Maden şirketlerinin dünyadaki yöntemi hep aynıdır. Yerel dinamiklere saldırırlar!. Önce medyayı ele geçirirler. O medya o hale gelir ki, bir anlamda maden şirketinin yayın organı, sahipleri de basın sözcüleri olur. Onların yanlışını, hatalarını, verdiği zararlarını asla yazamazlar.
Türkiye’de yaygın medya olsun, yerel basın olsun, içler acısı durumda, belki de en alakasız kişilerin elinde oyuncak olan sektör basın sektörüdür. Adam inşaat şirketi sahibidir, ama gazete ve TV’si var. Holding sahibidir, gazeteleri, TV’leri, dergileri , sosyal medyası var!.. Bunlar sadece dönemin güç ve erkin yani iktidarların yanında yer alırlar.
Ama gazetecilikle uzaktan yakından alakası olmayan bu kişiler, maalesef ülkede yaşanan her olayın bir sebebi ve vebal paydaşı olur. Bugün yaşananların en büyük vebal sahibidir medya sektörü. Gördüğü halde görmedi, duyduğu halde duymadı, söyleyeceği sözlerini söylemedi, Kalemi vitrinde satılık eşya olarak sergilendi. Sonuç; Medya sektörü itibarını kaybetti. Halkın en güvensiz sektörler listesinde en üstte yer alıyor.
Değerli dostlar, yerel medyanın durumu daha da berbattır. Yerel medya gazetecilik yapamaz hale geldi. Belediyeyi eleştiremiyor, Kamu kurumlarının eksik yaptığı varsa yazamıyor, halkın sorunlarına parmak basamıyor. Kurum sitelerinden filtrelenmiş, yanlı, eksik, aldatmacalı haberleri, noktasına virgülüne, dokunmadan başlığıyla, hatta yazım hatasıyla alıp yapıştırıyorlar! Altına da utanmadan kendi imzalarını atabiliyorlar. Biz buna “güya, sözüm ona gazeteciliği” diyoruz.
Ne yazık ki yerel gazete sahipleri çok zor günler geçiriyor. Artvin’de maden şirketi bunları bildiği için devreye para kartını sokuyor. Yüksek paralar vererek mesajlarını yayınlatıyor, haberlerini paralı yayınlatıyor!.
Çünkü bunlar biliyorlar ki; medya ele geçirildiğinde noktasına, virgülüne dokunulmayacak algıya yönelik hazır haberleri halka servis edecekler. Onların göz göre göre yalanlarına dur diyecek tek kişi, tek gazete olmayacak. Bunu maden çıkarmaya başlayana kadar yaparlar. Ondan sonra gazeteciler uzaktan fotoğraf bile çekemezler. Kendileri davet etmedikçe!.
Onlar medyaya ve medya mensuplarına köprüyü geçene kadar dayı der. Bir kısım medyaya bunu dedi, Şimdi onlara ihtiyacı olmadığı için musluklarını kapadı!. Tam olarak ele geçirilmemiş olan medyaya doğru yöneldiler. Yılbaşında kutlama mesajlarını yayınlattılar.
Değerli dostlar; Ben gazete sahibi değilim. Gazeteciyim ve fikir işçisiyim. Yaptığım haberleri yayınlayan gazeteleri olan bir arkadaşımız var. Yaptığım birçok haberi herkese atarım. Ama bizden başkası yayınlayamaz. Çünkü içinde eleştiri var, halkın derdi var, eksiklik, aksaklık, yanlışların ifşası var.
Ben bunu ancak geçmişte 08 Haber gazetesinde şimdi ise İsmet Başar’ın gazetelerinde yayınlayabiliyorum ve bu gazetelerde çalışıyorum.. Çünkü İsmet Başar, gazetecilik yapmak için yola çıkmış ve bugüne kadar da en iyi şekilde yapan gazeteci ve gazete sahibidir. Çok büyük zorluklarla mücadele ediyor. Bir kere bunu herkesin çok iyi bilmesini isterim.
Başar, Maden şirketinden reklam almış, eleştirilerine aynen devam etmiştir. Yani başkaları gibi maden yalayıcılığı yapmamıştır! Artvin halkı ise bunun etiğini tartışmıştır.
Hatta bazıları, “ maden şirketi kendisini en çok eleştirdiği gazeteye neden mesaj yayınlatır?” sorusunu soruyor. Oysa bunun cevabı gayet basittir. Bu gazeteyi yavaş yavaş susturmak, bir anlamda satın alıp, köreltmek, amacına ulaştığında da paçavra misali atmak!.. “Ayağıma yer edem gör siza nelar edem” taktiğidir bu!.Bu benim tasvip edeceğim bir şey değil. Bu onların tasarrufunda olan bir durumdur.
Yıllardır maden şirketine basın çalışanı gibi hizmet eden bu olay üzerine bir kişi direk bana saldırdı. AFGAD’a ve tabii bunu yayınlayan Başar ve Yazı işleri müdürüne. Benim hayret ettiğim şey şu oldu; “Gazeteci Başar, bunların mesajını yayınladığı için ilk tepkiyi bu zatın vermesi manidardı!. Normalde maden karşıtı Artvinlilerin çok sert tepki göstermesi gerekirken, onlar son derece dikkatli, seviyeli ve düşünerek çok az kişi tepki koydu.
Bu arkadaşın kuyruğuna basılmış kedi misali tepkisinin altında mutlaka bir neden vardı. Acaba maden şirketi, “ Senin bizle olan işin buraya kadar. Bundan sonra sana ihtiyacımız yok tavrı mıydı? Her neyse. Bu arkadaş direk beni gazeteciliği bırakmaya davet etti. Vay ben nasıl bir suç işlemişim!.. Ben neymişim!..
Onun bu çıkışı, direk bana yönelmesinin altında yatan şey, basın dünyasından Sami Özçelik’i koparmak.. Yıllardır da bunun savaşını veriyor!.. Böylece, beni sevmeyen kişilerden, hizmetkarı olduğu siyasilerinden, maden şirketinden, HES şirketlerinden aferin alacak!.
Değerli dostlar, Kıymetli Artvin Halkı, gazeteciliğe neden başladım? İsterseniz kısaca bunu anlatayım; Artvin yerel basını, 08 Haber gazetesi kuruluncaya kadar haftalık bülten olarak çıkıyordu. Valiliğin, kurumların hazır haberleri, duyurular ve resmi ilanlarla çıkıyordu. Kimsenin gazetecilik yapmak gibi bir derdi yoktu. Haftada bir, birkaç sayfadan ibaretti.
Oysa her yerde sorun vardı. Yanlışlar, eksiklikler vardı. Ama ortalarda ne bunları görecek gazeteci, nede yazacak gazete vardı. 08 Haber bunun için kuruldu. Ve gerçekten yayın hayatı boyunca gazeteciliğin kralını yaptı Artvin halkı köşe yazarlarını 08 haber’den okudu. Bu gazetede çalışmayan kalmadı. Okul gibiydi. Ama bu ülkede gazetecilik yapanlar ya içeride, yâda gazetelerini kapattılar.
Gazete sayfaları bazı fırtınalarda sallanır, oynar, kırışır belki. Ama içinde yazılan yazılar olduğu gibi durur.
Siz eğer düşüncelerinizi, inandıklarınızı, gazetecilik ilkelerini yaşatıyorsanız, sonuç aynı çıkar. Fırtınalar kayaların tozunu alır. Artvin için, ülkem için, halk için dün ne düşünüyorsam bugün de onu düşünür ve çekinmeden onu yazarım. Bundan sonra da yazacağım. Benim yaptığım haberleri, kim yayınlayacaksa onunla da çalışacağım. Birileri istiyor diye Artvin’i yazmaktan vazgeçmem, Artvin’i Sami Özçelik olarak sahipsiz, yalınız bırakmam. Sesi, nefesi, neferi, kalemi olmaya devam edeceğim.
