FERDA AKGÜL

FERDA AKGÜL

Sabrın Hududu
akgulgida@hotmail.com

ÜCRETSİZ BORU DÖŞEME

28 Ekim 2016 - 17:36


ÜCRETSİZ BORU DÖŞEME

Yıl 1990'lı yılların ortası,

Bisan marka bisiklet,

Arkası zaman gazetesi.

Bulancak'ta,150 yi aşkın abonesi var, o dönemde malum gazetenin.

Terziden bakkala, polisten nalbura.

Hepsini isim isim biliyorum.

Ev toplantılarına gidenleri, cemaate para yardımı edenleri, avukatlarını, hatta hâkimlerini.

Ama geçmişte kaldı, asla kimseyi afiş etmem.

Yakışık almaz yaparsam onlardan farkım kalmaz...

 

Sonra ne mi oldu?

 

Gizli gizli alınan zaman gazetesini, almayan suçlu oldu..

AKP’li olmak için cemaatçi olmak şart oldu.

Giresun’da esnaf CHP li bir hanım;

İşyerinde zaman gazetesi gördüm ve istemeden sordum.

Hayırdır neden zaman aldın?

Bana verdiği cevaba bakın,

" iki çocuğumun geleceği için zaman almak ve cemaate yardım etmek zorundayım"

 

Ve ben 17 yaşımda liseyi okuyor, zaman gazetesine bölgesel haber yapıyor, hem de dağıtım yapıyorum.

 

Haftalık 25Amarikan doları karşılığı.

 Benim bir haftamı, utanmadan satın alıyordu "dindar" insanlar.

 

....

 

İkinci haftada kalabalık ev toplantısında,  esnaf memur, öğrenci herkes geniş salonda ve  paralar toplandıktan sonra dedim ki bölge imamı olan Bay Enes’e;

Daha çocuk sayılacak yaşta.

En kâfir kapitalist bile Müslüman hakkı yemez.

Benim günümü 3.5 dolara satın aldın ve bana iki haftadır ödeme yapmıyorsun.

Bu cümleyi aptal Müslümanları uyandırmak için kurdum.

 

Kimse de çocuk haklı demedi iyi mi?

Ege’li bir öğrenci hariç.

Onu da yurttan attılar.

 

Gece oldu. Esnaf dağıldı.

 Ortam sakinleşti ve Bay Enes toplanan paraları zarflara koymaya üzerlerine isim yazmaya başladı.

 

Para toplama şekilleri gayet başarılıydı.

Sadece ağlama yöntemi, değil.

"Bul kararı al parayı yöntemi de var"

 

Dinleyicilerin arasına cemaat adamı yerleştirilir vaazın en heyecanlı yerinde cemaat adamı " malım mülküm feda olsun bana bir daire yaz " der.

Aradan da saf iyi niyetli insanlar fırlar, daireye yakın milyarları verirlerdi.

Çek, altın ve söz ile...

 

Bende iki haftalığı mı istedim.

Bana;

Bu paralar Somali'nin veremem deyince,   ücretim olan parayı zorla elinden aldım, geri kalanını suratına atıp ayrıldım.

 

Benden sonra, ucuz iş gücü için yüzlerce insan buldular....

Ben insanları uyarmak için oradaydım ama bir kişi anladı.

Sonra özelde bana hepsi hak verdi.

Yolda yürürken tebrik edenden, rast gelince elimi sıkana kadar...

 

Bizim insanımız birazda korkak galiba...

 

Ben başkalarının yaşadıklarına fantezi katıp anlatmaktan içtinap ederim.

 

Bu gruba ben CIA ajanı dediğimde, beni anlamayan AKP li güç yandaşlarına açık uyarımdır.

"Düşünmeden, karar vermeyin"

"Âcizane" ben yazdımsa; yaşamadan, görmeden, bilmeden yazmam.

 

Ve bazılarının, Fetöcü olmakla suçladığı Bulancak Belediye Başkanı.

 

Recep Yakar.

Ve o dönemde Recep Yakar ise Milli Gazeteyi dağıtıyordu.

Hem de, yaklaşık aynı ücretlere.

 

Denildiği gibi Zaman Gazetesi dağıtımı yapmadı.

Yapmış olsa bile bu durum onu Gülenci yapmaz.

Gülencileri 1000metreden tanırım.

 

O'da bilir insanları din üzerinden kimlerin kullandığını.

Ve Sayın Erbakan'ın sık sık kapatılan partisinde çaycılıktan ilçe başkanlığına, her görevde bulundu.

Çünkü Recep Yakar'ın da idealleri vardı.

Bu şekilde hem parasını kazanıyor, hem de siyasete girmeyi hedefliyordu.

Recep Yakar'ı zaman gazetesi dağıtmakla suçlayıp, cemaatçi olduğunu iddia eden arkadaşlar;

Recep Yakar cemaatçi olmayacak kadar akıllı, cemaate kendini kullandırmayacak kadar zekidir.

Bunu böyle bilin.

 

Recep Yakar'dan her şey olur ama cemaatçi olmaz.

Akıllı adamlar hiç bir gruba kayıtsız şartsız intisap etmez.

İllaki Recep Yakar'ı eleştirecekseniz eksik kalan, ağır ilerleyen işler için eleştirin.

 

(İstemeden bir iki yerel gündeme giriyorum kusura da bakmayın.)

 

Şu AB'nin döşediği boruyu sorun.

Projesi eski başkan Sayın Kadir Aydın zamanında yapılan, su borusu değişim projesini sorun.

Mesela deyin ki;

Hristiyan ülkeler, Müslümanlara neden ücretsiz boru döşer?

Bunu bende merak ediyorum.

 

Türkiye'de ki aklın sınırını zorlayan muhalefet anlayışı Bulancak'ta da harekete geçti.

İş makinaları neden Atatürk heykelinin önündeymiş!

 

1. İş makinaları kalıcı değil.

2. İş makinaları kamunun malı, tıpkı Atatürk gibi.

(Ama sen bu cümleden Atatürk'e mal dediğimi çıkartacak kadar kötü niyetlisin ...)

3.Atatürk'ü tabu yapmaktan daha mantıklı, halkına hizmet sunmak.

Halka hizmet ederek zaten Atatürkçü olursun.

Atatürk fikirleri bu sığ anlayış sayesinde put olmaktan ileri gitmedi.

Dinciler, dini putlaştırdı, sizler Atatürk'ü mantık aynı.

İkisi de terakkiye mani!

 

Doğru yolda olana selam olsun.