Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

BİLGE KADININ VERDİĞİ DERS

14 Kasım 2020 - 06:34

Çocukluğumda bir bilge kadın tanımıştım. Oldukça yaşlıydı. Bunca yılı boşuna yaşamamış, yaşamının her anından dersler almış, deneyimleri ilişkilendirmiş, insanın tinsel yolculuğunu çözmüş biriydi. İnsan davranışlarını kuşaktan kuşağa nasıl geçtiğini anlamış ve bunu çok inandığı bir gerçeğe dönüştürmüştü. Çevresindeki bazı kişilerden gördüğü saygısızlıkların, vefasızlıkların, kadir kıymet bilmezliklerin bir gün bu kişilere döneceğine inanmaktaydı Yaşam felsefesiydi bu inancı.




Yaşulu (yaşlı) bilge kadın, çevrede yaşayan büyük olsun küçük olsun herkesin ninesiydi. Onun bilgeliğine neredeyse herkes saygı gösterirdi. Ona köyünde “Bilge Nine” diye seslenirdi herkes. Sağlık sorunlarından tinsel sorunlara, aile geçimsizliklerinden geçim sıkıntılarını çözümüne dek neredeyse her türlü sorunda danışılırdı ona. Onun tılsımlı bir soluğu, iyileştirici bir dokunuşu, yüreği ferahlatan bir sözü, özgüven aşılayan bir bakışının iyileştirmediği bir şey yok gibiydi. Bu nedenle umarsızların umarı, çözümsüzlerin çözümü, düşkünlerin dermanı, dardakilerin ufku, sözsüzlerin sözü, işitmezlerin kulağı, görmezlerin gözüydü.

Bilge Nine, Kuran’ı ezberlemiş bir hafızdı. Nefesinin güçlü olduğunu söylerdi bütün köylüler. Onun okuduğu sayrılar iyileşir, dertliler dertsizleşir, iç darlığı olanlar ferahlar, yolsuzlar yolunu bulurdu. Okuyup üflerdi kendisinden umar bekleyenleri. Onlara öğütlerde bulunurdu. Mantıklı düşünceler, gerçekçi çözümler önerirdi genellikle. İnsanlar arasındaki anlaşmazlıklarda öncelikle yakınan kişinin iğneyi kendine batırmasını öğütlerdi. “İnsan, kendi kusurlarını görünce karşısındakinin yanlışlarının nedenini kolayca anlar ve anlaşmazlıkları çözümler.” derdi.

Bilge Nine’nin oğulları, kızları, gelinleri, damatları ve çokça torunları vardı. Çocukları, olağanüstü canlılarmış gibi severdi. Onlara, çok değer verirdi. Onlara şeker, fındık, ceviz, kuru hurma vererek sevindirirdi. Çocuklardan biri onun bir işini gördüğünde bastonuna dayanarak odasına girer, yıllanmış sandığının yanına varırdı. Sandığını büyük bir özenle açar, elini sandığın derinliklerine daldırır, sanki dünyanın en değerli armağanını çıkaracakmış gibi davranır ve kokulu bir elmayı gülerek kendisine yararı dokunan torununa verirdi. Kendisine yapılan iyiliklerin hiçbirini karşılıksız bırakmazdı. Bu, onun emeğe saygısını gösterirdi.

Bilge Nine’nin az da olsa sevmedikleri de vardı bu dünyada. Gelinlerinden birini hiç sevmezdi. Çünkü bu gelin; Nine’yi sevmez, bilgeliğini önemsemez, deneyimlerine değer vermez, kınalanmış ak saçlarına saygı göstermezdi. En küçük tartışmalarında Bilge Nine’ye ağzı açılmamış sözler söyler, ağır hakaretlerde bulunurdu. Bir gün Bilge Nine’nin üzerine yürüdü dövmek için. Araya diğer gelin ve torunlar girdi de Nine dayak yemekten kurtuldu. Bilge Nine, çok ah etti ona. Yaradan’ın gücüne sığınıp çok ilendi. Gelinin kafasına vurmak için kaldırdığı bastonunu öfkesine yenilmeden yere indirerek “Benden bulma, Allah’ından bul!” dedi.

Bir gün yıldızlarının barışmadığı gelinin yaramaz oğlunu çağırdı. Ona sandığından elmalar verdi. Kuruyemişler sundu. Şeker verdi ağzı tatlansın diye.

Torunlarından biri Bilge Nine’ye sordu: “Bilgeler Bilgesi Nine, hayırsız gelinin bu yaramaz oğluna bu ilgi niye?”

Nine, yanıtladı onu: “Bu oğlan, gelinin bana yaptıklarını annesine yapacak. Benim çektiğim acıların bin katını bu hayırsıza çektirecek. Onun için besleyip büyütüyorum ki göreyim o günleri. Bu oğlan, annesinden büyüklerine saygısızlığı öğreniyor. Büyüdüğünde gördüklerini yapacak.”

Zaman dediğin nedir ki, su gibi akıp gider. Hayırsız gelinin yaramaz oğlu büyümüş, evlenip barklanmış, çoluk çocuğa karışmış. Hayırsız gelinle kavgaya tutuşmuş. Kavgaların ne önü ne de sonu belliymiş. Bir gün annesini itip kakarak sokağa atmış. Yaşlanmış ve sağlığı bozuk gelin, nereye gideceğini şaşırmış. Helal süt emmiş bir akrabasının evine sığınmış.

Yaramaz oğlanın çocukları büyümüş. Delikanlı olmuş, kolunun gücü yerinde olan oğluyla ağız dalaşına tutuşmuş. Tutuşmuş tutuşmasına da delikanlı bu, öfkesi sınırsız, gücü kontrolsüz… İndirmiş yumruğu babasının ense köküne. Baba yere devrilmiş bir külçe gibi. Tekmesini kaldırmış ikinci darbe için, engellemiş diğer aile üyeleri. Bakalım, babasının ense köküne yumruğu patlatan oğlanın çocukları olunca ne yapacaklar?

Bilge Nine, çoktan yaşamdan göçüp öteki dünyaya gittiğinden ne hayırsız gelinin evinden kovulmasını, ne de yaramaz oğlanın ense köküne inen yumruğu görmüş. Yaşanan bu acıklı durumlara tanıklık edememiş, ancak önceden kestirmiş olacakları.

Bilge Nine, yıllar önce gittiği bu dünyadan bize altın değerinde bir deneyim bıraktı. İnsan davranışlarının sonraki kuşaklara nasıl yansıdığının dersini verdi bizlere. Olumsuz davranışların kuşaklar boyu süreceğinin örneğini gösterdi. Saygının da saygısızlığın da bulaşıcı olduğunu, bulaşmanın da en çok insanların kendi çocuklarına zarar verdiğini anlattı bize. Doğaldır ki anlayan anladı, anlamayanlara ise sivrisinek saz…

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               13 Kasım 2020