Av. Turgut Yenilmez

Av. Turgut Yenilmez

Ülkem meselesi
turgutyenilmez@hotmail.com

DÜŞMAN HER YERDE.. VE ÇOK AMA ÇOK KALLEŞ!

20 Aralık 2017 - 17:41

KUDÜS'E GİDEN YOL 

ABD Başkanı Donald Trump’ı 

bu kararı almaya zorlayan neydi, kimlerdi?...

Geçen Çarşamba günü 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine İstanbul’da yapılan 

İslam İşbirliği Örgütü Liderler Zirvesi Filistin konusunu ve beraberinde bölgedeki gelişmeleri yeniden tartışmaya açtı.

Ama kısa bir süreliğine.

Nitekim Zirve’den çıkan kararın İngilizce ve Türkçesi arasındaki farkla ilgili tartışma olmasaydı bu konu çoktan unutulmuştu bile.

21 Ağustos 1969’da radikal dinci Avusturyalı bir Yahudi tarafından ateşe verilen Mescidi Aksa olayından sonra İslam Örgütü kurulmuş 

Ancak geçen 48 yıl içinde 

bu Örgüt Kudüs için hiç bir şey yapamamıştır.

Hatta Örgüte bağlı Kudüs Komitesi başkanlığına seçilen Fas Kralı 

Komiteyi toplantıya çağırma gereğini bile duymamıştır.

Bu Kral Hazretleri İstanbul Zirvesine gelme zahmetine bile katlanmamıştır.

Zaten Zirveye liderler düzeyinde ancak 18 ülke katılmıştır.

Libya, Yemen, Somali gibi durumu karışık ülkeleri çıkarırsak bu sayı 15’e düşer.

Geri kalan 39 ülkenin temsilcileri çok daha alt düzeylerde toplantıda bulunmuştur.

Tıpkı Suudi Arabistan gibi.

Oysa örgütün merkezi o ülkede.

Türkiye temsilcisi olarak Ekmeleddin İhsanoğlu da 10 yıllığına örgüt 

genel sekreteri olarak orada bulunmuştu.

....

Gelelim Zirvede alınan karara. 

Türk medyasının ‘Tarihi’ dediği karara.

Yani Kudüs’te Filistin elçiliğini açma kararı.

Yani 57 Müslüman ülke Kudüs’te elçilik açacak.

Türkçe, Arapça ve esas alınan İngilizcede hata olmasını boş verin.

Önemli olan bu kararın nasıl uygulanacağıdır.

Uygulanmaz…

Çünkü Doğu Kudüs denilen şehir işgal altında ve 

İsrail izni olmadan hiç kimse oraya giremez.

Ayrıca tüm Batı Şeria 1967’den beri işgal altında ve 

Gazze kuşatma altında.

Yani İsrail izin vermeden hiç kimse buralara girip çıkamaz.

Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar dâhil...

Peki, nasıl gelindi bu noktaya?

Biraz tarih…

1917’de Osmanlı bölgeden çekilince İngilizler Filistin’i işgal etti.

İşgali gerçekleştiren 

Allenby komutasındaki İngiliz ordusunda 7 bin Yahudi gönüllü vardı.

İngilizlerle işbirliği yaparak 

Osmanlı’ya ihanet eden 

Suud ve Haşim aşiretleri farkında olmadan kısa bir süre sonra kazığı yiyecekti.

Bölge halkları da bugün bile 

Suud ve Haşim ailelerinin yönetimindeki Suudi Arabistan ve Ürdün politikalarından çok acı çekti ve çekiyor.

Her iki yönetim ihanet içinde ve 

bugün bile Türkiye’den nefret eder.

Özetle birilerinin yıllarca 

Türk halkına yutturmaya çalıştığı gibi ‘Araplar Osmanlı’yı arkadan vurmadı’.

On binlerce Arap, 

cihat çağrısına uyarak 

Çanakkale, Sarıkamış ve başka birçok cephede savaşarak şehit düştü.

Ama o iki aile, 

Osmanlıya ve kendi halklarıyla birlikte tüm Arap halklarına ihanet etti.

Arap Baharı sonrasında Suriye’ye bildik müdahalede bulunuldu.

Sonrasında ne oldu?

İngilizlerin Yahudilere ilan ettiği 

Belfour Deklerasyonu ve coğrafyayı bölen Saykes-Bicout haritaları…

Sonrası belli; 

14 Şubat 1945’te ABD Başkanı Roosevelt ile buluşan Suudi Kral Abdülaziz her türlü ihanet için imza üzerine imza attı.

Bu ihanetin parçası olarak İsrail’in kurulması vardı.

İngilizler 1917’de Filistin’i işgal ettiğinde bu topraklarda 

50 bin kadar Yahudi vardı.

İngilizlerin desteğiyle 1917-1947 döneminde 

Türkiye dâhil dünyanın her tarafından bu topraklara 600 bin Yahudi taşındı.

Bu Yahudiler çeşit çeşit terör örgütleri kurarak acı çektirdikleri Filistinlileri göçe zorladılar.

Ama birileri yalana devam edecekti:

‘FİLİSTİNLİLER TOPRAĞINI SATIP KAÇTI 

AMAÇ; 

DÜNYANIN FİLİSTİN HALKININ MÜCADELESİNE OLAN İLGİ, 

DAYANIŞMA ve DESTEĞİNİ AZALTMAKDIR.

1947’de İsrail Devleti kurulduğunda Yahudiler Filistin toprağının yalnızca yüzde 6,5’na sahipti.

Demek ki 

‘Araplar Türkleri arkadan vurmamış’ ve de ‘Onurlu Filistinliler topraklarını satmamıştı’…

Gelelim İsrail devletine.

İngiliz işgalinde Filistin’de 

Yahudiler’in sayısı 650 bin olunca 

bu kez ABD devreye girdi ve 

BM’de yapılan oylama ile 

Filistin toprağının yüzde 55’inin 650 bin Yahudi’ye verilerek İsrail devletinin kurulmasını sağladı.

Dünya tarihinde benzeri bir olay yaşanmamıştı.

Bir halkın toprağı elinden alınarak Dünyanın her tarafından toplanan 

başka insanlara verilmişti.

Böylece ABD kendisi gibi 

TOPLAMA BİR HALK OLARAK 

Dünyanın her tarafından getirilen Yahudilerle kurulan İsrail devletini sahiplendi.

Filistin toprağının geri kalan bölümü 1.250.000 Filistinliye verilerek 

Filistin devleti kuruldu.

Bu devletin Batı Şeria bölgesi Ürdün’e Sina bölgesi Mısır yönetimine bırakıldı.

İş bununla da kalmadı.

İsrail 1967 savaşında Filistin’in bu bölgelerinin yanı sıra 

Suriye’nin Golan, 

Mısır’ın Sina ve 

Lübnan’ın Şabaa bölgelerini işgal etti.

Sonraki yıllarda yapılan anlaşmalarla İsrail Batı Şeria’da Filistinlilere özerklik tanıdı ve 

2005’te Gazze’den çekildi ama kuşatmasını sürdürdü.

Dünya ise Filistin Devleti’ni tanıdı ama ortada devlet yoktu.

Çünkü hiç kimse İsrail’e 

‘Çık artık bu Filistin topraklarından’ diyemedi.

Özetle 6,5 milyonu İsrail’de ve 

Toplamda tüm dünyada 

14,5 milyon Yahudi, 

350 milyon Arap ve 

1,5 milyar Müslümana kafa tutuyor.

İsrail izin vermezse 

Filistin Devlet Başkanı denilen kişi bile bulunduğu Ramallah’tan çıkamaz.

Bu da yetmiyor 

Çünkü ‘LAİK ’ Mahmud Abbas ile 

2006’da seçimleri kazanan 

‘İSLAMCI’ Hamas arasında kavgalar bir türlü dinmiyor.

ABD işbirlikçisi 

Arap kral ve başkanlar bu kavgayı körüklemek için aralıksız uğraşıyor.

Bu arada İsrail işine bakıyor.

İşgal altında tuttuğu 

Batı Şeria topraklarında 

binlerce ev yaparak 

Sovyetler’in dağılmasından sonra 

Doğu Bloku ülkelerinden getirdiği bir milyon Yahudi göçmeni buralara yerleştirdi.

Arap yönetimlerin büyük bölümü ise ihanet içinde!

Bölgede ise sorunlar bir türlü bitmedi...

İsrail Devleti kurulduktan sonra 

1956, 1967, 1973 ve 1981 

Arap-İsrail savaşlarının yanı sıra 

İran-Irak savaşı, 

Kuveyt işgali ve 

Irak’ın Amerika tarafından işgali ise başka örnekler.

En yeni olanlar 

‘Arap Baharı’ ile birlikte yaşandı.

Suriye, Irak, Libya ve Yemen perişan edildi.

100 ülke mezhepsel gerekçelerle 

IŞİD ve benzeri örgütleri kurdurarak Suriye üzerine çullandı.

Karlı çıkan tek ülke İsrail…

Suriye zayıf düşürülmeseydi 

Trump asla son kararını alamazdı.

Dönelim İslam Zirvesi’ne. 

Böyle bir perişanlık yaşayan ve 

kendi içinde bir sürü sorunla uğraşan 

bir coğrafya nasıl olur da İsrail ve tabii ki ABD’ye karşı direnecek?

Gerçekçi olalım:

İslam ülkeleri, 

Filistin yani İsrail konusunda tek adım atmaz, atamaz.

Olmayan bir Filistin devletinin kurulmasını sağlayamayanlar 

Kudüs’te elçilik açamaz.

İslam ülkeleri önce kendi aralarındaki sorunları çözmeli.

İsrail 70 yıllık, ABD ise 241 yıllık iki ülke ve aralarındaki 'ÇIKAR AŞKI ’ çok net anlaşılıyor.

İsrail’i 1947’de BM’de kurduran 

Başkan Truman Demokrat Parti’den, Trump ise Cumhuriyetçi!

Bu da ABD içindeki güç dengelerinin kendi içindeki ilişkiden ve 

Yahudi lobilerini kazanma hevesinden kaynaklanıyor.

AB ülkeleri umurunda değil.

Bu ülkeler Trump’ın kararına karşı gibi görünüyor ama sonunda çoğunluğu İsrail’den yana olur.

Bunun birçok dinsel, tarihsel, çıkarsal ve stratejik nedeni var.

Bu durum böyle devam ederse 

bölgeyi çok karanlık gelecek bekliyor.

İsrail Doğu Kudüs’te yaşamakta olan 

200 bin Müslüman Filistinliden kurtulmaya başlayacaktır.

Olmaz demeyin.

6 yıl içinde Suriye’de 300-400 bin insan öldü ve hiç kimse umursamadı.

Irak’ta ölenlerin sayısı son 20 yılda 

bir milyon civarında.

İsrail sonraki süreçte 

Mescidi Aksa dâhil Kudüs’teki İslami varlıkları yıkacaktır.

İsraillilerin derdi 

Süleyman Tapınağını yeniden inşa etmek ve 

Kendi Siyonist ideolojilerinin zaferini ilan ederek maksimum haz almaktır.

Anlaşılması zor sapkın bir saplantı!

Hani şu 

‘Nil’den Fırat’a kadar Büyük İsrail Devleti’…

Tıpkı IŞİD olayında olduğu gibi: 

‘Irak Şam İslam Devleti’.

Adamlar ve diğer radikal İslamcı gruplar İsrail’e karşı hiç bir eylemde bulunmayı düşünmüyor.

IŞİD’in arkasında olan ABD, 

Filistin ile ilgili tüm çabaları 

BM Güvenlik Konseyi’nde veto etti ve edecek.

Arap ve Müslüman ülkeler çaresiz.

Ne ABD ne de İsrail’e karşı 

Ortak tavır alamıyor.

Örneğin; ilişkileri kesmek!

O zaman geriye bir tek hesap kalıyor:

Birileri 

ABD destekli İsrail’in karanlık projelerine dur demeli.

O BİRİLERİ TÜRKİYE …

Bunun öncelikli ve tek koşulu 

Türkiye ile İran’ın birlikte hareket etmesi ve İsrail’i durdurabilecek iki ülke olan Suriye ve Irak’a destek vermesi.

Savaş için değil caydırıcılık için.

Tıpkı Barzani olayında olduğu gibi…

Benden söylemesi;

Başta Suudi Arabistan olmak üzere birçok Arap ülke yönetimi 

Başta Türkiye olmak üzere coğrafyamızı yok etmek için ihanetlere devam ediyor.

Olmaz demeyin:

İsrail kurulamaz dediler,kuruldu.

Fazla dayanamaz dediler, bu hale geldi.

Kudüs işi olmaz diyenler 

olacağını görecekler.

Sonrasında herkes sırasını bekleyecek.

Şanslı olan 

üç beş sene gecikmeli perişan edilir.

Yol ve yöntem hiç önemli değil.

DÜŞMAN HER YERDE..

VE ÇOK AMA ÇOK KALLEŞ!