel veya

bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen Suriye Arap Cumhuriyeti 

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 27

vatandaşları ile vatansızlar ve mülteciler geçici koruma altına alınırlar. Geçici

korumanın uygulandığı süre içinde bireysel uluslararası koruma başvuruları işleme

konulmaz.

• Bu kişilerden 20.03.2016 tarihinden sonra ülkemiz üzerinden düzensiz yollarla

Ege adalarına geçmiş olan Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşlarından ülkemize

geri kabul edilenlere koruma talep etmeleri halinde geçici koruma sağlanabilir.

• Geçici koruma Bakanlar Kurulu tarafından alınır (Yönetmelik m. 9(1)

• AB hukukundan farklı olarak geçici korumanın maksimum süresi belirtilmemiştir.

• Geçici koruma Bakanlar Kurulu kararı (CB kararı) ile sona erdirilir (Yönetmelik m.

11(1)).

Geçici Koruma Yönetmeliği m. 8

Geçici korumadan yararlandırılmayacak olan yabancılar

• 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 1(F) maddesinde belirtilen fiillerden suçlu olduğuna

dair ciddi kanaat bulunanlar

• Türkiye dışında hangi saikle olursa olsun zalimce eylemler yaptığını düşündürecek

nedenleri bulunanlar

• Yukarıdaki iki bentteki suç ve fiillerin işlenmesine iştirak eden veya bu fiillerin

işlenmesini tahrik edenler

• Ülkesinde silahlı çatışmaya katılmış olduğu halde bu faaliyetlerini kalıcı olarak

sonlandırmayanlar

• Terör eylemlerinde bulunduğu veya planladığı ya da bu eylemlere iştirak ettiği

tespit edilenler

• Ciddi bir suçtan mahkum olarak topluma karşı tehdit oluşturabileceği

değerlendirilenler ile milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından

tehlike oluşturduğu değerlendirilenler

• Türkiye’de işlenmesi halinde hapis cezasını gerektiren suç veya suçları daha önce

işleyen ve bu suçun cezasını çekmemek için menşe veya ikamet ülkesini terk

edenler

• Uluslararası mahkemelerce hakkında insanlık suçu işlediğine dair karar verilmiş

kişiler

• Türk Ceza Kanunu’nun 4. kısım, 7. bölümünde yer alan devlet sırlarına karşı suçlar

ve casusluk suçlarını işleyen kişiler 

28 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ

• Geçici korumanın sona erdirilmesi halinde Bakanlar Kurulu (CB) geçici koruma

altında olanların ülkelerine dönmesine veya grup temelli toplu statü kararı alınması

veya bireysel uluslararası koruma başvurularının değerlendirilmesine ya da YUKK

kapsamında belirlenecek koşullarda Türkiye’de kalmasına izin verilmesine karar

verebilir (Yönetmelik m. 11(2)).

Bireysel olarak geçici koruması sonlandırılacak veya iptal edilecek kişiler

(Yönetmelik m. 12

• Kendi isteği ile Türkiye’den ayrılan

• Üçüncü bir ülkenin korumasından faydalanan

• Üçüncü bir ülkeye insani nedenler veya yeniden yerleştirme kapsamında kabul

edilen ya da üçüncü ülkeye çıkış yapan kişilerin geçici koruması sona erer.

Göçmen Kavramı

• Göçmen, doğrudan bir tehdit ya da zulüm olmaksızın iş bulmak, daha iyi eğitim

almak ya da aile birleşimi için bir başka ülkeye gitmeyi tercih eden kişidir.

• Göçmen kabulü uluslararası hukuka göre değil, iç hukuka göre yapılır.

İskan Kanunu m. 3(d)

• Göçmen, Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, yerleşmek amacıyla tek

başına veya toplu halde Türkiye’ye gelip bu Kanun gereğince kabul edilenlerdir.

• Göçmen statüsünün en önemli sonucu Türk vatandaşlığına geçiştir.

Türk Vatandaşlığına Alınma

• Türk Vatandaşlık Kanunu m. 10’a göre Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen

yabancı, kanuni şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını

kazanabilir.

• Yasal ikamet izni olmayanlar vatandaşlık başvurusu yapamaz. Geçici koruma kimlik

belgesi ikamet izni yerine geçmez; uzun dönem ikamet iznine geçiş hakkı tanımaz;

sahibine Türk vatandaşlığına başvuru hakkı sağlamaz (Geçici Koruma Yön. m. 25)

• İstisnai vatandaşlığa alınma Vatandaşlık K. m. 12 (c): vatandaşlığa alınması zaruri

görülen kişiler

www.21yyte.org