Av. Cemil Can

Av. Cemil Can

Ülkemin Meseleleri
av.cemilcan@gmail.com

“OY BİRLİĞİ İLE” !..

15 Kasım 2015 - 13:25


CEMİL CAN·15 KASIM 2015 PAZAR

12 gün sonra Silvan'daki sokağa çıkma yasağı kaldırıldı.

8 güvenlik görevlimiz şehit, 10 terör örgütü üyesi etkisiz hale getirildi...

40 bin insanımızın ölümünden sorumlu PKK'nın Suriye Kolu PYD'nin yöneticilerini, yakın geçmişte Fransa Cumhurbaşkanı Hollande sarayında kabul etmişti!..

Kafa kesen dünyanın en acımasız diğer terör örgütü IŞİD ise, 6 ayrı noktada gerçekleştirdiği saldırılar ile Paris'i kana buladı...

Terörün son kurbanı Fransa oldu.

Ölü sayısı 129'a ulaştı.  

Paris Başsavcılığı'nın açıklamasına göre, ölen 7 teröristten 6'sı canlı bombaymış!..

Yaşarken ölüdürler, ölürken canlı!..

Terörü silah olarak kullananlar, sonunda terörün mağduru oluyorlar...

Bize terör örgütü ile “masaya oturmayı”  tavsiye eden Fransa'ya, IŞİD ile masaya oturmayı önermenin tam zamanıdır!

Strateji uzmanlarına göre, ABD, Suriye'de yan çizmeye çalışan Fransa'nın, safını kesin olarak seçmesi için bu eylemi yaptırmış...

Kesin bir şey söylyebilmek imkansız tabi...

Hollande'den önce Obama'nın saldırı ile ilgili açıklama yapması akla bu ihtimali getiriyor.

11 Eylül saldırısından sonra, başlatılan Haçlı Seferleri'nin ikincisi yoldadır, diyenler de var...

Irak ve Suriye'yi parçalamak için böyle bir sefere ihtiyaç duyuluyor!

Bir diğer görüş, Suriye'de doğal sınırlarına kadar ilerlyen IŞİD, terörü Avrupa'yaihraç etmeye çalışıyor.

Ancak bu şekilde gündemdeki yerini koruyabilir...

Suruç ve Ankara katliamları, Rus uçağının Mısır'da düşürülmesi, Charlie Hebdo baskını ve Paris'teki son korkunç saldırı, bu fikrin doğruluğunu güçlendiriyor...

Kim ne derse desin, Türkiye'nin başkanlık yapacağı G20 zirvesinin gündemini bile IŞİD belirledi...

Toplantıda öncelikli olarak “küresel terör” konuşulacak...

Avusturya'nın başkenti Viyana'da, Suriye'deki “iç savaş”a çözüm bulmak için  yapılan zirvede, ABD Rusya'nın formülünü kabul etti: 6 ay içerisinde geçiş süreci başlayacak, yeni bir anayasa ve 18 ay içerisinde adil bir seçim yapılacak...

El Nusra ve IŞİD için operasyonlar sürecek...

Küresel güçler, hiç bir şekilde ellerini teröristlerin sırtından çekmiyorlar...

Emperyalistler, Irak'ın kuzeyindeki petrol rezervlerini ele geçirmek için akla gelmedik eylemlere başvuracaklar ve her zamanki gibi yine terörü kullanacaklar...

Bu yüzden kınama mesajları inandırıcı olmuyor...

***

Kumpas davası yürürken, ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Jeffery, “Askeri yetkililere karşı gerçek delillerin kullanılmadığını ve amatörce tahrif edilmiş sahte belgeler olduğunun farkındaydık. Özellikle Balyoz, amatörceydi ve biz insanların, sahteliği bu kadar açık olan kanıtlarla yargılanmasına şaşırıp kalmıştık” dedi...

Bu açıklamayı itiraf kabul ediyoruz!

Ne var ki, FETÖ üyesi savcı ve yargıçlar, hiçbir şeyin farkına varamamış gibi davranıp, yurtseverlere en ağır cezaları verdiler.

Gerçek hukukçular, bu kararları içlerine sindirmediği için, bir tek onlar şaşırıp kalmamışlardı...

Şaşırıp kalan ABD yetkilileri, hiçbir zaman bu duruma seslerini çıkarmadılar, çünkü kumpasın tam merkezinde onlar oturuyorlardı...

Kumpasın birinci dercedeki suç ortağı AKP'nin, “aldatıldık” savunmasına Türk halkı, itibar mı etti, yoksa öncelik sıralamasındaki yerini mi değiştirdi, onu  yakın zamanda anlayamayacağız...

Bunun için ilk genel seçimlere kadar beklemek gerekiyor...

***

Kaset komplosu ile CHP'nin başına getirilen Dersimli Kemal, 5 yıl içerisinde kadrosunu örgütün her kademesine yerleştirdi...

Öyle ki, 1 Kasım seçimlerinden sonra “İstifayı hiç aklıma getirmedim” diyecek kadar adamlarına güveniyor şimdi.  

Pişkinliği için bir şey demiyeceğim.

Küresel güçlerin elinde ne kadar piştiği, sözlerinden belli oluyor...

Benim asıl tuhaf karşıladığım; bu kadar kısa süre içerisinde sorgulamayan, yargılamayan, emir erinden farksız, Haşhaşi vari militanların  ne zaman ve nerede yetiştirilip, CHP'ye yerleştirildiğidir...

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'in, CEPA AVM arkasındaruhsatsız yükselen kayınpederinin kardeşine ait 20 katlı bina yüzünden vurulmasını haber yapan, CHP yanlısı yayınları ile tanınmış internet gazetesi Halkın Habercisi'nin sahibi, İlyas Güven Eroğlu hakkında disiplin soruşturması başlatıldı!...

Dersimli Kemal, bu haber yüzünden Eroğlu için “sözde CHP'li” demiş, Çankaya Belediyesi'nden ihale alamadığı için Taşdelen'e “iftira” attığını ima ettikten sonra, Eroğlu gibileri partiden “temizleyeceğini” söylemişti...  

Haber üzerinden bir hafta bile geçmeden, Güven Hastanesi doktorları, Taşdelen'in isteği üzerine; muayene edilmeden ve filmi çekilmeden, o raporu verdiklerini kabul edip, gerçeği itiraf ettiler...

Dolayısıyla; yalancının Alper Taşdelen, iftiracının da Kemal Kılıçdaroğlu olduğu doktor raporu ile sabit hale gelmiştir...

Böyle bir durum karşısında; “kişiliği oturmuş, onurlu insanlar ne yapar?” sorusunu elbtte ki, sormuyorum!

Pişkinliğe bağlı olarak, kimin  ne yaptığı zaten görülüyor.

Dersimli, yaklaşan CHP Kurultayında yeniden genel başkanlık için hazırlıklarını yapıyor...

Peki, başkentte ikamet eden CHP Ankara İl Örgütü ne yapıyor?

Hiç merak ettiniz mi?

Ben ettim. Sansür uyguluyorlar:Yüzde yüz haklı olan ve doğru haber yapan intrnet gazetesi Halkın Habercisi'nin sahibi İlyas Güven  Eroğlu'nu  “kesin ihraç” istemiyle ve “tedbirli” olarak üstelik de “oy birliği” ile disiplin kuruluna sevk ettiler... (13 Kasım 2015 tarihli Aydınlık)

CHP disiplin hukukunda, “tedbirli” sözcüğü, soruşturma sonuçlanana kadar, ilgili üyenin üyelik haklarını kullanamaması sonucunu doğuruyor...



Eroğlu'nun seçme ve seçilme hakkını da elinden aldılar!..

Benim asıl dikkatimi  çeken; bu haksız ve hukuk dışı kararın “oy birliği” ile alınmış olmasıdır...

Bu iğrenç karara bir tekiniz bile muhalefet şerhi koyamadınız!

Hepinize yazıklar olsun...

Atatürk'ün partisinin Başkent örgütünde;Haksızlık, hukuksuzluk ve tetikçilikte, “oy birliği” sağlanmış durumdadır...

Gözünüz aydın olsun!

Benim gözümde; CHP Ankara İl Yönetim Kurulu otuz üyesi, hediyelik eşya imalatçılarının ağaç tornasından çıkmış kül tablaları gibidirler.

Üstlerine sadece kül silklenir...

Parti işlerinde genellikle beyinlerini kullanamazlar!

Ne yapmaları gerektiği önceden belirlenmiştir...

Bu belirleme ile uyumlu olarak, sadece parmak kaldırıp indirebilirler!

Bu nöbetçi taharet ekibi, Dersimli Kemal'in verdiği CHP'lileri partiden “temizleme” görevini yerine getirmeye kararlı görünüyor...

Bunların unvanı “yönetim kurulu üyesidir” ama yönettikleri bir şey yoktur aslında.

Kararlar daima Genel Merkez'den getirilir.

İnfaz timi, sadece parmağını kaldırıp indirir.

Adaletten nasibini almamış, gözü kara ve kalın kafalı ne kadar  partili varsa bu göreve taliptir.

İnfaz timinde etkisiz eleman olarak bulunmaya pek heves ederler...

Masum insanların boynuna yağlı ipi geçiren, “zavallı bir çingenenin kıllı örümceğe benzeyen eli” gibidirler!..

Kurultay delegeleri çok mu farklıdır?

Onları da pek yakında göreceğiz!..

***

İyi ki, 5 Haziran seçimlerinden sonra AKP, Y-CHP ile koalisyon hükümetini kurmadı!..

Yoksa, bunların “oy birliği” ile yapacağı işler aklıma geliyor da uykularım kaçıyor!..

İyi ki de olmadı!..

Bu tür fırsatsızların eline küçük fırsat geçtiğinde; memleketin anasını ağlatırlar:

“Oy birliği” ile 17/25 Aralık yolsuzluk iddialarını aklayabilirler,

“Oy birliği” ile FETÖ'yü masum  hale getirebilir,

“Oy birliği” ile Devleti talan edenleri, sınav sorularını çalarak çocuklarımızın geleceğini karartanları, masum ilan edebilirler.

“Oy birliği” ile itibarlı insanları itibarsızlaştırıp, “gizli tanık”lara itibarlarını iade edebilirler...

Kanıt mı istediniz?

Gösterelim:

“Devri sabık yaratmayacağız” ve “geçmişin intikamını almayacağız” diyerek, geçmişe sünger çekmeye hazır olan Kılıçdaroğlu'nun sözleri kanıttır.

Onun  bu gözü dönmüş ekibi ise, kraldan daha fazla kralcıdır...

***

Bu nedenlerle diyorum ki:

Kılıçdaroğlu ile Bahçeli,partilerinin başında durdukça, AKP'yi eleştirmemiz bir işe yaramamaktadır.

Nitekim, 5 Haziran seçimlerinde, halkın iktidardan düşürdüğü AKP'yi, yine bu iki iş birlikçi iktidara taşımıştır.

Belli ki, kendilerini göreve getiren küresel güçler, onlardan bunu istemişlerdir...

Görevleri ayan beyan bellidir...

Bahçeli, hiçbir şekilde HDP ile bir araya gelmeyiz diyerek, AKP'siz hükümet kurma formüllerinin tümünü işlemez hale getirmiştir...

Kılıçdaroğlu ise,AKP ile koalisyon yapmaya çalışarak; onu yeniden iktidar yapmak için adeta kapılarında yatmıştır...

Bu yüzden, AKP'den kurtulmadan önce, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'denkurtulmamız gerekiyor...

Gerçek bir muhalefet partisi yoksa, iktidara ne kadar muhalefet yaparsak yapalım,sonucu değiştiremiyoruz!..




Cemil Can

Bu yazı 1647 defa okunmuştur.