FERDA AKGÜL

FERDA AKGÜL

Sabrın Hududu
akgulgida@hotmail.com

Kaynananı Sevmemen de mi ABD Oyunu!

02 Ağustos 2021 - 23:28 - Güncelleme: 02 Ağustos 2021 - 23:31

(Bir ajan nasıl çalışır)  
“Ortadoğu” dediğimiz dünyanın merkezi olan toprakların tamamında kan akarken, ses çıkarmayan “İslam alemi” Katar’a saldırı için katarları hazırladılar. 

Çünkü bu topraklara Ortadoğu ismini Amerika verdi. 
Türkiye, Suriye, Irak coğrafi olarak Amerika’nın Ortadoğusundadır. 
Ya biz neden Ortadoğu diyoruz? 
Biz dünyaya Amerika’nın bakış açısı ile bakıyoruz. Emperyalizmin namazlı abdestli çocukları, babaları ile birlikteler. 
Hadi şimdi Müslüman kardeşlerimiz için “Yasin halkası” oluşturalım ve sosyal medyadan paylaşalım ki, ne kadar Müslümanız belli edelim “Gavur Amerika’ya”  haddini bildirelim ama anlamadığı dilden okusunlar ki dini ihtiyaçlar karşılansın. 

Kim dolaylı veya direk Amerika güçlüdür ve akıllı devlet adamları Amerika ile birlikte çalışır, derse, hatta Amerika adını anmadan satır aralarına bunu gizlerse: Akademisyen, gazeteci, siyasi din adamı, (ruhban) kanaat önderi, bilin ki, Amerika’nın üçüncü dünya ülkelerine ayırdığı fondan maaş alan ajandır. 

Bu adamların ulusal kanallarda boy göstermesini sağlayan ise, iktidara yakın durup, Sayın Erdoğan’a methiyeden sonra diğer dostları vasıtası ile oluşturdukları güçtür. 
İşte bu gün yaşadığımız topraklara “Ortadoğu” dememizi sağlayan o ajanlardır. 

Amerika bunu nasıl başardı! 
1.Televiyon Nasıl yani her televizyon kanalı Amerika’nın mı? 
Tabi ki değil, yerel ve küçük olan cinsel hap satanlarla ilgilenmez. 
Büyük ulusal kanalları tercih ederler ve hepsine para ödemeseler de önemli görevde olanların tamamına yakını Amerika’da eğitim almıştır. 
Amerika’ya gitmek ve eğitim almak gariban Anadolu çocuğuna önemli iş gibi gösterilip, bu çocukları buraya ajan yapmak için alıyoruz algısının da önü kesilmiştir. 

Neden en önemli görevlerin başında bir dönem Amerika ya da İngiltere’de eğitim alan insanlar bulunur? Elbette Amerika’ya giden çok zeki çocuklardır fakat o güçten ve ihtişamdan etkilenmeden aklını kullanan Oktay Sinanoğlu gibi isimleri sen Aleyna Tilki kadar duyamazsın! Amerika’ya gitmeyen, çok mu aptaldır? 

2.Gazete Tüm gazeteler de onların olacak hali yok ya değil mi? Elbette değil ama kendi adamlarını yerleştirmeleri veya yazarlarını esas güç olan televizyona çıkarmaları topluma “aydın” diye tanıtmaları bir kaç günlük iş. 
Hükümete yakın TV’lerden biri “Ortadoğu” uzmanı diye çıkardıkları bir ucube ki; bu adam zaman zaman ilahiyatçı ve iktisatçı yani her şeyi bilen adamlardan birinin konuşmasını, satır aralarından okuyorum: “Sayın Dünya Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi akıllı siyasetçidir, kendileri de taktir eder ki Amerika dünyanın süper gücüdür ve akıllı liderler güçle savaşmaz gücün yanında olur!” 
Bu yağcılık ve kaypaklık içeren metni az daha açalım mı? 
Sayın Erdoğan’ın isminin önüne bir metre hoş sıfat koyduktan sonra, patronu Amerika’nın  gücünü Sayın Erdoğan’a hatırlatıp, akıllı ol “seni seviyoruz ama bizim patronlarla kavga etmediğiniz sürece” fikrini farklı anlatım tarzı ile anlattı. İşte bu yav... 

Amerika’da bunun eğitimini alıyor. Beyin yönetimi denen olay tamda bu! Bakınız şimdi: (Zeytinyağlı Yiyemem Türküsünün Ortaya Çıkış Hikayesi) 1948-1951 yılları arasında alınan Marshall yardımlarının koşullarından birisi de Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.. 

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. 
ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesi olduğu için birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını keşfeder. 
Amaç Türk insanını zeytinyağından soğutularak mısırözü yağına ve margarine alıştırmaktır. 
Bu amaçla zeytinyağı “ısınırsa kanser yapar” gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. 
Aynı dönemde Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. 
Yine bu dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliama girişilir. 
Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir. 
Bununla da kalınmaz, kötülemek için “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman...” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır. 
Basma giyen kadınlar aşağılanıp plastik giysilerle tanıştırılır, kaynana cahil köylü gösterilir! 

(Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir -THM Repertuar numarası 1133-) Ey ezilen sömürülen insanlık âlemi! Yağ satmak için türkü siparişi veren emperyalist güçlerin, daha neler yapabileceğini varız siz düşünün. 

Tekrar hatırlatmakta fayda var! 
Kim dolaylı veya direk Amerika güçlüdür ve akıllı devlet adamları Amerika ile birlikte çalışır der, satır aralarına bunu gizler, dinimizin sömürü düzenine (Emperyalizme) açtığı savaşı gizlemek adına sakal, cin vb. ile kafanızı karıştırıyorsa, Akademisyen, gazeteci, siyasi, din adamı,(ruhban) kanaat önderi, cemaat lideri, bilin ki, Amerika’nın üçüncü dünya ülkelerine ayırdığı fondan maaş alan ajandır. 
Daha ne kadar açık yazılır ki? 

Doğru yolda olana selam olsun!

Bu yazı 240 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum