Şiir bilmem, şarkı bilmem, söz bilmem
Odun, kömür, çırpı, çıra, köz bilmem
Kabuk nedir, yafta nasıl, öz bilmem
Bahar olmuş yerden otlar bitiyor
Bir taraftan zaman zemin yitiyor
Madde nedir, mana niçin, ne olmuş
Kaybolan cevheri, kim nasıl bulmuş
Kimler boşaltmış ki, nereden dolmuş
Kavruluyor yazın gündüz havalar
Sökülürken yüzden kavruk sıvalar
Doğarmış, ölürmüş, dünya bir âlem
Açarmış, solarmış gül ile lalem
Silgi varmış siler, yazarmış kalem
Kimi yoldan çıkmış kaybolmuş mana
Tıkanmış kulaklar, gözler fermana
Herkes usta, çırak benim, yokum ben
Gürültüye, palavraya tokum ben
Gerilmiş yaylarda sanki okum ben
Fırlasam dökülür üstümden urbam
Uçuşur içi boş çuvalım, torbam
Ne ağa tanırım, ne paşa, ne bey
Herkes dilediği kadar alsın pey
Dünyalık ne varsa sizindir her şey
Hazan gelir solar daldaki yaprak
Yutar bütününü yer kara toprak
Ölen, kalan, yalan, talan bahane
Gül, karanfil seven için şahane
Makam, şöhret ile mal, mülk daha ne
Aldanan aldansın şöhrete, şana
Çekilir kantara durur divana
Kim, kimin dostudur, ya da sırdaşı
Nerden akrabası, nasıl kardaşı
Ne almış, kim vermiş, kimin adaşı
Kış gelince beyaz örtü çekilir
Ekilip biçilen kalkar dikilir
Aklım ermez benim, bir şey bilmem ki
Alıp satmam, kesip biçmem, dilmem ki
Yazıp çizmem, karalayıp silmem ki
Dün sabahtı yarın akşam olacak
El ayak çekilip gözler solacak
İ.Kalkan
