Av. Cemil Can

Av. Cemil Can

Ülkemin Meseleleri
av.cemilcan@gmail.com

“İKİNCİ KURTULUŞ”UMUZ MHP'NİN KURTARILMASI İLE BAŞLAYACAKTIR!..

03 Nisan 2016 - 17:25


 

TSK'nın 24 Temmuz itibariyle PKK'ya karşı başlattığı operasyonlarda, başarılı sonuçlar elde etmesi, emperyalistleri bayağı telaşlandırdı.

 

Özellikle de R.T. Erdoğan'ın ani bir dönüşle “açılım”dan vazgeçip, “terörle mücadele”ye yönelmesi Batı cephesindeki paniği artırdı.

 

Küresel güçler, güvenlik güçlerinin başarısını gölgelemek ve ordu ile hükümet arasında güven bunalımı yaratmak için, masa başında üretilmiş yalanları piyasaya sürdüler...

 

Bu aralar Batının kalemşörleri, Türkiye yönetiminde askerlerin ağırlık kazandığı tezini işliyorlar...

 

TSK'nın “darbe” yapacağı söylentisi ile sürdürülen kampanyayı, ABD'nin hatırı sayılır Türkiye uzmanları yürütüyor:

 

Eski Pentagon yetkilisi Michael Rubin, American Enterprices Institute'de yayımlanan makalesinde; Türkiye'de darbe olması durumunda, ABD'nin darbe yönetimiyle çalışmaya devam edeceğini yazdı...

 

Eski Başkanlardan Ronald Reagan'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Norman A. Baileyise, Ankara Garı'ndaki patlamadan hemen sonra yaptığı açıklamada; Bence en mantıklı senaryo Türkiye'de askeri darbedir. Darbeyi Kemalistler ve Aleviler de destekler dedi...

 

Son elli yılda “darbeler” konusunda kazandığımız deneyimden sonra, Kemalistler ile Alevilerin darbeleri destekleyebileceğini düşünmek çok uçuk bir fikir.

 

Ne var ki, bu tez Bailey'in kişisel fikri değil!

 

Erdoğan'ın 14 yıldır geliştirdiği nefret dili ve kendine muhalif olan kesimi ötekileştirme çabaları, işi bu noktaya kadar getirdi denebilir.

 

“Dindar ve kindar” bir nesil yaratma projesi karşısında konumlanan yığınlar, siyasi yollarla AKP'den kurtulma olanağının varlığı inancını bu kadar kolay yitirebilir mi?

 

Gerçekten de Kemalist ve/veya Alevi kesim içerisinde darbeye umut bağlayanlar var mı?

 

Sanmam ama yine de bu sorunun yanıtını, aracısız olarak kendilerinin vermesi gerekir!

 

***

 

Bu aşamada, “darbe” gibi emperyalizmin ekmeğine yağ sürecek durumları akla bile getirmemek gerekir.

 

AKP iktidarından ve emperyalizmin sömürü ağından çok daha kolay kurtuluş yolumuz bulunmaktadır:

 

İç ve dış desteği iyice azalan AKP iktidarını, normal yollardan değiştirmek, eskiye göre çok daha kolay hale gelmiştir:

 

Bu konudaki en geçerli ve somut kanıt, 7 Haziran seçimleridir...

 

Halkın iktidardan düşürdüğü Batı işbirlikçilerini, bu açık iradeye rağmen, ele geçirilmiş MHP, beklenmedik bir hamle ile yeniden iktidara taşıdı.

 

İşe buradan başlamak gerekir.

 

Bundan böyle, AKP'nin iktidardan düşürülmesinden çok, MHP yönetiminin derhal ve çok acil olarak değiştirilmesi konuşulmalıdır...



 

MHP yönetiminin, yeniden geleneksel çizgisine bağlı olanların eline yeniden geçmesini sağlamak, gündemin birinci sırasındaki maddesidir.

 

Bu konuda “milli” unsurların seferberlik ilan etmesi, MHP'ye en karşı olanlardan en yakın duranlara kadar, herkesin destek vermesi ulusal bir ödev olarak karşımıza çıkmaktadır...

 

Bu görev, Çanakkale Savaşı kadar önemlidir!

 

Başka bir söyleyişle, ikinci kurtuluş savaşımızın ilk cephesi, MHP'yi düşmana hizmet eden bir araç olmaktan çıkartmak olmalıdır...

 

Çünkü, ne kadar seçim yapılırsa yapılsın, Dersimli Kemal yönetimindeki Y-CHP'nin, oylarını artırması imkansız gibi görülmektedir.

 

Artırsa bile, AKP'nin tabanından bir tek oy alabilmesi olası görülmemektedir.

 

Bu hesapta, Y-CHP'nin oturduğu yüzde 25'lik banttaki durumunu koruması, “başarı” kabul edilebilir.

 

AKP'yi destekleyen yüzde 50 oranındaki “sağ” görüşlü seçmen kitlesinin önemli bir kesimi, daha önce MHP'nin tabanıydı...

 

MHP'nin güven veren bir ekiple, bu seçmeni yeniden kazanması pek de zor olmayacaktır.

 

MHP'nin AKP'den geri alabileceği bir oy, CHP'nin yeni kazanacağı iki oydan çok daha değerledir.

 

Bu nedenle, daha kolay ve olası görülen birinci yol tercih edilmelidir...

 

Yüzde 10'luk seçim barajı nedeniyle, seçmenin “diğer” partilere yönelmediği, son iki seçimde açık ve net olarak görülmüştür.

 

Örneğin; 7 Haziran seçimlerinde, 190 bin civarında oy alan Vatan Partisi'nin 1 Kasım seçimlerinde 30 bin oy kaybına uğramasının açıklaması, başka hiçbir şekilde yapılamaz.

 

En nitelikli seçmen tabanına sahip olan Vatan Partisi'nin bile, 30 bin seçmeni, oyunu CHP'ye vermek zorunda bırakılmıştır.

 

İktidar ve muhalefet partilerinin barajı düşürmeyecekleri gün gibi ortada olduğuna göre, bütün hesapların bu yalın gerçekliğe göre yapılması gerekmektedir...

 

Sonuç olarak; AKP'nin tabanını parçalayacak olan tek örgütlü yapı olan MHP'nin, Devlet Bahçeli gibi bir işbirlikçinin elinden alınması ve bağımsızlığa önem veren, milli değerlere bağlı, gerçek MHP'lilerin eline teslim edilmesi ulusal bir görev olarak karşımızda durmaktadır.

 

Bu noktada MHP'yi işgalcilerin elinden kurtarmak, Türkiye'yi ikinci kez kurtarmanın birinci adımı olacaktır...

 

 

***

 

PKK CEPHESİNDE GÜNAH KEÇİSİ ARANIYOR!..

 

Genelkurmay Başkanlığı, Y-CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm'ün “kirli savaş” olarak nitelendirdiği, 265 gün devam eden terör operasyonlarının bilançosunu açıkladı:

 

22 Temmuz 2015'ten bu yana sürdürülen operasyonlarda, çoğunluğu PKK'lı, 4 bin432 terörist öldürüldü.

 

Bu süre içerisinde; güvenlik güçleri 377 şehit verirken, 300'e yakın sivil de yaşamını kaybetti...

 

Genelkurmay'ın bu açıklamasını “abartılı” bulan PKK sevicilere kötü bir haberim var:

 

Kandil'deki liderlerinden Murat Karayılan, örgütün yayın organı ANF'de yayınlanan mesajında yenilgiyi kabul etti.

 

PKK içerisindeki telsiz konuşmaları ise gerçeği su üzerine çıkarttı.


 

Dinleyelim bakalım kendi aralarında neler konuşuyorlar:

 

“Kandil'de ve 'öz yönetim' ilan edilen yerlerde 24 Temmuz'dan bu yana yaşanan çatışmalarda; (ölüm, yakalanma ve örgütten kaçma şeklinde) 5 binin üzerindekayıp verdik...

 

Uzun yıllar içerisinde elde ettiğimiz güç, birkaç ayda heba edildi...

 

Ergenekon'la TSK bitti diye düşündük, TSK hesabını yanlış yaptık, TSK'nın gücünü hafife aldık...

 

Sadece insan kaybı değil, büyük miktarda silah ve mühimmat kaybımız oldu. Yüz milyonlarca dolarlık silah ve mühimmat kaybettik...

 

Kandil mahvoldu...

 

Artık orada barınmak zor, Irak topraklarını terk etme noktasına geldik.

 

Kandil ve Türkiye'deki silah depolarımız imha oldu, yılların birikimi yok oldu.

 

Bölgede özellikle 2009 yılı sonrasında adım adım sağlanan halk desteği, hendek politikası nedeniyle bitti...

 

Halk desteğini çekince şiddete başvurduk.

 

Kaybettiğimiz halkı, geri kazanmamız artık çok zor.

 

Psikolojik üstünlüğü kaybettik.

 

Yenilgi sorgulamayı da beraberinde getirdi...

 

Kadroların önderliğe inancı kalmadı...”

 

Konuşmaları yoruma hacet kalmadı, herşey son derece açık ve anlaşılır haldedir...

 

***

 

REZA ORTAKLARINI SATABİLİR Mİ?

 

İran'da idam cezasına çarptırılan Babek Zencai, mahkemede konuştu:

 

“Kullandığım kara paranın bir bölümünü, aklanma komisyonu olarak veriyordum.

 

Dubai ve Türkiye yüzde 5'er alıyor, bana yüzde 2 kalıyordu.

 

Böylece Türkiye'deki yetkililere Reza Zarrap üzerinden 8.5 milyar dolar ödedim.

 

İsimleri Reza biliyor.

 

Ben sadece dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'a yüzde 0.7 oranında komisyon verdiğimi söyleyebilirim...”

 

Bu suçlamaları Reza teyit ederse, bizimkiler nasıl bir savunma yapabilirler çok merak ediyorum.

 

“Bu işler oldu ama, bundan dolayı Hazine zararımız oluşmadı” demek yeterli olabilir mi?

 

Zencai'nin aklama komisyonu olarak “verdik” dediği paraların tümü, kara para aklaması için rüşvet olarak verilmiş...

 

“Rüşvet” suçunda Hazine'nin ne zararı olabilir ki?!

 

Ona bakılırsa, hırsız evimizi çaldığında da Hazine'nin bir zararı doğmuyor!..

 

Ceza kanunumuzdan bu suçları çıkartalım da olsun bitsin...

 

Ükemizde suçu ve suçluyu savunan bir kesim oluştu, üstelik hepsi de seçmen.

 

Yüzde 50'nin içerisindeler...

 

Cemil Can

 






Bu yazı 1563 defa okunmuştur.