Fatihlinin Fatihten kopması zor.. Fatihte doğup büyümeyen anlamaz
Üsküdar, İhsaniye'de oturduğumuz yıllarda Doğan Hızlan da Fatih'te otururdu. Abdülbaki Gölpınarlı'ya "çilav" yemeye çağrılı olduğu kimi akşamlar, beni arabasıyla İhsaniye'ye bırakırdı. Çünkü merhum Abdülbaki Hoca da bizim semtte, denize nazır ahşap bir evde oturuyordu.
Hızlan abimizse Fatih, Halıcılar Caddesi'nde ailesiyle otururdu. (Merhum Asım Bezirci de uzun yıllar orada oturmuştu.)
Öğrencilik yıllarımda Fatih'te oturduğum için benim için sevimli, güzel anıları olan bir semt değildi. Ne bir gecekondu semtinin insan sıcaklığına, ne de öteki kadim İstanbul semtlerinin vakarına sahipti. Sonradan görme bir havası vardı ki, nedense bana pek itici gelirdi. Hâlâ da öyle gelir.
Oysa Hızlan bu, dar sokakları birbirine benzeyen, insanın ruhunu daraltan Fatih'ten pek memnundu. İstanbul'un hangi semtine giderse gitsin, vakitlice ve tutkuyla Fatih'in yolunu tutuyordu üstat. Bu semtte aile yuvasından başka, birlikte yola çıktığı edebiyatçı arkadaşlarıyla yaşanmış gençlik anıları vardı. Hemen her köşesinde çocukluğundan bir şeyler donup kalmıştı.
Araba vapuruyla mı geçmiştik Harem'e, yoksa köprüden mi? Geçmiş gün... Karlık Bayırı'nda indim; o ise, Muhsin Ertuğrul'un evinin önünden geçip yoluna devam edecekti. Beni Karlık Bayırı'nda indirirken, önünde durduğumuz, bütün pencereleri denize bakan geniş cepheli, mavi apartmanı görünce:
- A, dedi, Hızlan. Bu evin müteahhidi arkadaşımdı. Evi yaparken çok ısrar etti bir daire de ben alayım diye...
- Neden almadınız? dedim. Ne güzel, komşu olurduk...
- Ailem burada oturmazdı, diye açıkladı.
Topkapı Sarayı'yla bakışan, önü yar olduğu için kapanma olasılığı bulunmayan, Adalar'dan Karaköy'e kadar geniş bir açıya sahip bu evde oturmayı neden kabul etmesinlerdi?
Bunun yanıtını yine üstat kendi verdi:
- Benim ailem şehir dışında oturmaz, Necati! Biz eski İstanbulluyuz, alışkınız hep şehrin merkezinde olmaya... Gecenin bir vaktinde bir hastalık olur, hastane, doktor gerekir...
Ben, Harem'in şehir dışı sayılıp sayılmayacağını düşünürken daha, o arabasını gazlayıp gitti.
Aradan yıllar geçti, bildiğim kadarıyla birkaç semt değiştirdi, ama o anayurdu olan Fatih'teki evini elden çıkarmadı üstat.
Necati Gungor,
29 Mart 2017
