Sosyal medya

Sosyal medya

SOSYAL MEDYADAN
sicakyuva@gmail.com

İstanbul sözleşmesi üzerine düşünceler itirazlar

26 Mart 2021 - 15:52 - Güncelleme: 06 Nisan 2021 - 15:33

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ELEŞTİRİLERİ İLE KADININ YERİ KONUSU SOSYAL MEDYA TARTIŞMALARI, İSİMLERİ SİLDİM AMACIM KİŞİLER DEĞİL DÜŞÜNCELER

---Kafeste doğup büyümüş bir muhabbet kuşu için özgürlük ne ifade eder? Kendi türünün binlercesinin bir araya gelip rüzgar gibi estiği tropik ormanları hiç görmemiş, doğada yaşamayı bilmeyen bu hayvan için özgürlük ölümdür. O, kafeste güvendedir. 
Bazı kadınlar da bu kafes kuşları gibi ev hayatına istidatlıdır. Ev ne kadar yorucu, sıkıcı olsa da, kocasından yeterli ilgiyi göremese de, evinde huzur bulan kadınlar var. Çünkü sınırların dışına hiç çıkmamış, güzel yemekleri, güzel eşyaları, dantelleri ile yarı mutlu yarı kederli hayatında evlerinde güvende yaşıyorlar.
Bu kadınların probleme yaklaşımları biraz farklı. Problemler konusunda çözümcül değiller. İnsanların dillerine düşmemek için olanı biteni örtbas ederek yaşıyorlar. 
Benim tecrübe ettiğim kadarıyla, bu kadınlara biri gidip; bunları çekmek zorunda değilsin, hakların var, dışarda özgür bir hayat var diye telkinde bulunup kafesin kapısını açarsa, bu kadınlar önce birkaç kanat çırpıp havalanıp sonra kafese geri dönüyorlar.
Çünkü sınır ötesinin çetin şartlarını tecrübe etmemişler.
İstanbul Sözleşmesi gibi aykırı kanunlarla aslında bu kadın türünü yok etmekten korkuyoruz biz. Kan kusan kızılcık şerbeti içtim diyen, acı zulüm ne yaşarsa kalkıp o yemeği pişiren kadınları...
Yorumlar

---Hep aklımın bir köşesini tırmalar , kendimi mutlu hissetmek kuşları kafeste balıkları akvaryumda tutmam ne kadar doğru acaba.
Bir muhabbet kuşu, papağan, muhabbet kuşu ve iç mekan görseli olabilir

---hayatlarından memnun onlar. Bülbülü altın kafese koymuşlar, oh ne rahat demiş:)

---Sözleşmede asıl esas kadın değilki
Cinsiyetsizlik hatta 3. Cinsin özgürlüğü
Yoksa istatistik lerde görüldüğü gibi dünyada kadına şiddetin en az yaşandığı ülkelerdeniz
TV lerin 20. Milyon nüfuslu bir şehirde binlerce sapık yüzbinlerce alkoliğin yaşadığını ve bunların münferit katliam yada tacizlerini tüm şehir hatta ülke bu halde diye sunmaları ve bu algıya kapılmanız ilginç geldi...
Fatih’te oturuyorum misal çevremde hiç cinayet işlenmiyor helede aile içi şiddetten dolayı cinayet hiç ama hiç duymadım
Ve sürekli taciz yada cinayet denilerek erkekler üzerinde iğrenç bir algıyla baskı kurulması tüm kadınlara yollu gözüyle bakılması ile eşdeğerdir...
Kadın erkek eşit değiliz eşiz
Hem yaratana isyandır bu fikir hemde fıtrata terstir...
Kadını çalışma hayatına katmak ona özgürlük sunmak için değil ona ulaşabilmek içindi ve tüketim toplumu haline getirilerek erkeğin maaşı yetersiz bırakıldı sonuç kadında iş hayatında evde bakıcı yada kreşlerde ahlakını görüşünü bilmediği kişilerin elinde büyüyen anne baba hatta aile sıcaklığından bi haber nesiller yetişiyor...
Ve bu çocuklar sevgiye olan açlığını kullanacak bir sürü tehlikenin kucağına düşüyor
İlk gördüğü sevgi yada ilgiyle fuhuş uyulturucu alkol batağına düşme ihtimalini görmezden geliyoruz..
Kadın evinde erine ve çocuğuna hizmet ederken güzel elin adamına sırıtmak yada hizmet ederken değil..
Üstünüze afiyet serde yobazlık varda

---söylediklerinize katılıyorum. Ben de sözleşmedeki cinsiyetsiz bakış açısına karşıyım.
Kadının çalışması konusunda da fikrim şu; kadınlar bilim insanı, doktor, öğretmen olsun, okusun çalışsınlar ama çalışmaya zorlanmasınlar. İşkur projeleri gibi kadınların vasıfsız alanlarda istihdam edilmelerine karşıyım ben.
Ben sizi şaşırtacak birşey yazmadım aslında. Okumayla çalışmayla alakası olmayan kadınlardan bahsettim. Sözleşmenin en çok tehdit ettiğini düşündüğümüz şeylerden biri evinde mutlu ev hanımı profilimizin yok olması değil mi?

---Ankara sözleşmesi yap niye gidip elin gavunurun bilmem neleri çoğaltmak için yaptığı sözleşmeyi alıyorsun?
-
---alıştık bi kere dışardan yemeye:)

---Elin gâvurunun bilmem neleri hiç eksik olmadı ki bu topraklardan.

---Evde ÇALIŞAN kadınlara destek eğitimi ver devlet olarak....Kocaların işlerini hafiflet adamlar eve zaten bilmem ne çuvalı gibi geliyor adamın zihni " Eşime ilgi göstereyim"e çalışacak halde mi?

---Aile Bakanlığı kurulmalı ve bir ekip çok özel çok güzel ve çok profesyonel çalışma yapmalı. Ailede kadın, ailede erkek, ailede çocuk, ailede kız çocuk, ailede erkek çocuk, aile ekonomisi, aile içi iletişim...bu konulara çalışan, problemleri tespit eden, çözümler geliştiren bir ekip...

---Behlül Bera hiç gerek yok bence hayat biraz ucuz ve kadınların sevdikleri şeyler daha ulaşılabilir olsa, kadınlar demiyeyim de anneler çalışmak istemez. Erkeklerin kazandıkları yetmiyor artık. Hayat koşullarımız fakirlik düzeyinde. Bizim kadınımız çalışmaya zorlanıyor.

---İtaatkar ve biatkar kadınlar hizmetçilik etsinler diye kaldırıldı sanırım İstanbul Sözleşmesi... Kadın Hayat verendir ... Erkekler gibi embesilce yaşamayı tercih etmezler genelde... Geleneksel aile yapısıyla yetişmiş "kocan ne derse o" sözüyle kişiliği benliği varlığı yok edilmiş olanlar sizin bahsettikleriniz Kevser hanım isteselerde o kfeslerden uçmak gibi hayalleri olamaz olursa da başlarına gelecekleri bilirler... eli mahkum geri dönerler kafese ölene kadar ezilmiş varlıklarıyla yaşarlar... Sözleşme bütün cinslerin eşitliğini savunuyordu... Haftasına Aydın'da Eşcinsel olan bir insana yaptığı zulmü kendi sosyal medyasında yayımlayan insanlardan korunmak içindi ...
Keşke kendini Tanrı yerine koyanlar bunu anlayabilseler Tanrının yarattığı şekle şemale düşünceye karşılar diye düşnüyorum keza aklımızdan geçen düşüncelere bile yön veremeyecek kadar irademiz yok şunu düşüneyim desekte beynimiz başka konuları düşünmeye devam ediyor... O hiç kavga yok hiç taciz yok denilen evlerin 4 duvarının arasında neler olduğunu sadece o evde yaşayanlar biliyor bazende bilemiyorlar eşinin evladına tacizinden bir haber Kadınlar Anneler var etrafta sorsak eşleri sütten çıkmış ak kaşık... birgün o adamı sokakta takip etse de başka insanlara davranışlarına bir baksa...
Kadının maddi özgürlüğü olmalı kimseden dilenmemeli...Kadın isterse başaramayacağı hiçbir şey yoktur... yeterki yanında eş olan destek olmayı bilsin.... iki kişinin çalıştığı evde akşam yemeğinden sonra dedemin danası gibi koltuğâ kurulan erkek olmasın yanında... aileyle ilgilenmek sadece kadının görevi değildir erkeğinde görevidir...
İnsanları devletin verdiği bir kağıt parçasıyla ve imam efendinin iki kelimelik sözüyle evli saymak işkencenin büyüğüdür iki cinsede binlerce mutsuz kadın gibi binlerce mutsuz erkekte var toplumda... neden katlanmak zorunda olsunlar sevmedikleri saygı duymadıkları insanlara...
Sözleşmenin iptali birilerinin çıkarına geldiği için desteklenmemeli... #isanbulsözleşmesiyaşatır demeye devam edeceğim insanlık adına ...

