Av. Cemil Can

Av. Cemil Can

Ülkemin Meseleleri
av.cemilcan@gmail.com

KARŞI TARAFA ÇALIŞMAK!..

28 Şubat 2017 - 10:41

CEMİL CAN·26 ŞUBAT 2017 PAZAR

 

16 Nisan'a kadar Y-CHP'ye eleştirmemeye söz vermiştim.

Sözüm sözdür...

Bu demek değil ki, tümünü başımızın üstünde taşıyacağız.

“Ekmek için Ekmelettin”in faturasını kim ödeyecek diye sormadık!

Birkaç gün önce, anayasa değişikliğine “evet” diyeceğini açıklayanFetullahçı eski Y-CHP Milletvekili Faik Tunay'ı ise neredeyse unuttuk!

Lakin; milyonluk telefon faturalarını fakir halka ödetenleri, dünyanın çevresini birkaç kez dolanacak kadar Hazine'den benzin harcayan milletvekillerini ve onları o makamlara getirenleri, sonsuza kadar görmezden gelemeyiz...

O kadar da değil...

***

Yaşayarak gördük ki:

Reis'i, 15 yıldır aldatmayan kalmadı...

Mizah edip ne güzel eğleniyorduk.

Şimdi başımıza Dersimli çıktı; o, ondan çok daha zeki mi sanki?

Belli ki, onu da “bizimkiler” aldattı!

Siyasilerin “aldatılması” iyi bir propaganda malzemesiydi, lakin bu referandumda onu da kaybettik.

Doğruya doğru....

***

Bütün  seçim kampanyalarını “yolsuzluklar”  üzerine kuran Kılıçdaroğlu'nu, vitrine çıkardığı kendi ekibi “aldattı” diyemiyeceğiz artık!..

Sayesinde, “aldatılma” da mazeret olmaktan çıkartıldı.

TBMM'i Divanı'nda ana muhalefet partisi adına Katip Üye olarak oturan o hanımefendi, Anadolu ve Rumeli Müdafa-ı Hukuk anlayışından, Kuvayı Milliye çizgisine uzanan CHP geleneğini, yeterince temsil edebiliyor mu, bilmiyorum...

Romanların temsilcisi olarak Meclis'e gönderdiğimiz Katip Üye Özcan Purcu efendi ise,  saf kan  “çingene” olduğunu ispatladı!

Elif Doğan Türkmen, Ali Haydar Hakverdi ve Tufan Köse gibilere Hazine teslim edilebilir mi?(1)

Allah aşkına, böylelerinin sözlerine kim inanır?

Y-CHP, bu evlere şenlik ekibi geri çekse bile;  “evet cephesi”nin, bu zavallıları sahneden indireceğine inanmıyorum!

Bu yönünden bakarsak, Baykal'ın dahi sahnelerde görülmesi sakıncalıdır.

Be adam!

Çok biliyorsan eğer, söyleyeceklerini bir kağıda yazıp, Yılmaz'a versene.

Sicil temiz biri doğruları söylediğinde, daha etkili olmaz  mı?

Ben derim ki:

Anayasa değişikliğinin “rejim değişikliği” ile sonuçlanacağı; en küçük bir şüpheye mahal vermeyecek kadar açık olduğuna göre, bu zemini hiç kimsenin,geçmişini aklamak veya güven tazelemek için kullanmasına izin verilmemelidir...

***

Aslında Dersimli Kemal'i de sahaya sürmemek en doğru hareket tartıydı.

“Hayır Cephesi”ne en büyük zararı “dürüst” Kemal veriyor.

“Hayırlı Üniversiteler Platformu”nda; “Niçin biz AYM'ne gitmedik?” sorusuna:

“Atatürk'ün Amasya Tamimi nedeniyle” diyerek yanıt verdi...

Komedi oyuncusu gibi, bu adam halkı ne sanıyor?

Hazret saçmalamaya devam etti:

“Ne diyor Amasya Tamimi'nde: 'Milletin istiklalini, milletin azim ve kararı kurtaracaktır' diyor. Şimdi aynı süreci yaşıyoruz.”

Tarihçiler, cahilliğin bu seviyesine 10 üzerinden kaç puan verir acaba?

Söylediklerinin zerre kadar siyasi değeri yok!

Dersimli'nin, referandum sonucunun “evet” çıkması halinde;  sorumluluğu halkın üzerine yıkacağı şimdiden belli oldu.

İhtimaldir, 17 Nisan günü “Atatürk'ün kendisini aldattığını” söyleyerek, savunmasını yapacak!..

Umarım, aklıselim galip gelir de o günleri görmeyiz...

İşgal koşuları ile bugünün koşullarını  aynı gören bir anlayışın, doğru stratejiler yapamayacağı baştan bellidir...

***

ANDY-AR Araştırma Şirketi'nin  son çalışmasına göre; “evet” oyları ile “hayır” oyları arasındaki fark 2 puana kadar inmiş.

Demek ki, sonucu “Kararsızlar”ın belirleyecek!

“Kararsızlar”ı en kolay yönlendirecek olan ise, siyasi iktidardır.

Geçmiş seçimleri ve referandumları unutmayın.

Sandığa gidecek olan halk, aynı halktır!..

Son haftaya girilirken, iktidarın kesenin ağzını açarak, tabloyu tersine çevirmesi mümkündür!

İşi için para girdi mi, “Mustafa Kemal'in askerleri” olduğunu iddia eden CHP milletvekilleri bile dünyayı şaşı görüyor.

Görmüyor muyuz?..

***

Ana muhalefet partisi,  ülkenin geleceği ile kumar oynayamaz.

CHP'lilerin böyle bir genel başkana “biat etmesi” lükstür, ihanetin en üst noktasıdır.

CHP, tüm olanakları en etkili şekilde kullanmak zorundadır.

Hayati önemdeki kararlar; hasta ruhlu tiplere, kaprisli kişilere ve  kompleksli siyasetçilere ve hırsızlara hiçbir şekilde bırakılamaz...

***

Oysa, AYM'ne gitmenin, elle tutulur iki avantajı vardır:

Biri; zayıf olsa da anayasa değişikliklerinin iptal ettirme olasılığı, diğeri propaganda için zaman kazanmak:

Anayasa Mahkemesi'ne başvurmak için verilen 60 günlük süreye, mahkemenin karar vereceği birkaç aylık süreyi de ekledik mi, kazanılan süre, pekala  işe yarayabilir.

“Kararsızlar”ı, iktidarın kurduğu tuzaktan kurtarabilir, aydınlık günlere yelken açılabiliriz...

Peşinen bu olanaktan vazgeçmek ve bugünü, 1919 koşulları ile karıştıraraktaktik belirlemek, gizlice  karşı cepheye çalışmak anlamına gelir!..

Bahçeli bu işi açıktan, Kılıçdaroğlu gizlice yapıyor...

Ne var ki; önümüze gelecek ağır faturayı, sadece onlar değil, 80 milyon halk birlikte ödemek zorunda kalacağız!..

Hatadan dönmek için henüz vakit vardır...

Cemil Can

DİPNOT:

(1) http://www.haberturk.com/gundem/haber/1404222-makam-araci-ile-en-cok-yol-yapan-10-vekil/2






mehmet-ali-aligul-750x445.jpg

MEHMET ALİLER!..

CEMİL CAN·25 ŞUBAT 2017 CUMARTESİ

 

 

Dünyanın ilk ve tek parasız okulunu yakmak için benzini ateşleyen Mehmet Ali Aligül nerelidir?

Sosyal medya hesabından Müjdat Gezen için “peter olsun” dediğini duyanların bir fikri var:

“Hemşerindir” dediklerini duyar gibiyim.

Ben de farklı görüşteyim:

Mehmet Aliler Türkiyelidir.

Bizdendirler...

***

Mehmet Aliler:

Cahil ve cesurdurlar; Türk toplumunun bilindik bir yüzünü yansıtılar.

Son eylemin “kahramanı” Mehmet Ali:

Servis şoförlüğü yaparak, 4 çocuğuna bakar.

38 yaşındadır, bijon anahtarını çatal gibi kullanır.

O derece kaslarına güvenir...

***

Mehmet Aliler:

Karakolda şaşabilirler ama hayatta yalan söylemezler.

Nitekim söylememiştir de:

“Duygularıma yenik düştüm, pişmanım” demiştir sadece...

***

Mehmet Aliler:

Dün Madımak'ta görev yaptılar, bugün Kadıköy'de mesaideler.

Yarın nerede, hangi eylemciye nasıl karşı koyacaklarını kimse bilemez...

Kendilerine ihtiyaç duyulduğunda, anında orada biterler.

Ellerine ne geçerse, önlerine kim çıkarsa..

Allah ne verdiyse...

***

Mehmet Aliler:

Kurulmakta olan “Halkın Özel Harekatı”nın gönüllü neferleridirler.

Minibüs şoförü iken; son yolcu kadın ise, tenha bir yere çekip tecavüz ederek “ders” verebilirler.

Erkek ise, ne kadar şanslı olduğuna bağlıdır başına gelecekler...

***

Mehmet Aliler:

Sosyal medya hesabından neleri paylaştıkları ile siyasi görüşü hakkında fikir verebilir.

Pompalı ile çekilmiş fotoğrafları,  beyinlerinin ne kadar gelişmiş olduğunu gösterir.

Yetkililerin:

“Psikolojik tedavi görüyor” veya “alkollü şahıs” demesine ise, çok ama çok içerlerler.

Kameraların karşısına ilk çıktıklarında:

“Hayatımda hiç alkol almadım” diyerek valiyi bir güzel düzeltirler.

Bu fırsattan yararlanarak; alkol alanlara göndermede bulunurlar...

***

Mehmet Aliler:

Abdülhamit'in torunu “Esma Hatun” için söylenenlere çok kızarlar.

Gerçekte, Abdülhamit'in bu adla bir torunu olmayabilir.

Ne önemi var!

Mehmet Ali'nin verdiği ders de zaten tarih değil...

***

Meğer bizimki, Galatasaray Adasını isteyen Nilhan Sultanı savunuyormuş.

Nilhan'ın bu “insanca ve hakça” istekleri ile  alay edilmesi, delikanlının çok zoruna gitmiş.

Bu nedenle okulu ateşe vermiş...

İsteseymiş bütün Roma'yı da yakabilirmiş...

***

Mehmet Ali'yi, MOBESE kayıtlarından yakaladılar.

İfadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı tabi.

Cumhuriyet Savcısı ne diye itiraz etti?!

Mehmet Ali kaçacak biri değil tabi, tekrar yakaladılar.

Mahkeme ifadesini alıp, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.

Savcı durmadı, serbest bırakılmaya bir daha itiraz etti.

Bu defa “delikanlı”yı gerçekten tutukladılar.

Ah şu Cumhuriyet Savcıları....

Cemil Can



Bu yazı 1549 defa okunmuştur.