Cerattepe’ye Artvin’in mabedi diyorum. Neden mabet diyorum. Allah aşkına başınızı şöyle bir yukarıya kaldırın ve bakın. Cerattepe’nin kubbelerini göreceksiniz. Altında nice canları, canlıları, bitkiyi, geçmişi, geleceği yaşatıyor. Bu mabede kim dokunursa karşısında aynı şekilde dimdik durmaya devam edeceğim. Bunu bir gazeteci kimliğimden öte, bir Artvinlilik kimliğimle, benim geçmişim, geleceğim olan Artvin sevdamla yapacağım. Benim bu söylediklerimi bu arkadaşın anlamasını beklemem. Genetiğinde, kapasitesinde yer almaz bu!...
Çünkü sevdalar kalpte yeşerir, dile vurur, şiir olur, türkü olur tele vurur. Çalıştığım gazetenin Maden şirketinin yılbaşı mesajını yayınlamasını onaylamıyorum. Bu eleştiriyi kabul ederim. İsmet Başar’ın açıklamalarını da anlamaya çalışırım. Ama samimiyetimi sorgulayan kişinin gazeteciliği bırakmamı istemesi gerçekten çok manidar!.
Son olarak şunu söyleyeceğim. Bu gazeteler mesajı yayınladığı halde, buna rağmen eğer Artvin ve Cerattepe konusunda yazdıklarımıza yer vermeye, gerçekleri yazmaya, madencilerin yalanlarını ifşa etmeye devam edecekse ben de çalışmaya ve yazmaya devam edeceğim. Şuradan şuraya gitmeyeceğim. Artvin’in en çok ihtiyaç duyduğu bir anda bu şekilde bir bahane ile durduğum noktayı terk etmem.
2016 yılının son günü yaşadığım kısa bir hikâyemle bitireyim. Hatice Nur Ersöz, beni aradı. Bir restoranda müzik yapmamı, yardımcı olmamı istedi. Kendisine, benim artık bu işi bıraktığımı, ama idare edebileceğimi söyledim. Yılbaşı gecesi maden şirketinden bazı kişilerin orada olduğunu gördüğümde derhal orayı terk ettim. Mekân sahibi de şaşkındı. Çünkü beklemediği insanlar gelmişti.
Onlara gelemezsiniz diyemezdi. Başka masalarda da insanlar vardı. Affımı istedim ve oradan ayrıldım.
Restorana giderken cebimde 4 TL’m vardı. 1,5 TL’sini geliş, , 1,5 TL’sini de dönüş için dolmuşa verdim. 1 TL ile eve geldiğimde çok mutluydum. O mutluluğun tadını anlatamam. Çünkü inandığım değerlerim var. Ama yılbaşı sonrası, beni istifaya çağıran kişi şunu bilmiyor. Artvin varsa biz, hepimiz varız. Artvin yok olduğunda yokuz. Bir gün olsun, bu gerçeği bilimsel raporlarla, bugüne kadar yazılmış, çizilmiş belgelerle halka anlatsa.
Oysa geçmişte kendisi de yeşil Artvin Derneği’nde Artvin’i savunuyordu. Ne ara karşı tarafa nasıl geçti de şimdi Artvin’i savunanları böylesine nefret etti anlamak mümkün değil!.. Gazeteciliği, kişilere, şirketlere, çıkar sahiplerinin hizmetine değil, Artvin’e, Artvin halkına, ülkemize ve milletimize amade etmedikçe, çok acı çeker, çok şeyimizi kaybederiz beyler.. Hala zaman varken, bizi bizden ayıranlar, bizi bize düşman edenlerin maksatlarını görebilmek için aklımızı başımıza alıp düşünmeye başlamalı.. Sarı öküz hikayesini unutmayalım!...
ESEN KALIN
TC Sami Özçelik
