Bir camii düşünün
Takriben 600 yıllık.
Ve ahşap
Ve yapımında hiç çivi, yani metal parça kullanılmamış.
Ecdat öyle doğal yapmış ki kelimelerin kifayetsiz olduğu yer.
Ve o camii 100 dönüm bir mezarlık içinde kalmış.
Çevresine mezarlar koyuldukca, alanı genişlemiş
Ve o ecdat öyle bir ecdat ki, 100 dönüm mezarlığı meşe ağacı ile kaplamış.
İçerisinde şehit polis, Mehmet EROL’unda yattığı, ağaçlar sayesinde nefes alınabilen bu mezarlıkta şimdi ne olsa beğenirsiniz.
Şehit EROL’un mezarına fatiha okumak için gittiğim bu mezarlıkta, köyün sakinlerinde biri ile tanışma imkanım oldu.
Emekli eğitimci.
Bana bu ağaçların tamamını köyün kesip, başka yere cami yaptıracağını öyle rahat söyledi ki;
Bunun adı katliam.
Yapılacak bu camide namaz kılınmaz, kılınsa da makbul olmaz dediğimde kendine geldi.
Eğitimci de olsa kemale ermemiş belli ki!
Köylüye gerçeği anlatmak şöyle dursun, beni ağaçların yaşlandığına ikna etmeye çalıştı.
Ona fizikçilerin “kelebek etkisi” teoremi ile, ağaçların bizi nasıl serinlettiğini anlattım ikna oldu.
Elimden ne gelir demekle yetindi.
O kesilen ağaçlar ile, neden camii yapılacak.
1. Ağacın kesimine karşı gelen, camiye karşı gelmiş olur.
2. Dolayısı ile, camiye karşı gelen adam olursun.
Kullanılan en iyi yöntemdir camii ve din!
Bunu köylü aklı bile anlamış olmalı ki “camii yaptırcaz’’ demeyi ihmal etmedi.
Yüzlerce sene önceden, camide metal parça çivi kullanmadan eserini diken ecdadın torunları şimdi, doğayı din ile diyanet ile katlediyor.
Şehit polisin, askerin, ecdadın kemikleri sızlamasın, bu ağaç katliamına dur diyelim.
Doğru olan budur.
Doğru yolda olana selam olsun !
NOT: Kesim izinleri de alınmış!
akgulgida@hotmail.com
