Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

ALO FETVA HATTINDA FECAAT

12 Ocak 2016 - 11:20


Alo fetva,

Dini bilgilendirme Platformu,

Diyanet işleri başkanlığının epey bir süredir uygulamaya koyduğu bir hizmetler  türü. Taktir etmek lazım güzel bir uygulama

Hele camiye gitme imkanı olmayan ihtiyarlarımız için telefondan,  internetten hizmet almak bir boşluğu doldurdu denilebilir.

Birkaç gün öncesine kadar güzel çalışan bu “fetva hattı” inanılmaz bir olaya sahne oldu...

Vatandaşın biri “Fetva” hattına ilginç bir o kadarda iğrenç bir soru sordu. İşte o soru “Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikahını düşürür mü?"

Fetva istenen soru bu...

İşte Diyanetin verdiği o FETVA

“Babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur” ve “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir” gibi ifadeler kullanıldı.

“Şeriatta ayıp yoktur” bu İslamda genel bir  kaidedir , hal böyle olunca; aslında ne soranda ne de bu soruya cevap verende bir hata, kusur yoktur.

Çünkü İslam insanın yaşayabileceği her türlü soruna ve soruya cevap bulmalıdır. İslam kişinin hem Dünyasını hemde Ahiretini düzenler. Bu açıdan bakıldığında Cevabın doğruluğu yanlışlığı hatta sorunun gereksizliği üzerinde durmayacağız.  Konunun uzmanları vardır  çıkar bunun cevabını verirler.

Bizi ilgilendiren ise bu kadar ÖZEL bir sorunun cevabı da bir o kadar ÖZEL  olacağı bilindiği halde, neden GENELİ ilgilendiren bir sorunmuş gibi  ortalığa yayılmasıdır.

Çok özeli ilgilendiren soruların cevabi da özel olarak verilmeli sadece bu sorunu yaşayanlara tedavi babından açıklanmalıdır.

Hasta doktor ilişkisi gibi..

İslamda  “safi zihinleri bulandırmak” denilen bir kaide vardır. İşte “bu soru ve cevabı” safi zihinleri bulandırmıştır.

Halbuki insan beşerdir şaşar. Bu hali yaşayan insanların olabileceği toplumda meydan gelen hadiselerden anlaşılıyor. Kişiler yaşadıkları  halden kurtulmak isteyebilirler

Çare ne...!

Halden anlayan birisine danışmaktır.

Halden anlayan biri olarak danışılan DİYANET ise bildiğini açıklamıştır.

Sorun ise açıklamada kullanılan metot ve şekildir.

 

Peki neden bu kadar tepki.

Toplumun gösterdiği tepki sadece fetva ile ilgili değildir.

Diyanet toplum nazarında bilerek veya bilmeyerek sistematik bir şekilde itibarsızlaştırılmaktadır.

İşin garip olan tarafı bizzat Diyanet kendi eliyle yapıyor olmasıdır.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez'in ısrarla milyonluk Mercedes tutkusu bunlardan sadece biri.

Toplum henüz MERCEDESİ hazmetmemişken arkasından patlak veren ALEVİ fetvası işin tuzu biberi oldu..

İki konuda gerilmiş olan toplumu BABA-KIZ fetvası adeta  bardağı taşıran son damla olmuştur.

Eleştiri şu;

Diyanet herkesi, herkesimi kucaklaması gerekirken ALEVİ vatandaşlarımızı neden dışlıyor.

Diyanet işlerinde çalışanlar mütevazi yaşaması gerekirken gelen onca eleştiriye rağmen neden MERCEDESTEN vazgeçilemedi.!

Hırsızlık yolsuzluk meselesinde neden toplumun sesine kulak verilmedi. Bir BAKAN kalkıp Kur'an-i kerimdeki bir süreye MAKARA derken neden sesiniz çıkmadı.

Ülkemizin bir başka bakanı çıkıp TV'lerde Peygamberimiz sav için “KİBİR” istnadında bulunduğunda neden Diyanet üzerine düşen vazifeyi bilip yerine getirmedi.

Bu ülkede sadece 3-5 kişiyi ilgilendiren bir FETVA  için koca Diyanet Camiası ayağa kalkarken, neden MİLYONLARI ilgilendiren sorunlar karşısında sessiz kalıyor.

Demek ki Diyanet hükumetle karşı karşıya kalacağı her mevzuda DİNİNİN, KİTABININ yanında değil hükumetinin yanında olmayı seçiyor.

Ülke de bunlar yaşanırken;

Bu sefer tartışmalara Hükumet cephesi Adalet bakanı Bekir Bozdağ ile katıldı.

 Bozdağ, "Paralel Devlet Yapılanması ve destekçileri ile beraber dinden, dindardan rahatsız zavallılar şimdi de Diyanet'e itibar suikastı yapıyorlar. Diyanet'i itibarsızlaştırmak isteyen alçaklar, amaçlarına ulaşamayacaklardır; ama kirli niyetlerinin pisliğinde debelenebilirler" dedi.

İş PARALEL YAPIYA geldiğine göre

anladım ki DİYANET BAŞKANLIĞINA operasyon var..!

Tıpkı polisler yapılan operasyon gibi.

Diyanet ile Paralel yapı denen cemaat karşı karşıya getirilmek isteniyor...

Bu karşı karşıya getirilme olayının altında ÇOK DERİN OPERASYON KODLARI yatmaktadır.

 

Bunlardan ilk akla gelen ;

Hükumetin paralel yapıya yapacağı diğer operasyonlarda DİYANETİN desteğini garantiye almak yatıyor olabilir.

Diyanet Camiasında Hükumetin kendisine karşı yükselmeye başlayabilecek MUHALİF seslere karşı şimdiden ön almak istiyor olabilir.

Hükumetin daha ileri ki aşamalarda

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINI LAĞV etmek  istiyor da  olabilir..

Bu yüzden onu toplumun her kesimi ile sorun yaşayan bir kurummuş gibi bir ALGI operasyonuna tutmuş.

Daha şimdiden Alevilerle derin sorunlar yaşayan bir başkanlık gibi duruyor.

Yakında  PARALELLERİN çöreklendiği bir kurummuş gibi havuz medyasında boy boy resimlerle algı operasyonu başlarsa şaşırmamak lazım.

Daha önceki benzerleri gibi bu algıdan sonra yaşanacak olan DİYANET camiasında paralel şemsiyesi adı altında ÜLKÜCÜ, MİLLİ GÖRÜŞCÜ arkadaşların tasfiyesidir.

Bu tavsiyeye uğramamak için zaten sesi çıkmayan  CAMİANIN bundan sonra daha derin operasyonlarda bile sesinin çıkacağını ise hiç zannetmiyorum.

Durduk yerde bu işi PARALEL YAPI yaptı demek insafla bağdaşır mı bilinmez ama bilinen gerçek şu , Adalet bakanının çıkışıyla başlayan bu ALGI operasyonunun  genişleyerek yayılacağı yönündedir.

Yayılmak istenen şaıyanın aksine HİZMET CAMİASI Diyanet de pek aktif değildir.

Herkes tarafından bilindiğine halde Hükumetin bu atağının altından aranması gereken başka manalardır vesselam.

Oysa;

DİYANET camiası dar bir prespektifte sıkışmak yerine TOPLUMSAL SOSYAL içerikli projeler üretebilirdi.

Mesela tavsiye  projem;

Ülkemiz de yaklaşık 100 bin cami var.

Camilerin sabah namazında durumları ortadır. Cemaat yok denecek kadar azdır

Halbuki;

Her Caminin bir mahallesi veya bir köyü var. İşte bu camiler en az bir yetim veya bir fakire sahip çıksa,

Her cami en az bir öğrenciye BURS verse.

Bu yılda 200 bin,10 yılda 2 milyon, 50 yılda 100 milyon insan demektir.

Ülke nüfusu 78 milyon olduğu düşünülürse, Hem ülkenin büyük bir sorunu olan FAKİRLİK kendiliğinden hallolmuş olur.

Hem camiler cemaat kazanır..

Hemde cemaat İnsan kazanır..

Camilerimize ise yeni bir AŞK, yeni bir HEYECAN gelir...

Sadece bu kadar mı..?

Diyanet Camiası toplumun herkesimi ile birlik ,dayanışma ve iletişim halinde olmalıdır.

Dinlisi ile Dinsizi ile

Sunnisi ile Alevisi ile

Hristiyanı ile Musevisi ile

Bu kesimlerle iletişim kurmak adına her birinin temsil edildiği bir MASA olmalıydı.

Bunun aksini savunmak İSLAMİ çok dar bir çerçeveye sokmaktır.

Cami hocalarımıza, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINA duyurulur.

İşte DİYANETİN uğraşması gereken bu tip toplumsal problemlerdir.

Ülke insanının DİYANETİ görmek istediği yer tam olarak da budur...

Bugün çıkan sesler yanlış mecraya doğru giden DİYANETİ ikaz içindir...

Yanı sevildiğinizi BİLİN..

Son bir nokta;

70'lı yıllarda bir sol düşünür “Şu Diyanet kurumu bizim elimizde olsa ülkeyi 1 yılda KOMİNST yaparız”demişti. Ülkede namaz kılanların oranını %15'ler seviyesinde olduğu bilindiğine göre 100 yıldır bu kurumun ülkeyi getirdiği seviye işte bu seviyedir. Bu Seviye toplumun değil DİYANET Başkanlığının seviyesidir.

 

Maksut  TERZİ

Hacettepe Üniversitesi