Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Baltacı Mehmet , Şehvet mi ? Rüşvet mi ?

06 Mart 2020 - 11:21

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında senelerdir devam eden anlaşmazlıklar, Osmanlı Devleti’nin 1711'in 9 Nisan'ında Rusya'ya savaş ilân etmesiyle neticelendi. Türk donanması Karadeniz'e açıldı, Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa'nın kumanda ettiği kara birlikleri de, Rus Çarı Petro'nun (Deli Petro) ordusunu bulabilmek için Davudpaşa Kışlası'ndan sefere çıktı.İki ordu, 19 Temmuz sabahı Prut Nehri sahilinde karşılaştılar.

Çar Petro, 60 bin askeriyle beraber Prut Nehri'nin gerisindeki bataklıklar arasında sıkıştı.

Paşalar, Rus ordusunu ne şekilde imha edeceklerini tartışırlarken, Rus tarafında kader toplantıları yapılıyordu. Petro "Savaşarak ölelim" dediği anda devreye karısı Katerina girdi ve Çar ile generallerini teslim olmaya ikna etti.

O devrin savaşlarında, teslim olan ordunun karşı tarafa teslim teklifi ile beraber yüksek meblâğda bir fidye ödemesi gerekiyordu. Katerina mücevherlerini ortaya koydu, generaller de bütün paralarını verdiler ve toplanan bu küçük hazine "aman verilmesi" için Türk tarafına, Baltacı Mehmed Paşa'ya gönderildi. Çar'ın barış teklifi kabul edildi, Ruslar'a şartlarını Türk tarafının hazırladığı bir ön anlaşma imzalattırıldı ve Rus ordusunun bazı önemli generalleri rehin alındıktan sonra kuşatma kaldırıldı. Baltacı Mehmed Paşa, İstanbul'a muzaffer bir kumandan edasıyla döndü.

Ama, Paşa daha dönüş yolundayken İstanbul'u bir dedikodu sarmıştı: "Rus ordusu imha edileceği sırada Moskof Kraliçesi Katerina'nın 21 Temmuz akşamı 'troyka' denen üç atın çektiği arabası ile Türk ordugâhına gelip Paşa'nın çadırına girdiği" dedikodusu yayılıyordu. Katerina yanında getirdiği çuvallar dolusu mücevher ile parayı Paşa'ya vermiş, içeride her nedense saatler boyu kalmış, şafak sökerken gene troykasına binip kocasının yanına dönmüş, Baltacı da birkaç dakika sonra "Kuşatmayı kaldırın" emrini vermişti! 1712 Temmuz'unun sonunda, İstanbul'da saraylısından sokaktaki vatandaşa kadar herkes, Mehmed Paşa'nın Prut'ta kazanacağı eşsiz zaferi "Moskof kraliçesi"nin uğruna "sattığını" konuşuyordu. Paşa, İstanbul'a girdiği andan itibaren işte böylesine yoğun dedikodularla ve ithamlarla karşılaştı.

Baltacı Mehmet Paşa, "Bu Moskof Kraliçesi masalı da neyin nesidir? Ruslar bana görüşmecilerden başka kimseyi yollamadılar. Kadının çadırıma geldiği doğru değildir" diyerek olayın bir iftiradan ibaret olduğunu açıkladı. Suçlamaların daha da artması üzerine kendisini "Barış yapmaya mecburduk. Çar'ı bataklıklarda sıkıştırmıştık ama bizim askerlerimiz de yerlerinden kımıldayamayacak haldeydiler, Moskof'u imha edecek gücümüz yoktu. Kadının çadırıma geldiği iddiası sadece iftira, hem vallahi, hem billahi!" diye kendisini savundu ama kimseleri inandıramadı. Zamanın hükümdarı Üçüncü Ahmed, Prut Savaşı'nın bu galip kumandanını 20 Kasım günü azletti, en yakın adamları ise kellelerinden oldular.

Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Prut Savaşı'ndan neredeyse üç asır sonra, Baltacı Mehmed Paşa'yı zina suçlamalarından aklamış ve Prut'ta yaşananların "şehvet değil, rüşvet" olduğunu söylemişti.