Av. Turgut Yenilmez

Av. Turgut Yenilmez

Ülkem meselesi
turgutyenilmez@hotmail.com

KÖR DIKENIN ŞAHİTLİĞİ

01 Ağustos 2021 - 14:51

Köyün birinde canciğer iki arkadaş varmış.
Öyle güzel anlaşırlar, konuşurlarmış ki, birbirlerinin gizlisi saklısı her şeylerini bilirlermiş.
Gel zaman git zaman sonra, bu canciğer arkadaşlardan biri gönlünü köylerindeki güzel bir kıza kaptırmış ve evlenmiş.
Ama arkadaşının da gönlü bu kızdan yanaymış. Eh ne yapalım gönül bu.
Fakat bu niyetini arkadaşına ve arkadaşının hanımına söylememiş.
Gel zaman git zaman sonra kafasında gizli bir plan kurmuş ve adım adım planı uygulamaya koyulmuş.
Köylerinde güz gelmiş harmanlar kaldırılmış,
iş güç bitmiş, bir süreliğine çalışmak üzere uzak bir şehre gitmişler.
Her zaman olduğu gibi yine beraber çalışmış, yemiş, içmiş, gezip tozmuşlar.
Köye dönüş vakti gelince, alacaklarını almış, paralarını iç gömleklerine yalancı bir cep yapıp dikmişler.
O zamanlar ulaşım şimdilerdeki gibi değilmiş elbette. Köye yürüyerek gitmeleri gerekiyormuş.
Köye dönüş için hazırlıklarını tamamlayıp, yola çıkmışlar.
Uzun bir süre yürüdükten sonra, kuş konmaz, kervan geçmez ıssız ve tenha bir yere geldiklerinde dinlenmeye karar vermişler. Yorgunluktan oracıkta uyuya kalmışlar.
Fakat kurnaz olanı planını hatırlayıp uyanmış, cebinden iki tarafı keskin bıçağını çıkarmış ve arkadaşının boğazına dayamış,
—Canını ve paranı, demiş.
Arkadaşı, can ciğer çocukluk arkadaşının kötü niyeti ve sözleri karşısında önce irkilmiş,
can havliyle fırlamış, arkadaşının niyetinin kötü olduğunu hemen anlamış,
—Paramı al, hepsi senin olsun, bana bir şey yapma, demiş. İkna olmamış beriki,
—Hem paran, hem kanın da benim olacak, demiş. Devam etmiş, hatta karın da. Arkadaşının halinden iyice korkan adam son bir çare,
—Tamam, param da, karım da senin olsun, demiş. Ama ne çare ikna edememiş öbürünü. Adamın karnına, saplamış bıçağı, bir iki, üç, beş derken, adam yere yığılıp kalmış.
O arada gözü yakınlardaki bir kör dikene takılmış ve kısık bir sesle,
—Şu kör dikeni unutma. Bu diken şahitlik yapacak demiş ve son nefesini vermiş.
Arkadaş katili cesedi uzak bir yere taşımış, üzerinde kıymetli ne varsa hepsini almış.
Kanlı gömleğinden bir parçayı da alıp yola koyulurken, cinayet yerindeki kör dikene öylesine bir bakmış.
Ve gülmüş. Kendi kendine,
Şu kör diken şahitlik yapacak haa, demiş. Köyün yolunu tutmuş. Gecenin bir vaktinde evine varıp, yatmış uyumuş.
Sabah kuşluk vakti, öldürdüğü arkadaşının hanımı, eşinden bir haber almak için çıkıp gelmiş.
Arkadaş katili yine yapmacık bir üzüntü ile
—Kocanla yolda gelirken, bir canavar sürüsü üzerimize geldi. Ben bir ağaca çıkıp canımı zor kurtardım. Ama rahmetli kurtaramadı, canavar parçaladı. Ölmeden önce, seni bana emanet etti, karıma ve çocuklarıma iyi bak dedi, deyip yalancıktan üzüntülerini iletti.
Arkadaşının kanlı gömleğinden aldığı parçayı üzüntülü kadına uzattı. Kadın büyük bir üzüntü ve acı içinde ağlayarak evine döndü.
Aradan zaman geçmiş, acı hafiflemeye başlamış ve kadın ölen eşinin emaneti diye, adamla evlenmeye karar vermiş, düğün dernek kurulmuş evlenmişlerdir.
Adam ve yaslı kadının evlilikleri öyle veya böyle devam edip giderken, köyden uzakta bir tarlaya ekin biçmeye giderler. Yorulmuş bir ağaç dibinde dinlenirlerken, sert bir rüzgâr çıkar, uzaklardan bir kör diken çalısı, önlerine kadar uçar gelir. Önlerine kadar gelen kör diken çalısını görünce adam öylesine bir güler.
Kadın neden güldüğün sorar.
Adam,
—Boş ver işte öylesine bir güldüm, der.
Kadın ısrar eder.
—Yok, olmaz neden güldüğünü söyleyeceksin, diye ısrar edince. Adam dayanamaz olup bitenleri olduğu gibi anlatır. Kadın işte o anda, her şeyi bir tarafa bırakıp, jandarmaya katil olan eşini ihbar eder ve adamın cezalandırılmasını sağlar.
Hikâyemiz burada bitti.
Anlayacağınız, hiçbir sır, hiçbir kötülük gizli kalmaz. Er veya geç gerçek ortaya çıkarmış.
Evet bugün
Ormanları Ateşe veren her kim ise
Çok kalmaz
günü ve saati geldiğinde ortaya çıkar elbet );

Bu yazı 110 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum