Behlül Dane

Behlül Dane

Bu Hayatı Neyleyim, Bana Seni Gerek Seni...
balatfener@gmail.com

FIKRALAR 31

03 Şubat 2021 - 17:58

Adam bürosuna gelir gelmez sekreterine kendisini arayan olup olmadığını sormuş. 
Sekreter bir beyin geldiğini ancak adını söylemediğini belirtmiş. 
Adam "O sersem kardeşim olmalı" diye söylenince sekreter, "Olabilir efendim. 
Çünkü size çok benziyordu" demiş.    


Temel araba sürerken kirmizi isikta geçmis.
Tabi bunu gören polis temeli durdurmus.
- Polis : Ehliyet ve ruhsat beyfendi
- Temel : Verdunuzdami isteysunuz.


Benzin istasyonunun önünde bir afiş: "Depoyu dolduran Lotaryada tutturursa bedava seks kazanıyor." 
İki kafadar benzinciye "Doldur depoyu" der, sonra bedava seks için lotaryaya talip olur... 
Benzinci sorar: Kafamdan bir sayı tuttum, bilirseniz bedava seks. "Üç" derler... 
Benzinci, "Bilemediniz, ben beş tutmuştum." 
Bir hafta sonra iki kafadar yine gelir, depo yine doldurulur, yine lotarya... 
Bizimkiler "Yedi" der. Benzinci "Olmadı, ben altı tutmuştum". 
Üç gün sora yine depoyu doldururlar, yine lotarya... 
"Iki" derler, benzinci "Bir" der. Kafadarlardan biri arkadaşına açılır... 
"Yahu bu bizi kandırıyor galiba, hep başka rakam söylüyor... 
Hile yapmasın!" Diğeri cevap verir: "Yok canım kızkardeşim arka arkaya iki kere kazandı."
    

Kadın sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve girdiğini duyar.
- Çabuk! Köşeye geç ve bir heykel gibi davran. 
Adamın her yerine bebek yağı sürer, üzerine de bebe pudrası serper.
- Sakın kımıldama ve heykelmissin gibi davran!
- Bu nedir? hayatım, diye sorar kocası kapıdan girer girmez.
- O mu? Sadece bir heykel. 
Smithler yatak odaları için bir tane almışlardı.
 O kadar sevdim ki bir tane de ben ısmarladım. 
Kimse o andan itibaren heykel hakkında konuşmaz hatta yatağa girene kadar. 
Gece saat iki gibi koca kalkar ve mutfağa gider, bir kaç dakika sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile geri döner.
- Al bakalım, der, bir şeyler ye. 
Ben 3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken kimse bana bir bardak su bile vermemişti.


İtalya'da Vatikan yakınlarında bir eve gece hırsız girmiş. 
Hırsız evin içinde karanlıkta ilerlerken arkasından bir ses gelmiş: 
-Seni ben görüyorum. 
İsa da görüyor! 
Hırsız panik içinde bir köşeye sinip ve farkedilmemeyi ümit ederken ses tekrar yükselmiş 
- Seni ben görüyorum. 
İsa da görüyor! 
Hırsız sesin kendine seslendiğine emin olunca el fenerini açıp, sesin sahibini aramaya başlamış ve bakmış bir Papağan! Şaşkınlıkla söylemiş 
- Konusan sen miydin? 
Papağan tekrar konuşmuş 
-Evet.. Bunun üzerine Hırsız 
-Ama sen Papağansın! Papağan cevap vermiş.
-Evet ben Papağanım...
İsa da Doberman..    


Bir adam uçağıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uçağı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer. 
Adam ne yapayım ne yapayım diye düşünürken birden bir Afrika kabilesinin ona doğru yaklaştığını görür. 
Adam içinden "İste şimdi boku yedik" der. 
O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin sesini duyar.
- Hayır evladım boku yemedin.
- Peki ne yapmam gerek ?
- Şuradaki mızrağı görüyormusun?
 - Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır.
Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır.
-Evladım işte şimdi boku yedin.


Bıçkın ve aynı zamanda hovarda bir adam ölür ve cehenneme gider. 
Cehennemde birkaç gün kaldıktan sonra cennet görevlisi melek gelir ve seni cennete götüreceğim der. 
Bizim bıçkın halinden memnun görevli melekle cennetin yoluna koyulurlar. 
Cennetin kapısına yaklaştıklarında içeriden feryat figan sesler duyar ve meleğe döner, 
- Sen beni cennete götürecektin der. 
Melek burası cennet deyince, içerideki sesler nedir demiş, 
melek : - ha o sesler içerideki iyi insanlara kanat takılacak onun için sırtlarına delik açılıyor demiş. 
Bizimki ürkmüş cennetin yolunda biraz daha ilerlemişler bu sefer geçenki seslerden daha acı ve yoğun sesler gelmeye başlamış. 
Bıçkın yine sormuş; Şimdi neler oluyor, neden sesler daha acı? 
Melek: - İyi insanların başlarına halka takılacak onun için başlarını deliyorlar. 
Bizimki iyice korkmuş ve ben cehenneme gitmek istiyorum deyince melek iyi ama orada da sana kuyruk takacaklar demiş. 
Bıçkın olsun olsun nasıl olsa onun deliği hazır demiş.    


Üç mahkum cezaevi yolundadır. 
Herbirine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya getirilmesine izin verilmiştir. 
Otobüste, biri diğerine döner ve sorar, 
"ee, sen ne getirdin ?", diğer mahkum bir kutu boya çıkarır ve bunlarla herşeyi boyayabileceğini söyler ve diyer mahkuma sorar, "sen ne getirdin ?". Oda, yanındaki kutuyu açar ve içinden iskambil kağıtlarını çıkarır. 
"Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kart oyunu oynayabilirim" der. 
Üçüncü mahkum köşede sessizce sırıtarak oturmaktadır. 
Diğer iki mahkum farkeder ve sorarlar, "Sen niye kendinden eminsin o kadar, sen ne getirdin ?" Üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek "bu tamponları getirdim," der. 
Diğer iki mahkumunda kafası karışmıştır, merakla sorarlar, 
"Bunlarla ne yapabilirsin ki?" 
Üçüncü yine sırıtır ve kutuyu göstererek "Kutuda yazdığına göre, bunlarla at sürebilir, yüzmeye gidebilir hatta paten kayabilirmişim"


Becky ve Sam 50'nci evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı. 
Sam birden soruverdi: 
"Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?.."
 "O da nereden çıktı?" diye sinirlendi Becky..
 "Cevabı da öğrenmek istemezsin herhalde ?.." 
"İsterim" dedi Sam..
 "Lütfen anlat, ne olur?.." 
"Madem öyle" dedi Becky, "Üç kez aldattım seni.." 
"Üç kez öyle mi?.. 
Kimlerdi onlar?.." 
"İlki" diye anlatmaya başladı Becky, "Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi diş kliniğini kurmak istiyordun ama hiçbir banka sana kredi açmıyordu. 
Sonra bir banka yöneticisi eve geldi, hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern araçları getirebildin." 
"Ooo Becky.. Benim için kendini feda ettin ha.. 

Bu yazı 86 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum