Av. Cemil Can

Av. Cemil Can

Ülkemin Meseleleri
av.cemilcan@gmail.com

EYYY İRFAN EFENDİLER!..

12 Haziran 2016 - 09:29


CEMIL CAN·12 HAZIRAN 2016 PAZAR

Sen eyyy Şehit Polis Memuru Gökhan Topçu'nun dayısı İrfan Cengiz!

Sana söylüyorum dinle: Silah ruhsatın var mı, Kılıçdaroğlu'na fırlattığın mermiyi kim verdi sana, bunları sormayacağım.

Cinsel taciz ve yaralama suçlarından sabıkalı olduğun söyleniyor, buna da şaşırmadım, onları da konuşmayacağız.

AKP'li olman ise artı puan ama, bu yanını zerre kadar önemsemiyorum...



Lakin, 12,5 milyon seçmenin temsilcisi olan ana muhalefet partisinin genel başkanına dolu mermiyi fırlatma konusunu es geçemem, geçmiyorum...

Böyle bir hakkı kendinde gördün ya, helal olsun sana!..

Sorumlu ve duyarlı yurttaş bilincine sahipsin (!)  hatta, çok ötesinde bir yerdesin, aferin!

Demek,  yeğeninin şehit olmasından Kılıçdaroğlu'nu sorumlu tutuyorsun?  

Sana bugün çok kullanılan bir özdeyişi anımsatmak isterim.

Anadolu’da:“Eşeğini dövemeyen semerini döver” derler!..

Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun? Eşeğe gücü yetmeyen semerini döver veya suç ortaklığı ortaya çıkmasın diye, semer  dövülür, ortaklık gizli tutulur...

İkisi de aynı kapıya çıkar sonuçta.

Eşek ve semerini döven  aynı ahıra bağlanır, aynı kadrodan emekli olur!

Birkaç gündür düşünüyorum; etrafımdaki insanlarla konuşuyor, kafamdaki sorulara yanıt bulmaya çalışıyorum.  

Özellikle de elinde değnekle dolaşan İrfan'a, hak verenlere sorularım var: Terörün artmasından, şehit cenazelerinin yeniden gelemeye başlamasından Kemal Kılıçdaroğlu'nu mu sorumlu tutuyorsunuz?

Peki, öyleyse devam edelim:

İktidarda olan CHP midir?  

Habur, Oslo, İmralı ve Dolmabahçe'yi ne tez unuttunuz!  

Polisi karakola, askeri kışlaya kapatan AKP hükümetleri değil miydi?  

Hükümet madem “açılım” yapıyordu, hendek ve tünelleri kimler ne için kazdı? “Açılım” olacaksa tünele ne gerek vardı?

Bu sürecin mimarı kimdi?  

PKK'nın silahlarını gömerek sınır dışına çıkacağı halka söylenirken, büyük çapta silahlanmayı bu dönemde yapmadılar mı?  

Asfaltların altına döşenen bombaları göremeyen hükümete, hiç tepkiniz olmayacak mı?

O bombaların üzerine asfalt döken belediyelerin gelirini biz ödemiyor muyuz?

Bütün bu olup bitenlerden, Devletin haberdar olduğu Oslo tutanaklarından belli değil mi?  

Yoksa, bu arada CHP iktidara geldi de biz mi farkında olamadık?

Eyyyy İrfan Efendi!  

Senin gibi yandaşların hiçbiri, bu sorulara yanıt veremedi, senin bir yanıtın olacak mı?

Bekliyoruz...

Öyle hemen savunma pozisyonuna geçme, konuş bakalım!..

Örneğin; ben, terörün yeniden azmasının sebebi olarak; AKP'yi işaret etme gibi, kolaycı bir yolu seçmedim, seçmiyorum...

Merak etme söyleyeceklerim çok basit ve anlaşılır olacak, çünkü gerçekleri öğrenmenin peşindeyiz:

PKK'nın 24 Temmuz'dan hemen önce “çatışmasızlık” olarak isimlendirdiği süreci bitirdiğini; evinde uyuyan iki polisimizi infaz etmesi ve arazide mühimmat araması yapan bir askerimizi şehit ederek silahını 78 milyonun başına dayaması ile ilan etti...

Bu yüzden biz ayrıca tebligat beklemedik...

ABD'nin “kara gücü” olmayı kabul ederek, tetiğe yeniden basan PKK, bu çatışmaların tarafı gibi gözükse de, asıl savaştığımız ülkelerin; emperyalist ABD ile AB olduğunu görüyoruz artık!

O kadar da kör değiliz yani!