--- bir dönem itaat ve evlilik için yetiştirilmiş bir kadın profili var bu ülkede. Onlar durumdan memnun aslında biz de onlardan memnunuz. Ama şöyle göz ardı edilen bir gerçek var, erken yaşta karakter kimliğini kazanmadan, kendini tanımadan, bu itaatkar role uygun şekilde evlendirilmiş kadınlar da var. Ev hanımlığına istidatlı değiller. Kaybettikleri şeyi geri almak için çoğunun bir şansı daha yok onların. Sözleşmeyle alakasız olarak söylüyorum, onlara yazık oldu. Her kadın ev hanımı olmak zorunda değil ki. Ben yazmak için bile bir mücadele verdim. Sınır ötesine çıkmak isteyenler için hayat çok zor. Onlar üzerinde uygulanan baskı kanunla değil sosyolojik değişimle olacak inşallah yakın gelecekte
bizler birçok şeye mücadeleyle birçok şeye de içinde doğduğumuz ailenden rahat başladık... 

---Bu sistem değişmeli kölelik bu ben zaten istediğim gibi bir hayat yaşıyorum yaşadım ... bu rahatlık beni diğer insanlar için mücadele etmekten vazgeçirmedi geçirmeyecek herkes tercihlerini kendi yapabilmeli ne demek 14_ 15 yaşında bir kız çocugunu bir adama vermek ve eş kılmak gitsin yaşına uygun kadın bulsun sevişsin... bu zulüm düpedüz zulüm devletbbu zulme ortak olmamalı toprakları üzerinde yaşayan her bireyi amasız fakatsız mutlu sağlıklı huzurlu yaşatmak devletin asli görevi bunun için var devlet... değişmeli değiştirmeliyiz ben 25 yıl çalıştım oğlumlada anne ve insan ilişkim gayet güzel kadın isterse bunu başarır kendi hayatından da ödün vermeden ...yaz lütfen farklı fikirleri okumaya ihyltiyacımız var diğer yazınıda okudum aynen bahsettiğin gibi solcular ve dinciler değişmeli ... yobazlık kılık kıyafetle değil beyinde var beyinler fikirler değişmeli sevgiyle selamlarım seni ...????
delikanlılık bu hiç kadar ayağa düşmemişti sen gibi olmayan insana bu zulmü yapma hakkını kim verdi 

---Şöyle bir soru geldi aklıma affınıza sığınırsak,
Kadınların okuyup yada çalışarak meslek sahibi olmasımı eftal, yoksa evde oturup ev kadınlığı yapmasımı.
Tabiki şartlar kişiden kişiye bu soruyu değiştirebilir.
Genel görüşün nedir.?

--- işte bazı kadınlar kafes kuşları gibiler. Etrafımda ailesi uğraştığı halde okumayıp evlenmek için acele eden birsürü kız var. İşler yolunda gitmezse çok mağdur oluyorlar ama sonuçta hevesleri yok.
Bence ev hanımlığının kutsal, çalışan kadının da felaket olduğu düşüncesinden vazgeçmemiz gerek. Ev hanımı olup kocasına hayatı zindan edenler de var, çalışıp 2-3 çocuk yapan da var.
Neye istidatlıysa çocuklar ona yönlendirilmeli ama evlenmeden önce bi süre eğitime tabi tutulmalı herkes benim fikrim kadınlar da erkekler de
kesinlikle eğitim şart.

---Özellikle kız lar bilinçlendirilmeli.
Genç yaşta hayat-ı böyle çok toz pembe gören % desi baya bir yüksek.
Sonuç olarak 5-10-15 sene sonra büyük bir hayal kırıklığı için de çöküntüye uğrayan aileler.
Burada da en büyük yarayı çocuklar alıyor.

---Karga milletine mensup iken serçenin yürüyüşüne özenen, ancak serçe gibi yürümeyi beceremediği gibi eski yürüyüşünü de unutup ortada kalan ucube yürüyüşlü saksağana benzer, geleneksel toplum yapısından modernist anlayışa geçmeye çabalayan Türk kadınının hikayesi. Tabii bu yüzden her yönüyle lümpenlik kokuyor.
Şehirli, okumuş, Türk kültür ve medeniyetinden haberdar dindar bir nesil bugün bile hâlâ çok az. Bu evsafı haiz aile sayısı çoğalıp bu ailelerin kızları Türk Toplumu'nda söz sahibi ya da en azından belli bir temsil hakkı edinemedikçe bu lümpenliğin kolay atlatılabilmesi zor gözüküyor.
Sosyal konulara dair yaptığınız yorumlar gerçekten ilgimi çekiyor. Sizi bir arkadaşımın paylaşımına yaptığınız yorumdan tanıdım. "Bu hanımefendide iş var" deyip size eklendim zaten. Sizin gibi dindar, okumuş ve kafasını kiraya vermemiş hanımefendilerin sayısı çoğalırsa bir ümit ışığı doğar.
Baki selam ederim...

---çok teşekkür ederim çok mutlu oldum bu değerlendirmenize.
Ben de birşey ekleyeyim. Çikolata adlı bir film vardı. Hıristiyanların kutsal bir oruç döneminde kadının biri gelip kasabaya çikolata dükkanı açıyor. Kilisenin din adamıyla kadının çatışması, bu adamın çikolatayı tatmasıyla son buluyor. Kendisini vitrindeki çikolataların arasına atıp bayılana kadar yiyor.
Bizim kadınlar da özgürlüğün bir ucundan tutunca o lezzete kaptırıp saçmalıyorlar. Dindarlarımız da aslında kadının bir nesil yetiştiren yegane merkez oldukları için vakur olmasını istiyorlar ama çözümü onların çikolatayı hiç tatmamasında buluyorlar.

---Tatmadan olmaz. Tadacak ama belli bir dozla başlayıp kontrollü olarak artırılması gerekiyor...

---Özgürlüğü kademeli olarak tatmalı, bir anda yüklenirse özgürlük zehirlenmesine uğrar diyorum Siz ne anladınız?

---Meramını anladim.
Sevgili Kurevi kardeşim.…

--- Belli bir inanca, belli bir anlayışa, belli bir zümreye mensubiyetiniz varsa ve hatta bunlardan da öte bir ailede dama taşı olmuşsanız eğer tam bir özgürlükten söz edemezsiniz. Etseniz bile bu pseudo bir özgürlük olacaktır. Özgürlükten kas… Devamını Gör

---Her baba evi öyle sanıldığı kadar güvenli değildir.
Aksine çoğu baba evi tehlikenin merkezidir.…

-Sözünü ettiğin babalar, potansiyel olarak marazi hal sahibi babalardır. Belli bir yüzdelik dilimdedir. Bu durumda evlat kendisini güçlü hissediyor ve sırtını dayayabileceği güvendiği birisi varsa kapıyı çarpıp çıkıyor o evden zaten... O şansı bulamayan da o zulme katlanmak durumunda kalıyor.
Ekstrem vakalar üzerinden umuma şamil bir şekilde kapıyı çarpıp çıkın demek bence kasdını aşan bir tutum. Korkarım mesul olursunuz. Sokakların doğup büyüdüğü yuvadan daha az tehlikeli, hatta size göre güvenli olduğu iddianız da genç kızlarımıza yapılacak bir tavsiye değil. Ömrü boyunca babasından ya da kocasından şiddet görmüş bir kadın bile bunu kızına söyleyemez diye düşünmüyorum...

--Ne kadar gerçekçi ve yerinde bir tespit. ????????????

--- çok teşekkür ederim????

---Bravo! Son cümle hariç. "O kadın türünü yok etmek"ten korkulmuyor. Kadın ve erkeğin kaybedilmesinden, ibneliğin epidemi olmasından korkuluyor.

--- o kadın türü kadınlar içerisinde en sabırlısı, her koşulda aileyi ayakta tutmayı vazife edinen kadın. O kaybedilirse, başıboşluğun her türlüsü epidemi haline gelebilir gibi düşünülüyor sanki...

---O sözleşmede kadına yönelik ne varsa, hepsi bizde yasalaşmış durumda. İş cinsiyet eşitliği ve eşcinsellik.

---o konuda hemfikiriz. Böyle bir algı olduğunu ifade etmek istedim????

---Geleneksel bakış açısının kadınlarımıza revâ gördüğü yerin, ne yazık ki savunulacak hiçbir tarafı yok. Geç ortaçağ zihniyetini aşamamış bazı kesimler haricinde, aklı başında hiç kimsenin de aksine bir tez ileri sürebileceğini zannetmiyorum. Müslümanlar olarak bu konuda başarılı bir sınav veremediğimiz, önümüzdeki tablodan da (şekil1 A?)anlaşılacağı üzere, gayet net ve sarihtir. Buraya kadar eyvallah. Ancak feminizmin ve diğer seküler kadın hareketi yaklaşımlarının da, şimdiye dek daha insanca bir yaşam standardı sağlamakla ilgili olduğuna dair bizi inandıracak iler tutar bir veri ortaya koyabidiklerini söylemek mümkün değil veya en azından ben bilmiyorum böyle bir gelişmenin olduğunu. Bana kalırsa esas dava; mevcut Dünya Sistemi'nin serbest pazar ekonomisine nefes aldırmak, toplumu atomize etmek, aile kurumunu işlevsiz hâle getirmek ve bu yolla, insanlığa karşı topyekûn açılmak istenen istismar alanını genişletmektir. Werner Sombart'ın ifadesiyle; 'şeytani bir düzen yönetiyor hepimizi.'

---feminist hareketler samimi değil ki. Dertleri kadınların sorunları değil onların. Müslümanların da çağla bi problemi var. Ayak uydurmayı reddediyorlar.
Kadının düzelmesi erkeğe bağlı. Erkekler kendi ayakları üstünde durmayı öğrensin. Karısı terkeden aklını yitiriyor hayata tutunamayıp saldırganlaşıyor. Nasıl bir beceriksizlik ki, elindeki kadını kaçırmışsın üstelik yeni bir kadınla yeni bir başlangıç yapacak halin de kalmamış. Bunları sizin şahsınıza yazmıyorum aman sakın kızmayın. Laf açıldı söylüyorum.
Gerçekten birçok munis ev hanımı erkeklerin stres topu olmuş. Kaçacak çıkış arıyorlar dayaktan baskıdan hakaretten. Sonra bu kadınlar neden kendini yetiştirmiyor diyoruz. Zeusun paratoneri gibi yaşayan bi kadın ne gelişecek...

---Bu profil kadın tiplemesi evini, yani akvaryumunu okyanus sanır..

---Bütün çatışmaların temelinde kadının kendini okyanusa bırakma eylemi yatar.. Bir kere tadı alındı artık o dünyanın, kadına özgürlük yakışır.

---Akşam Afgan kadınları belgeselini izledim, nasıl da bir parça çıkış için, bir parça ışık için örgütleniyorlardi. Ve bunu başarmanın sevincini gururunu eşleri de paylaşıyordu..

---Döngü bizde tersine işletilmeye çalışılıyor. Konuyla ilgili Ruşen Çakır'in son söyleşisi dinlemeye değer. Özellikle Şerif Mardin'in tesbiti konuya tam olarak oturmuş..

Bu yazı 922 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum