Av. Cemil Can

Av. Cemil Can

Ülkemin Meseleleri
av.cemilcan@gmail.com

“KONTROLLÜ” SAVAŞ Erdoğan Kardeşime yanıttır:

19 Ekim 2017 - 16:03

“KONTROLLÜ” SAVAŞ



Erdoğan Kardeşime yanıttır:



Kimi taklit ediyorsun anlayabilmiş değilim.

AKP'nin emperyalizmle savaşmasını kabullenemiyorsun! 

Espri yapmaya çalışıyorsan, söyleyeyim:Beceremedin. 

Neden, hafız gibi her olay karşısında ezberini tekrar edip durursun.

Bir fikir üret, farklı bir şey söyle. 

Dediğimi anladın umarım... 

***

Önce emperyalizmi hangi devletin temsil ettiğini konusunda anlaşalım. 

Ben ABD diyorum, sen de aynı şeyi düşünüyorsan geçelim. 

Bundan birkaç yıl önce MİT'e ait iki TIR'ın yakalandığı aylarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eleştirilere karşı yaptığı açıklamada:

"Ne iki TIR'ı iki bin iki bin" dediğini hatırladın mı? 

Yani yakalanan iki TIR'dan başka binlerce TIR'lık yardımı Esat'ı yıkacak terör örgütlerine göndermekle övünüyordu.

Biraz da meydan okuma vardı bu açıklamanın içerisinde.

Çünkü Erdoğan'ın arkasında ABD vardı... 

***

Erdoğan'ın bu olaydan hemen sonra IŞİD'e DEAŞ demeye başladığını da hatırlatayım. 

Başka bir ifade ile Esat'ı yıkacak örgütlerin başında IŞİD vardı ve Erdoğan ile aynı hedefe dönük savaşıyorlardı. 

Söyle söyleyelim istersen:

Bu örgütün çeşitli ülkelerden gelen militanlarının, Türkiye üzerinden Suriye'ye gitmesine göz, yumuluyor hatta silahlandırılıp eğitildikleri bile söyleniyordu... 

Daha sonra IŞİD'ın da ABD kontrolünde olduğu, kurulacak “İkinci İsrail” için alan temizliği yaptığı görüldü. Nitekim bu alanları Barzani güçleri işgal ettiler. 

Kerkük bu şehirlerden biridir. 

Kerkük'te nüfus ve tapu dairelerinin yakılarak nüfus dengesinin nasıl değiştirdiğini unutmuş olamazsın.

***

Bu arada PKK ve PYD'nin de Peşmerge gibi ABD'nin (yani emperyalizmin) kara gücü olduğu anlaşıldı. 

Taraflar bunu övünerek söylediler. 

Bunu da görmezden gelemezsin...

Türkiye emperyalistlerin safındaydı ve Suriye rejimini yıkmak için mücadele ederken; 24 Temmuz 2014 tarihi itibariyle Hendek Savaşlarına müdahale etme kararı aldı.

Nedeni, niçini bellidir:

ABD bundan sonraki yoluna Gülen Hareketi ile devam etmek istiyordu.

Onları yıllarca eğitti için kontrolleri kolaydı.

Erdoğan'ı kontrol edilemiyorlardı bir türlü.

Bir gün başka, diğer gün başka konuşarak, dünya kamuoyuna ABD'nin verdiği mesajı bozabiliyordu.

İstemeyerek tabii...

Örnek olarak:

“NATO'nun Libya'da ne işi var?” demesini gösterebilirim...

Birkaç gün sonra:

“Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tesbit ve tescil etmek için NATO Libya'ya girmelidir” dedi...

Böyle konuşan biri, Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanı olarak vitrinde tutulabilir miydi?

Emperyalistler miadi dolanı süpürüp deliğe atarlar.

Daha bunun gibi onlarca örnek sayabilirim.

İşte bu ve benzer nedenlerle ABD, Erdoğan'ın üzerini çizdi...

***

Kendi telaşına düşen Erdoğan, ABD'den korunmak için, önce Türk Ordusu'na sonra da ŞİÖ'ne yaklaştı.

Balyoz ve Ergenekon davalarının kumpas olduğunu kendisi açıkladı.

Bundan daha güzel bir olay olabilir mi?

Biz devrimciler, yıllardır hep bu fikri savunmadık mı:

Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir demedik mi?

Fırat Kalkanı Harekatı ve İdlip'e Türk Ordusu'nun girmesi fena mı oldu?

Yani:

T.C. “Bağımsız Kürdistan Projesi”ne karşı çıktı ve üç ayrı noktadan emperyalizme hançerini sapladı... Böylesine hızlı ve keskin bir saf değişikliğine neden gidildiğini, artık anlamamış olamazsın. 

ABD yönetimi, Tayyip Erdoğan'ı iktidardan düşürmek ve Fetullah Gülen Hoca Efendiyi iktidara getirmeyi uygun gördüğünü sağır sultanlar bile biliyor... 

Küresel güçler, birkaç yasa dışı deneme yaptılar.

Bunları hep birlikte yaşadık, gördüğümüz gibi başaramadılar...

'Kontrollü Derbe” yalanı ile başarısızlıklarını örtmeye çalıştılar.

Ne yazık ki, bizlerin önemli bir kesini bu propagandaya alet oldu. 

Bir yılda gerçeği anlayamadılar...

Utanarak söylüyorum; kendini devrimci olarak tarif eden pek çok kişi, darbenin başarılı olması için ellerini ovuşturup beklemeye başladı.

Emperyalist bir işgali devrimciler savunabilir mi?

Akıl tutulması dedikleri şey tam olarak da bu değil mi? 

Evet dostum; aynen böyle olmadı mı gelişmeler?

Bunları yaşayan Erdoğan, -antiemperyalist olduğu için değil- zorunlu olarak, kendi ve aynı zamanda da ülkenin geleceği için SAFINI değiştirdi. 

Bunu göremeyecek kadar kör ve saf olamazsın... 

Sonuçta devleti yöneten odur. 

Dolayısıyla TSK'yı Avrasya-Pasifik güçlerinin yanında konuşlandırma yetkisi ondadır. 

İstesen de, istemesen de senin şablonlarına uymasa da Türkiye bugün emperyalistlerle savaşıyor... 

Bu duruma gelmemizde bütün etkenleri burada sayamam elbette... 

İç ve dış dinamikler de vardır doğal olarak. 

Ama bir şeyi akıldan çıkartmamak gerekir: 

Bir tek tarihinde ilk defa emperyalizmi yenen Türk Ordusu vardır. 

Türk Ordusu'nun yanında olmak ve emperyalizme karşı savaşta emperyalizme karşı durmak gerekmez mi? Ordu'nun başında Erdoğan'ın olması, senin Erdoğan karşıtlığın, böyle milli bir davada tereddütlü davranmanı haklı kılabilir mi?

Kimin yaptığına veya söylediğine bakmadan, doğru neyse ona doğru demek zorunda değil miyiz?

Sosyalist ahlak bunu gerektirmez mi? 

Aksi halde, -her kimlerse- akıl hocalarınla birlikte ABD'ye kara gücü olursun... 

Kabul etsen de etmesen de, bu isimle anılırsın sevgili dostum...

Anti emperyalist olan bu haklı savaşa kimse “KONTROLLÜ SAVAŞ” diyemez!..

Kontrol mazlum halkların elindedir artık...



Selamlar...

Bu yazı 1246 defa okunmuştur.