Siz İrfan Efendiler, kafanızı kiraya verdiğiniz için, bu gerçekleri kavrayamamış olabilirsiniz.

Büyük olasılıkla, kendinizi  hükümet ile suç ortağı gördüğünüzden, eşek yerine semeri döverek rahatlama yolunu seçtiniz.

At gözlüklerinizle görüş alanını iyice daralttınız!..  

Bu şekilde, belki bir süre daha gerçeklere gözünü kapatabilirsin ama sonuna kadar gizlenemezsin...

Kafanızı kumdan çıkartmanın vakti  geldi.

Ne yaparsanız yapın, sizi de uyandırmaya kararlıyız, çünkü 78 milyona dahilsiniz...

12,5 milyon seçmeni olan bir partinin genel başkanına dolu mermi fırlatmayı alkışlayarak, gerçekte tüm CHP'lileri tehdit ettiğinizin, umarım farkındasınız!..

PKK'ya karşı en küçük bir tepkinizi görmedik ama...

***

Kızma bana...

Bütün suç senin gibi seçmenlerde değil elbette.

İşlerin bu noktaya gelmesinde, Kılıçdaroğlu'nun da payı vardır kuşkusuz.

Ona tepki göstermek ise öncelikle bizim hakkımız ve görevimizdir...

Bu noktada İrfan Efendilerin geri durması lazım.

Sanki, söylenecek sözleri sakınıyoruz da iş size düşecek.

O zaman, aç kulaklarını sen de dinle bakalım İrfan Efendi!

Sen Eyyy Dersimli Kemal!

Camiye girerken yuhalanman, bizim adımıza cenazeye getirttiğin çelengin parçalanması,  ayaklarının dibine dolu mermi atılması, oldukça zorumuza gitti.

Görünüşe bakılırsa, muhalefeti temsil ediyorsun.

Her zamanki gibi, bu olayda da gösterilmesi gereken tepkiyi veremedin, veremiyorsun!

Terörün yeniden azmasının sebebini yukarıda izah ettik.

Bu kadarını bile dile getirmiyorsun, getiremiyorsun...

Basiretsiz davrandığı için Erdoğan'ı ve hükümeti eleştirmek herkesin hakkıdır...

Onlara yöneltilmesi gereken tepkiler, neden sana yöneliyor hiç düşündün mü?

Yine hükümete “paratoner” olup, şimşekleri üstüne çekmişsin...

Yoksa gerçek görevin bu muydu?

Öyle değilse, sen de şu sorulara yanıt ver de görelim:

İmralı tutanaklarından anlıyoruz ki, PKK'nın “yol haritası” olarak belirlediği ve “açılım” adıyla kamuoyuna sunulan eylem planının birinci aşaması; “Ağır çatışma ortamından yasal demokratik siyasete çağrı” yapmak; ikinci aşaması ise “anayasal süreç”ti...

Her ikisini de üzerine aldın, neden?

“Yeni Anayasa” yapma, PKK'nın dayattığı bir istekti, bu işe CHP'yi neden bulaştırdın?

17 kez değişen Anayasa'yı, “Darbe anayasası” olarak yaftalayarak, Apo'nun isteğini bu bahane arkasına saklanarak yerine getirmek, sana mı kaldı?

Y-CHP, 5 Haziran seçimlerinden önce, adeta Anayasa Uzlaşma Komisyonu Masasına yapışıp kaldı!

Yakıştı mı CHP'ye? İmralı tutanaklarından anlıyoruz ki, PKK'nın  açılım sürecinden beklediği “meşruiyet”miş...

Apo'nun açılım için koştuğu 10 şartı, (1) halka anlatmak üzerinize vazife miydi?

Özellikle de özerkliğin hukuki alt yapısını oluşturacak olan  “Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”nı sahiplenmek (2) CHP'nin söylemi olabilir mi?

CHP Programında “terörle mücadele” esas alınmış olmasına rağmen, “Ana muhalefet partisi olarak terörün önlenmesi konusunda ne tür katkı isteniyorsa her türlü katkıyı vermeye hazırız” diyerek, hükümete “açık çek” verme (3) yetkisini nereden aldınız?

İmralı tutanaklarından öğreniyoruz ki, Öcalan BDP'deki vekillerden bir kısmını HDP'ye geçirerek, sözde “Türkiye Partisi” görünümlü yeni bir parti kurmak ve Türk emekçilerini örgütleyerek yüzde 10 barajını aşmak istiyordu.

Apo, kendini ziyarete gelen BDP heyetine: “Birkaç vekil oraya geçip işte Taksim sonrası beklenen yeni parti doğdu havası yaratılabilir. Bu girişim yüzde 10'u aşabilir” demişti...(4)

Nitekim, öyle de oldu, HDP kuruldu ve 5 Haziran seçimlerine girdi...

Bu partinin barajı aşması için en yoğun çabayı kimler gösterdi acaba?

Kılıçdaroğlu'nun eşi Selvi Hanım bile, HDP'nin barajı aşması için mesajlar veriyordu...

Genel Sekreter Gürsel Tekin'den Şafak Pavey'e kadar pek çok milletvekili bu ihanetin içerisindeydi!

Sorsalar, Dersimli Kemal işin içerisinde değildi! Kimi kandırıyorsunuz siz?

Grup Başkanvekilinin açık beyanına göre CHP oylarının yüzde 3,5'u, PKK'nın Meclis'teki uzantısı HDP'ye yönlendirilmiştir... (5)

Utanmadınız mı hiç?

Başka partinin propagandasını yapmak, başlı başına partiden atılmayı gerektirecek  ağır bir disiplin suçu iken; CHP tabanını, HDP'ye oy vermeye yönlendiren, CHP'nin bu “ağır topları”na kol kanat geren  kimdi?

CHP'nin iskeletini teşkil eden 6 Ok'u yeniden yorumlamak isteyen Kemal Kılıçdaroğlu'na, Atatürkçü düşünceye bağlı olanların, en ağır tepkiyi göstermesi gayet normaldir.

Çünkü bu sözlerle, CHP'nin mirası reddediliyor ve  PKK ile  ideolojik bağlantı kuruluyor.

Halkın bu kadarını anlayamayacağını mı sandınız?

Nitekim, Öcalan İmralı'dan Kemal'e (6) şöyle bir selam göndermişti:

“Öcalan'ın Kemalizm'e eleştirisi yapıcıdır. Kemalizmgüncellenerek faydalı olabilir. Ulusalcılar CHP'yi aşağıya çekiyor.”

Bu selamı emir telakki eden Dersimli Kemal, ulusalcıları birer birer partiden ihraç etmedi mi?

O kadarla kalsa iyi. PKK'nın yasallaşması için hükümetin çıkarttığı yasayı da Yeni CHP desteklemiştir...

Y-CHP'nin, eylem ve söylemleri ile hükümetin; giderek de PKK'nın kuyruğuna takıldığı tartışmasızdır.

Y-CHP'nin hendek savaşlarındaki tutumu  kabul edilemez.

Terör örgütüne “destek” niteliğinde olduğu tartışmasız olan “Aydınlar Bildirisi”nin sahiplenilmesi (7) de CHP'ye hiç yakışmamıştır.  

Ermeni soykırım iddialarının,  ABD ağzı ile “büyük felaket” (8) olarak kabul edilmesini anlamak mümkün değildir.  

Y-CHP'nin milletvekillerine hazırlattığı; PKK'lılara karşı “orantısız güç” kullanılıyor, operasyonlara katılan “askerler yargılanmalıdır” ana fikirli  raporları, (9) kelimenin tam anlamı ile iğrençtir...

Dolayısıyla bu ve benzer nedenlerle,  CHP'lilerin Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki göstermesi, kınaması, eleştirmesi son derece haklı ve yerindedir...

Lakin, şehit cenazelerinin gelmesindeki sorumluluğu en son sıralardadır.

Doğruya doğru demek gerekir...

Kemal Kılıçdaroğlu'nun başarılı olduğu tek bir konu vardır.

O da:

Hükümete gösterilmesi gereken tepkiyi, bir şekilde  CHP'nin üzerineçekmiş olmasıdır!..

Zaten bu yüzden değil mi, hükümet her geçen gün oylarını artırmakta, muhalefet yerinde saymaktadır...

Acaba, Dersimli Kemal:

“Arkadaşlar, özür dilerim; ben bu işi yapamıyorum, emanetinizi alın, başarılı olma iddiasındaki başka bir arkadaşa verin” ne zaman diyecektir!..

Onurlu, saygın, güven veren, kişilikli ve dürüst bir liderden beklenen davranış budur...

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/217001/Ocalan_in_10_maddesi.html


















(2) http://odatv.com/kilicdaroglunun-soz-verdigi-avrupa-yerel-yonetimler-ozerklik-sarti-bakin-neymis-0609141200.html


(3) http://arsiv.gercekgundem.com/?p=388558


(4) 24 Haziran 2013 tarihli İmralı tutanağı.

(5) 

Bu yazı 1841 defa okunmuştur.