122. Çirkinlikler görünenden değil, görenden neş'et ediyor.
Yalnızlığı anlayan için,kötü ve çirkin diye birşey düşünemezsiniz.
Çiçeği dalından koparanın zevki mi kutsal ?
Çiçek dalından koparılırken, ona hiç üzüntünün ne olduğunuo anda öğrenmemiş diye, kim ne söyleyebilir ki!
Hiç idraki olan çiçeği dalından koparabilir mi ki?
Hiç idraki olan zevki yaşayabilirmi ki?
Hiç idraki olan zamanını tüketen hâllere kendini düşür mü ki?
Demekki, idrak ehli yalnız kendi iç dünyasının huzuru için yaşar.
İnsanlık, işte bu huzurun zahirde teneffüs edilen zaferidir
Ne güzel şey kendi zevki ile başkasının ızdırabını ayırıp Hak'kı gören kişi olabilmek...
Zevk aldığını söyleyen her kim ise, hep kendini avutmuştur.
Başkalarının huzurunu devamlı tutmasına sebep olacakeserler bırakanın mutluluğunun devamlı olamayacağını kim iddia edebilir ?
Niçin kimsenin emrinde çalışmak?
Niçin müstakil yönlenmek?
Niçin ders vererek hocalık yönünde bulunmak?
Kendin üçünü yaşa ki kaynağın ne olduğunu bilinsin...
123. Sen olmasaydın, beş duyun olacakmıydı?
Çözülmemiş duyguların olacakmıydı?
Hâlâ izahı yapılmamış duyumların olacakmıydı?
Kime değerlerini söyleyebilecektin ki?
Yazı çok silik olduğu için okunamadı, özür dileriz
Gönenli Mehmet Efendiden kısa bir iltifat
Gönül adamı, öyle bir kimyanın ürünüdür ki, "Kulum bana nâfile ibadetlerle yaklaşır ve ben onu severim. Sevdiğim kulumun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, söyleyen dili olurum" kudsî hadisi ile işaret edilen tecelliye mazhar olmuş, nefsinin çirkin sıfatlarından, benlik ve bencillikten arınmıştır. Ondan tasarruf eden haktır. O, Allah'ın (cc.) velî kuludur.
Dikkat, düşünce, hayal gücü, hafıza ile ilgili işlevlerin aracı olan aklın mekânı gönüldür. Dr. Mehmet Remzi Sakarya (Allah rahmet eylesin.) "Gönül, aklın sarayıdır." buyurmuştu. Gönlün değeri, göklere ve yere sığmayan, aklın, idrâkin ve hiçbir şeyin ihata edemediği yüce Yaradan'ın "Mü'min kulumun gönlüne sığarım" tenezzülünden ileri gelir. Gönül yıkmak bu nedenle kötüdür. Böyle bir gönül sahibinin sözleri, şüphesiz birer hikmet incisidir. Vehimler, şaklabanlıklar, gevezelikler değildir.
Ayvansaray tarihi kitabından alıntıdır
