Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Asfalttan kaynaklanan genel tehlike:

18 Haziran 2017 - 03:54

Asfalttan kaynaklanan genel tehlike: Asfaltın içerisinde yüzden fazla toksik ve kanserojen madde bulunmaktadır. Asfaltın suya karışması, balıklar, yaban hayatı ve su yaşamı gibi ekosistem için ciddi risk ve tehlikeler oluşturur. Su borularında kullanımının önlenmesinin, nehirler ve dereler dışında tutulmasının önemi büyüktür. Polinükleer aromatik hidrokarbonlar (PAH), su boru hatları vasıtasıyla insanlara aktarılmaktadır. Asfalt, kanserojen birçok madde içerdiği için, potansiyel kanserojen madde olarak tanımlanmaktadır. Asfalt ürünlerinin laboratuar hayvanlarında kansere neden olduğu bu nedenle insanlar için de tehlikeli ve toksik olacağı ifade edilmektedir. PAH karışımları, muhtemelen kanserojen ve fototoksiktir. Üreme, endokrin ve genotoksite, mutejenik etkiler ve DNA hasarı konusunda bazı kanıtlar elde edilmiştir. İnsanlarda, üreme konusunda geri dönüşü olmayan zararlara yol açabilmektedir.

Asfaltın içeriğinde; uçucu organik bileşikler, parafinik, heterosiklik bileşikler, karbon, karbon monoksit (CO), sülfür, azot oksit, oksijen, çeşitli yağlar, başka petrol ürünleri ve polinükleer aromatik karbonlar (PAH), hekzan, fenol, formaldehit, arsenik, kadmiyum gibi binlerce farklı kimyasal ve ağır metaller bulunur. Bu maddelerin birçoğu aynı zamanda otomobil, kamyon gibi araçlarla, şömine ve odun sobaları gibi çeşitli yanma biçimleri tarafından da yayılmaktadır. Bu kimyasalların hemen hepsi, çeşitli seviyelerde çevremizdeki havada bulunsa da, en yüksek seviyelerine asfalt fabrikalarının yakınlarında rastlanır.

Isınma sırasında açığa çıkan asfalt dumanı, solunum sitemi yani akciğerler tarafından emilir ya da cildinizin açıkta olan bölümleri üzerine yerleşir.

ARAŞTIRMANIN TAMAMI

ASFALT DUMANI -BITUMEN / BİTUMİN

ASFALT DUMANI (BITUMEN / BİTUMİN) VE ASFALTIN İNSAN SAĞLIĞI VE ÇEVRE ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ

 

Asfalt, medeniyetin başlangıcından bu yana kullanılmış olan en eski mühendislik malzemelerinden birisidir. Sümerlerin, M.Ö. 6000 yıllarında, su yalıtımı ve gemi inşasında dolgu maddesi olarak asfaltı kullandıkları bilinmektedir. Erken Mısır dönemi olan M.Ö. 2600 yıllarında da, su yalıtım malzemesi ve mumyalamada asfalttan yararlanıldığı görülmüştür. Birçok eski medeniyette tapınaklar ve yollarda, kaldırım ve yapı taşlarında harç olarak asfalt kullanılmıştır. Ham petrol kaynaklarından çeşitli kırık, çatlak ve yarıklar vasıtasıyla yeryüzüne ulaşan yağlar, doğal asfaltı oluşturmuş, güneş ve rüzgârın etkisiyle de koyu siyah bir renk almıştır. Erken medeniyetler tarafından kullanılan bu asfalt, doğal, harç olarak kullanılabilecek yumuşaklıkta (asfalt, kömür olarak da bilinir), çeşitli kaya formasyonlarında ve jeolojik tabakalarda bulunmuştur. Doğal asfalt rezervlerinde, Prehistorik döneme ait birçok hayvan fosiline rastlanmıştır.

 

 

Doğal olarak maden havzalarında bulunabildiği gibi, petrol ürünü olan ve en çok kullanılan petrol asfaltı gibi çeşidi de vardır. 1900’lü yıllara kadar doğal asfalt kullanılırken, otomobillerin popülerliğiyle birlikte yakıt arayışının gereği olarak rafinerinin keşfi, asfaltın da gelişimine yaradı. Sonrasında da çok geniş bir kullanım alanı elde etti.

Günümüzde ise yollar, otoyollar, havaalanı bağlantı yolları, otoparklar, park yerleri, çatı ve çeşitli alanların kaplamasında kullanılan asfalt, kum, çakıl ve taşları çimento gibi birbirine bağlayan bir petrol ürünüdür. Asfalt ayrıca, beton yollarda genleşme derzleri ve yamalar için kullanılır. Havaalanı pisti, tenis kortları, çocuk oyun alanları ve bina zeminleri gibi çeşitli kullanım alanları da vardır. Asfaltın bir diğer önemli kullanımı, asfalt emdirilmiş olan rulo çatıdır. Asfalt aynı zamanda, çatı malzemelerinin su izolasyonu için kullanılır. Otomotiv sektöründe ses yalıtımı ve alt kısımdaki aksamın paslanmasını önlemek, duvar ve çatıların ses yalıtımını yapmak amacıyla, tünellerde, köprülerde, barajlarda ve su rezervuarlarda su izolasyon malzemesi olarak da kullanılmaktadır. Hatta toksik kimyasallar barındıran asfalt, plaj erozyonu engellemek amacıyla, su altında dahi kullanılmaktadır.

 



Asfaltın içeriğinde; uçucu organik bileşikler, parafinik, heterosiklik bileşikler, karbon, karbon monoksit (CO), sülfür, azot oksit, oksijen, çeşitli yağlar, başka petrol ürünleri ve polinükleer aromatik karbonlar (PAH), hekzan, fenol, formaldehit, arsenik, kadmiyum gibi binlerce farklı kimyasal ve ağır metaller bulunur. Bu maddelerin birçoğu aynı zamanda otomobil, kamyon gibi araçlarla, şömine ve odun sobaları gibi çeşitli yanma biçimleri tarafından da yayılmaktadır. Bu kimyasalların hemen hepsi, çeşitli seviyelerde çevremizdeki havada bulunsa da, en yüksek seviyelerine asfalt fabrikalarının yakınlarında rastlanır.

Isınma sırasında açığa çıkan asfalt dumanı, solunum sitemi yani akciğerler tarafından emilir ya da cildinizin açıkta olan bölümleri üzerine yerleşir.

 

Asfalt tesislerinde çalışan insanların en büyük tehlikesi, asfalt dumanıdır. İşçiler tarafından bildirilen ve kısa süreli ama yoğun asfalt dumanı solumaya bağlı olan semptomların bazıları; üst solunum yolu tahrişi, nefes darlığı, mide bulantısı, baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk ve hırıltıdır. Genellikle hafifçe görülen bu tür belirtiler, ortamdan uzaklaşılması halinde, süratle geçmektedir.

Asfalt tesislerin yakınlarında yaşayanların, solunum yoluyla etkilendikleri, kokulardan dolayı alerji ve çeşitli tahrişlerle karşılaştıkları gözlenmiştir. Bu etkilenme, bitki emisyonlarına, rüzgârın şiddet ve yönüne bağlı olarak değişebilmektedir. Bir asfalt tesisinden çok yoğun koku yayılması, çeşitli kimyasalların etrafa yayıldığı anlamına gelir bu ise, sağlık üzerinde olumsuz etki demektir. Bu yoğun kokular, bazı kişilerde kalıcı etkilenmelere neden olmaktadır. Çocukların, yetişkinlerden daha duyarlı olduğu da unutulmamalıdır.

 

ABD'de, asfalt tesisleri yakınında bulunan konutların gayrimenkul değerleri konusunda yapılan iki ayrı çalışmada, konut değerlerinde yüzde 56’ya kadar varan kayıplar belirlenmiştir. Asfalt fabrikası açıldıktan sonra tesisin çevresinde yaşayanların yüzde 45’inin sağlık koşullarının bozulduğu, yüksek tansiyon, sinüs problemleri, nefes darlığı, baş ağrısı gibi birçok sorun yaşadıkları görülmüştür.

 

Birçok uluslararası çevre koruma kanunu, petrol rafinerileri ve asfalt işleme tesislerinin sıvı atık, partikül ve duman emisyonlarını sınırlayacak sıkı kodlar geliştirmiştir. Bu tür endüstriyel tesislerde, kükürt dioksit, duman, toz, çeşitli partiküller ve diğer birçok emisyon titizlikle kontrol edilmelidir. Bu kontrollerin dışında, elektrostatik filtreler, genellikle ‘emisyonlarının kontrolü için gerekli ana ekipman’ olarak adlandırılan toplayıcı filtreler ve ikincil toplama üniteleri ile primer toz toplayıcılar da kullanımda olmalıdır. Asfalt üretimi sırasında yayılan kirleticilerin egzozlar tarafından tutulması da önemlidir. Denetlenmeyen hidrokarbonlar, gökyüzüne koyu bir duman, karanlık bir gölge, koku ve kirlilik yayacaktır.

 

Bir yılda 100 bin ton asfalt üretilen küçük bir asfalt tesisinden havaya karışan kaçak toksik ve kanserojen kimyasalların miktarı, 50 ton civarındadır. Bir asfalt fabrikası tüm hava kirliliği standartlarına uygun olsa bile, çevrede yaşayan insanlar hala risk altındadır ve uzun vadede etkilendikleri toksik kimyasallardan dolayı kansere yakalanabilirler. Bu açıdan, standart dışı bir asfalt tesisi, toplum sağlığı riskleri nedeniyle, ilk önlem olarak derhal kapatılmalıdır. Daha sonra da, tesisin standartları iyileştirilmelidir.

 



Asfalttan kaynaklanan genel tehlike: Asfaltın içerisinde yüzden fazla toksik ve kanserojen madde bulunmaktadır. Asfaltın suya karışması, balıklar, yaban hayatı ve su yaşamı gibi ekosistem için ciddi risk ve tehlikeler oluşturur. Su borularında kullanımının önlenmesinin, nehirler ve dereler dışında tutulmasının önemi büyüktür. Polinükleer aromatik hidrokarbonlar (PAH), su boru hatları vasıtasıyla insanlara aktarılmaktadır. Asfalt, kanserojen birçok madde içerdiği için, potansiyel kanserojen madde olarak tanımlanmaktadır. Asfalt ürünlerinin laboratuar hayvanlarında kansere neden olduğu bu nedenle insanlar için de tehlikeli ve toksik olacağı ifade edilmektedir. PAH karışımları, muhtemelen kanserojen ve fototoksiktir. Üreme, endokrin ve genotoksite, mutejenik etkiler ve DNA hasarı konusunda bazı kanıtlar elde edilmiştir. İnsanlarda, üreme konusunda geri dönüşü olmayan zararlara yol açabilmektedir.

 

Sıcak asfalt emisyonlarının, birçok kanser çeşidini arttıracağı ve sıklaştıracağına dair birçok akademik makale bulunmaktadır. Yaş, metabolizma hızı, aktivite düzeyleri, vücut ve büyüme oranları gibi çeşitli nedenlerden dolayı çocuklar, yetişkinlere göre kansere yakalanma konusunda daha fazla risk altında olmasına rağmen, asfalt tesislerinin yakınlarında yaşayan çocuklarla ilgili bugüne kadar herhangi bir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Benzen de dâhil olmak üzere, asfalt buharı ve bileşenleri, güçlü birer kanserojen maddedir. Birçok vaka, asfaltla kanser arasındaki ilişkiyi kanıtlar niteliktedir. Hayvan çalışmalarında, asfalt kimyasallarının kansere neden olduğu ise belgelenmiştir.

 

Bu konuda çok önemli bir çalışma, Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) ve Önleyici Tıp Çin Bilimler Akademisi işbirliği ile yapılmıştır. Çin'de 233 fabrikada, benzen etkisinde kalan 30.000 (otuz bin) Çinli işçi üzerinde (düşük seviyede riskle ve kontrollü olarak) yapılan araştırma sonuçları, en az 10 ppm (parts per million) maruz kalan işçilerin lösemi riskinde bir artış görüldüğünü kanıtladı. Bu ve benzeri diğer epidemiyolojik çalışmalarda, benzenden etkilenen işçilerde lösemi, başka kan rahatsızlıkları ve kemik iliği kanseri konusunda artan bir risk gözlenmiştir.

 

Anayollar, otoyollar, bulvar ve sokaklarda kullanılan asfalt kaplamaların, sıcakların etkisiyle içerisindeki zararlı ve kanserojen kimyasalları buharlaşma yoluyla salmaya başlaması ve bunun solunması, uzun vadede çok ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

 

Asfalt içerisinde bulunan benzenin solunması ve buna uzun süre maruz kalınması (uzun süreli maruz kalma, bir yıl ya da daha çok anlamına gelir) kan üzerinde olumsuz etki yapar. Kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) azalırken, anemiye yol açar ve kemik iliği hasar görebilir. Aşırı kanamalar görülürken, bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve enfeksiyon riskini de arttırır. Aylarca benzen soluyan kadınlarda adet dönemleri düzensizleşirken, yumurtaların boyutunda da değişimler ve azalmalar gerçekleşir. Erkeklerin dölleme yeteneği azalırken, hamilelerde de, gelişmekte olan fetüsü olumsuz etkiler. Hamile hayvanlarda yapılan çalışmalarda, benzene maruz kalan hayvanların düşük ağırlıklı doğum yaptıkları, gelişmemiş kemik dokuları ve kemik iliği hasarları gözlenmiştir. Havadaki benzeni uzun süre soluyanlarda lösemi oluştuğu, Amerikan İnsan ve Sağlık Hizmetleri Dairesi tarafından kanıtlanmıştır.

 

Benzen, hücrelerin düzgün çalışmamasına neden olur. Örneğin, kemik iliğini etkileyerek, kırmızı kan hücrelerini azaltarak, anemiye yol açabilir. Ayrıca, beyaz kan hücrelerinin kaybına yol açarak, kandaki antikorların düzeyini değiştirebilir ve dolayısıyla bağışıklık sistemine zarar verebilir.

 

Benzenle yapılan in vitro (canlı bir organizma dışında) testlerde, memeli canlı hücrelerinde kromozom anomalileri ve değişiklikler olduğu gözlenmiştir. In vivo (canlı organizma içinde) çalışmalarında da, benzenin kemik iliği hücrelerinde kromozom değişikliklerine neden olduğu görülmüştür. Bu tür değişimlerin sıklıkla oluşmasının sonucunda lösemi oluşur. Benzenden kaynaklanan zehirlenmelerde, etkilenme miktarı, şekli, süresi, etkilenen kişinin yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler de çok önemlidir.

1959 ve 1986 yıllarını takip eden 27 senelik süreçte, 679 sıcak asfalt (mastik) döküm işçisinin sağlık durumları izlendi. Süreç sonucunda oluşan rahatsızlık ve ölümlerin yüzde 95’inin kanser olması, asfalt buharı ve kanser ilişkisi konusunda endişelerin artmasına neden oldu.

 

Amerikan Çevre Koruma Ajansı onaylar onaylanmaz, asfalt içinde bulunan kanserojen ve toksik bileşikler, asfaltı bir çevre sorunu haline getirmiştir. Asfaltı oluşturan kimyasal maddelere maruz kalmak insanlarda ve hayvanlarda sağlık açısından zararlı etkileri oluşturur. Asfalt dumanında bulunan polinükleer aromatik hidrokarbonların düzeyleri (PAH), özellikle hassas ekosistemler için potansiyel bir çevre tehdidi oluşturmaktadır. Suda çözünen ya da karada çözünerek derelere ve diğer su kaynaklarına sızan asfalt, ortamda yaşayan canlılar üzerinde toksik ve kanserojen etkiler oluşturur. Su borularında bazı PAH bileşiklerine rastlanması, bu tehlikeli durumu kanıtlamaktadır.

 

Asfalt dumanına uzun süreli maruz kalma; boğazlarda ve gözlerde tahrişe, deride döküntülere, baş ağrısı ve öksürük ve akut solunum yolu rahatsızlıklarına yol açar. Çok uzun süre etkilenme ise, akciğer ve mide kanserine neden olabilir. Uzun süre sıcak asfalt buharına maruz kalan cilt, güneşin de etkisiyle, belirgin bir pigment değişimine uğrar.

 



Bazı asfalt türleri oldukça yanıcı ve parlayıcı olduğundan, özellikle sıcakların etkisiyle ısınarak yangına neden olabilir. Sigara, herhangi bir kıvılcım veya ateş, oluşan buharı tutuşturmak için yeterlidir. Amerika’daki Milli parklarda bulunan asfalt yolların üzerinde bulunan ve yolları takip eden Polinükleer Aromatik Hidrokarbonların (PAH), yüksek konsantrasyonlarda ateş alarak, ya da asfalt eriyiklerinin adeta lav gibi akması ile, asfaltın orman yangınlarına neden olduğu kanıtlanmıştır. Bu Konu da, asfaltın coğrafya üzerindeki olumsuz etkilerinden birisidir. Sıcak asfaltın kullanıldığı yer ve tesislerdeki yanıklar da, yaygın mesleki kazalarındandır.

Çevre Misyonu Platformu /ÇEVREM

22 Mayıs 2012, Salı

(Çeviri; Dr. Zafer Gür)