Av. Cemil Can

Av. Cemil Can

Ülkemin Meseleleri
av.cemilcan@gmail.com

BAŞKANLIĞA HAYIR PADİŞAHLIĞA “EVET”!

11 Aralık 2016 - 09:28


İstanbul'da çoğu polis 38 kişinin ölümüne neden olan hain saldırıdan birkaç saat önce, AKP ve MHP'nin üzerinde tam bir mutabakat sağladığı hususlar, anayasa değişiklik önerisine dönüştürülerek TBMM'ne sunuldu...

Öneri aslında ibretlik bir belgedir.

Anayasaya aykırı olan “fiili durum”un bir anlamda tarifi yapılıyor.

Aynı zamanda hukuksuzluğun resmen itirafıdır...

Pakette yer alan maddelere göre:

Cumhurbaşkanı'nın partisiyle ilişkisi kesilmeyecek.

Partili Cumhurbaşkanı, milletvekili adaylarını da belirleyecek.

Başbakan'a ait yetkiler Cumhurbaşkanı'na geçecek.

Bakanları Cumhurbaşkanı atayacak.

Kanun Hükmünde Kararname çıkarmaya yetkili de olacak...

Bu kadarı krallarda bile yok.

***

Yürürlükte olan Anayasa'da bulunmayan bu yetkilerin tümünü Erdoğan, şu an fiilen kullanıyor zaten.

“Fiili durum”un anlamı:

Erdoğan'ın Anayasa'yı ihlal ettiği ve defalarca “anayasa suçu” işlediğidir.

Böyle bir durumda yapılması gereken, Cumhurbaşkanını anayasal sınırlar içerisine çekmek iken, biz hukuku Cumhurbaşkanı'nın durumuna uyduruyoruz.

“Türk tipi başkanlık sistemi” budur işte...

Bu akıl dışı işi üzerine vazife edinen, tabanının liderliğini sorgulamaya başladığı ve koltuğu ciddi sallantıda olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'dir.

En basit anlatımıyla, yaşamakta olduğumuz olay bu kadar basittir...

***

“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım!” (1) diyen birine, 9 Işık'a (2) bağlı “Ülkücü Devlet”, olağanüstü yetkiler verilmesi için adeta yırtınıyor.

Ne tuhaf değil mi?

Devlet Bahçeli, koltuğunu kurtarmaya çalışırken, MHP'yi de feda ediyor.

Başkanlık sisteminde; ikinci, üçüncü partilerin yaşayamayacağı gerçeğini hiçbir şekilde gizleyemez.

Daha da önemlisi, “parlamenter sistem”in (3) olmazsa olmazı: “Kuvvetler Ayrılığını” (4) tarihe gömüyor...

Yeni sistemde, yürütme ve yasamaya hakim olan Cumhurbaşkanı, yargıyı da kolaylıkla kontrolü altına alabilir!

Basına yansıtıldığı kadarıyla; yüksek yargıda (HSYK, AYM, Yargıtay ve Danıştay) görev yapacak hakimlerin yarısını Cumhurbaşkanı atayacak.

Kalan yarısını da yine Cumhurbaşkanı atayacak!

Açıklayayım:

Partili Cumhurbaşkanı seçilirken, seçmenin yüzde 50'sinden fazlasını alacağına göre, partisi de yüzde 50'yi geçerek, Meclis'te çoğunluğu sağlamış olacaktır.

Şaşırmaya gerek yok, aritmetik bilimi böyle diyor...

Yani; Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez, Meclisin çoğunluğuna hakimdir.

Çünkü partili olduğu için, partisinin milletvekilleri de o belirlemiş olarak seçilecek.

Dolayısıyla, Meclis'in HSYK ile yüksek yargıya seçeceği üyeleri de o atamış olacaktır!

Bunun lamı cimi yok...

***

MHP'nin üzerinde “tam mutabakat” sağladığı anayasa değişiklik önerisine göre:

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 12 üyesi olacaktır.

Üyelerin yarısını Cumhurbaşkanı, diğer yarısını da TBMM seçecek.

Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısı 15'e düşecek, 13'ünü Cumhurbaşkanı seçecek.

Cumhurbaşkanı'nı “Yüce Divan” sıfatıyla yargılamakla görevli Anayasa Mahkemesi'nin, neredeyse tüm üyelerini Cumhurbaşkanı seçecek.

“Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet.” (5)

***

“Türk Tipi Başkanlık Sistemi” de denen, bu yeni sistemde:

Cumhurbaşkanına yönelik soruşturmalarda; 600 vekilden 301'nin önerge vermesi gerekiyormuş.

Güya; Cumhurbaşkanı'nın belirleyip seçtirdiği üyeler, Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma başlatılmasını isteyebilecekler!

Ne kadar inandırıcı ve gerçekçi değil mi?

Sonra da “Soruşturma Komisyonu” kurulacakmış.

Soruşturma Komisyonu kurulması için ise, 360 milletvekilinin destek vermesi şart koşuluyor.

Bu da kolayca bulanabilecek bir rakam!?

O kadar olsa iyiydi!

Cumhurbaşkanı'nı Yüce Divan'a sevk edebilmek için, bu defa 401 vekilin onayı aranacak!

Gerçekleşmesi imkansız olan bir durumdur yani.

Çünkü Meclis'in çoğunluğu, mecburen Cumhurbaşkanının partisindendir ve onları tek tek belirleyen partili Cumhurbaşkanının kendisidir...

***

Partili Cumhurbaşkanı'nın belirleyeceği milletvekillerinin, nasıl tipler olacağını çok mu merak ettiniz? 

Merakınızı gidereyim:

“Allah'u taalanın bütün vasıflarını toplamış bir lider, Sayın Recep Tayyip Erdoğan var.” (6) diyebilen, AKP Düzce Milletvekili Fevai Aslan gibi olabilirler.

Ya da:

“Başbakan'a dokunmak bile inanın bence ibadettir” (7) diyen AKP Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin gibi...

***

Her biri egemenliğin üçte birini bağımsız olarak kullanan erkler:

Yasama, yürütme ve yargı, artık tek kişide birleşecektir!

Kısaca:

Türk Milleti adına egemenliği, Cumhurbaşkanı kullanacaktır.

Doğal olarak; “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” sözü, tarihteki yerini alacaktır...

Bu “Necip Millet” istedikten sonra, geriye gidişi Erdoğan bile durduramaz!

Kör müsün be adam!

Erdoğan, idam cezasını geri getirmek için bile fırsat kolluyor:

“İdam cezası Meclis'ten geçer önüme gelirse imzalarım, Batı'nın ne dediği önemli değil milletimin ne dediği önemli” diyor... (8)

“Milletim” dediği yaşayan halktır, anlayacağın iki kişiden biridir...

***

MHP'nin muhalif kanadı, merkez sağda alel acele bir parti kurabilse, CHP'nin de başından Dersimli Kemal ile ekibi uzaklaştırılabilse, bir de HDP'ye mesafeli durulsa, uzak ihtimal gibi duruyor ama belki referandumdan “hayır” çıkartılabilir...

Bunun dışında; Y-CHP ile HDP'nin bulunduğu Anayasa değişikliğine “Hayır” diyeceklerin cephesi, geriye gidişi durduramaz...

“Eyalet sistemi”ni uygulamaya koyacakları “Başkanlığı” asıl isteyen PKK'lılar idi, unutmayınız!..

“Başkanlık” bir anlamda PKK'nın projesidir.

Ancak bir “Kurucu Meclis”in (9) yapabileceği yeni anayasayı, kurulu meclise yaptırmayı kabul eden de ne yazık ki Y-CHP'dir...

Şimdi kendi kazdığı kuyuda debelenecek!

Anımsayınız:

Bu SOROSÇU ekip, ne biçim yapışıp kalmıştı Anayasa Uzlaşma Komisyonu Masası'na...(10)

***

Sözün özü:

Muhalefetin meşru kabul edip, önerdiği yoldan, AKP padişahlığı geri getirecek!

Muhalefet ne kadar “hayır” diyerek yırtınsa da, Erdoğan'ın “millet”i, bunların lafına bakmaz!

Referanduma gidileceği kesin gibidir...

Bu ekiple, “Başkanlık” da engellenemez gözüküyor, Cumhurbaşkanlığı adıyla gelecek önümüze!

Lakin bir sorun var!

O da:

Erdoğan'dan sonra seçilecek Cumhurbaşkanı (Başkan) için bu yetkiler fazla değil mi?

Bu konuda da kaldık yine Erdoğan'ın insafına.

Gelin bir heyet oluşturup Saray'a gidelim.

Anayasa değişikliği için bir geçici madde daha eklenmesini rica edelim.

“22. Geçici Madde” ile; referandumda kabul edilen değişiklikler, sadece Recep Tayyip Erdoğan dönemi ile sınırlı kalsın!

Erdoğan'dan sonra, tekrar parlamenter rejime geçeriz...

Sıfırdan başlarız demokrasi kavgasına.

Başka seçeneğimiz kalmadı gibi...

Cemil Can 

DİPNOTLAR: 

(1) https://www.youtube.com/watch?v=eO4wwNazlic

(2) https://tr.wikipedia.org/wiki/9_I%C5%9F%C4%B1k_Doktrini

(3) http://www.turkiyehukuk.org/baskanlik-sistemi-ile-parlamen…/

(4) http://www.dmy.info/kuvvetler-ayriligi-nedir-gucler-dengesi/

(5) “Kadı ola davacı vü muzhir dahi şahit,/ Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?” 

Hakim hem davacı, hem mübaşir hem şahit oluyorsa./ O mahkemenin verdiği karara adalet denir mi? 

(Ziya Paşa, Terkib-i Bend VI)

(6) https://www.youtube.com/watch?v=81GB_fT4WLw

(7) https://www.youtube.com/watch?v=NAvP8bZaliY

(8) http://www.cumhuriyet.com.tr/…/Avrupa_Konseyi_nden_Turkiye_…

(9) https://tr.wikipedia.org/wiki/Kurucu_meclis

(10) http://www.ulusalkanal.com.tr/m/?id=4242

 

CEMIL CAN·11 ARALIK 2016 PAZAR


Bu yazı 2076 defa okunmuştur.