Av. Cemil Can

Av. Cemil Can

Ülkemin Meseleleri
av.cemilcan@gmail.com

ZAMAN EN ADİL HAKEMDİR!..

27 Aralık 2015 - 12:13


 

Bazen en iyi hakem zaman oluyor...

Eylül’den bu yana 4 ay bile geçmedi...

Eskilerimiz “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” derdi...

Gerçekten de çok erken unutuyoruz...

Toplumsal hafızamız kuvvetli değil!

O halde anımsatalım: Yaklaşık 4 ay önce sanatçılarımız üçe bölünmüştü...

Bir kısmı “Barış istiyoruz” diyordu...

Bir kısmı “Baş sorumlu Cumhurbaşkanıdır”...

Haklı çıkan “Mehmetçiğin yanındayız” diyenler oldu...

Aslında barışı istemeyen yoktu, Cumhurbaşkanı da baş sorumluydu!

Bunların hepsi doğruydu...

Rahatlıkla her üç bildiriye de imza atılabilirdi.

Savunulan fikirler, birlikte harikaydı...



Arada hatalı fikirler de olacak tabi...

Ne demiş atalarımız: “Barikayı hakikat müsademeyi efkardan doğar”

“Gerçeğin şimşeği, fikirlerin çatışmasından doğar”

“Barış istiyoruz” başlıklı bildiriye imza koyanlar, PKK’ya yönelik operasyonları “Saray Savaşı” olarak nitelendiriyordu!

Onlara göre; Erdoğan, AKP’yi yeniden tek başına iktidar yapmak için bu kirli savaşı başlatmıştı!

“Çözüm sürecini buzdolabına koyduk” sözü, bu fikrin en açık kanıtı olarak gösteriliyordu...

AKP’nin yeniden ve tek başına iktidara gelmesinden sonra, hükümetin süreci  buzdolabından çıkartacağından korkuluyordu...





Bu aşama, olumlu ya da olumsuz bir şey söylemek için erkendir, yanıltıcı olabilir...

Bekleyip görmek gerekiyor...

Zaman en doğru ve adil olan hakemdir!

*** *** ***

1 Kasım’ı çok geçtik...

AKP tek başına iktidara geldi...

HDP de barajı geçti...

HDP’ye baraj atlatarak AKP’yi düşürme planı, 1 Kasım’da tutmadı!

“Barış İstiyoruz” bildirisine imza atanlara göre, amaç hasıl oldu; “Saray Savaşı”nındurması gerekiyor!

Ama durmadı, savaş devam ediyor...

Söylendiği gibi, gerçekten Erdoğan’ın amacı AKP’yi tek başına iktidara getirmek idiyse, “Süreci” dolaptan çıkarması gerekmiyor mu?

Yoksa buna gücü mü yetmiyor?

*** *** ***

Peki, savaşı başlatan kimdi?

Bu sorunun doğru yanıtını vermeden devam etmeyelim.

22 Temmuz’da “Bugünü unutmayın” demiştik!

Terör örgütü, iki polisimizin uykuda kafasına kurşun sıkmıştı...

Bir gün önce de mayın araması yapan askerimize ateş açıp şehit etmişti...

TSK’nın operasyonları ise, 24 Temmuz’da başlatılmıştı...

*** *** ***

Eğer hala bu savaşa “Saray Savaşı” diyorsanız, siz bilirsiniz!

Savaşı başlatanın PKK olduğunu hiçbir şekilde gizleyemezsiniz!..

Buradan bakmaya devam ederseniz; PKK’ya “Saray’ın PKK’sı” diyebilirsiniz...

Acaba öyle mi?

ABD’nin “Kara gücü”, Saray’a ait olabilir mi?

Biliyorum ki, “leb” demeden leblebiyi bilebilirsiniz...

Buna rağmen  tekrar etmek istiyorum:

Seçim bitti!..

AKP, yeniden ve tek başına iktidara geldi!

“Saray Savaşı”nın durması gerekmiyor mu?

Tam aksi oluyor, operasyonlar tüm şiddeti ile devam ediyor...

Acaba neden?

*** *** ***

PKK, ateşkes istiyor, masaya oturmaya dünden razı!..

Bir gün Amerika’dan, bir Rusya’dan ha bire haber gönderiyorlar...

PKK’yı “kara gücü” olarak kullanan emperyalistler, fena halde telaşlı...

“Açılım”a dönelim diye neredeyse yalvarıyorlar!..

Onlara ne oluyor acaba, hiç düşündünüz mü?

Buradan bakıldığında; yaşananlara “Saray Savaşı” demek yerine, “Vatan Savaşı” demek daha isabetli değil mi?

Hakkı hamiline teslim edelim...

*** *** ***

“Sanatçılar Girişimi”: “Baş sorumlu Cumhurbaşkanıdır”;

“Bağımsız Sanatçılar İnisiyatifi”: “Savaşın hükmünü sürdürmek isteyenlere itirazımız var”, “Çok şey değil, ihtiyacımız olan, barışı istiyoruz” diyordu...

“Türkiye Sanatçılar Birliği” bildirisine imza atanlar ise: “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin başlatmış olduğu vatan mücadelesinde, biz sanatçı ve aydınlar, Mehmetçiğimizin yanında olduğumuzu belirtmek isteriz” demişlerdi...

Demek ki, bu son grubun haber alma kaynakları daha güçlü, analiz yetenekleri de diğerlerinden çok üstün!...

Kıskançlık göstermeden kabul etmemiz gerekiyor...

*** *** ***

Gelinen bu aşamada; “Sanatçılar Girişimi” ile “Bağımsız Sanatçı İnisiyatifi”nin şapkalarını önlerine koyup, yeni bir değerlendirme yapması şart oldu...

Buna şiddetle ihtiyaçları var!

Şu kadarını da söyleyeyim: Kimsenin, bir diğerinden özür dilemesi gerekmiyor!

Niyeti kötü olan yoktu...

Her üç bildiriye imza atanların, yurtseverliğinden en ufak bir kuşku bulunmuyor...

Bugün itibariyle, tüm aydınların birlikte hareket etmesi çok önemli...

Düşman dört taraftan saldırıyor...

*** *** ***

Unutanlar için 4 ay önce ortalıkta dolaşan bildirileri bulup getirdim.(*)

Aşağıdaki bağlantıdan üçüne de ulaşmak mümkün...

Yeter ki, hendeğin Türkiye tarafında duralım...

Gerisini anlamak kolay olur...

Cemil Can                  




(*) http://odatv.com/sanatcilardan-itiraz-1109151200.html