Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

BU SATIRLARI YAZMAKTAN UTANÇ DUYUYORUZ!.

02 Mart 2016 - 11:50


BU SATIRLARI YAZMAKTAN UTANÇ DUYUYORUZ!... 2013-04-15 

Bu kadar AÇIK ifadeleri (aşağıda yorumlar bölümünde) tekrar "açıklamak" zorunda kaldığımız için UTANÇ DUYUYORUZ!...

 

1938'den beri "İSTİKLAL'in tek alternatifinin ÖLÜM olduğunu" dile getiren bir tek devlet adamına rastlamadık!.. 

 

Adım adım gerilediğimiz, burç burç kaybettiğimiz ve artık son mevzilerine geldiğimiz İSTİKLAL kalemizi savunacak bir tek parti, bir tek siyasi kurum kalmadı!.. Etrafı Amerikan, Avrupa Birliği, Arap mandacıları sardı!.. ORDU'muzun inançlı kadrosu ile MİLLET'imizden başka güvendiğimiz kimse yok!..

 

ONLARA HİTAP EDİYORUZ!.. 

 

ATATÜRK'ün bu sözleri ile; radyoda, televizyonda konuşulanları, gazete sayfalarında yazılanları karşılaştırsınlar... Arada ne büyük bir fark olduğunu, 1938'den bu yana hangi noktaya geldiğimizi dehşet ve ibret içinde farkedeceklerdir... 

 

Onlardan bu gidişle ÖLESİYE MÜCADELE etmelerini bekliyoruz. Bilhassa son derece yanlış bir eğitimin kurbanı olan YENİ NESİLLER'i, TÜRK GENÇLİĞİ'ni uyanmaya davet ediyoruz!..

 

ATATÜRK, TÜRK MİLLETİ'ne TAM İSTİKLAL'den başkasını layık görmez... 

 

Ne "Küçük Amerika-Büyük Türkiye" palavraları... ne "zenginlik-refah" vaatleri... ne "demokrasi-insan hakları" teraneleri... ne "dünyayla bütünleşiyoruz-Avrupalı oluyoruz" iddiaları... ne de "sivil toplum-temiz toplum" hayalleri İSTİKLAL'in bedeli olamaz!.. 

 

TAM İSTİKLAL, ANCAK ÖLÜM İLE DEĞİŞ-TOKUŞ EDİLEBİLİR!..

 

Çünkü TÜRK MİLLETİ, başkalarında olmayan bir HAYSİYET, İZZET-İ NEFİS ve KAABİLİYET'in sahibidir!.. 

 

Yüce TÜRK MİLLETİ fakir kalabilir, başkalarından soyutlanabilir, saldırıya uğrayabilir, ama bunlar İSTİKLAL'inden vazgeçmesi için sebep değildir. 

 

Bunlar son 1500 yılda pek çok kere başına gelmiş, TÜRK diyar diyar dolaşmak zorunda kalmış, ama bir kere dahi boyun eğmemiştir!..

 

Ondaki bu HAYSİYET, İZZET-İ NEFİS ve KAABİLİYET'i çok iyi farketmiş olan ATATÜRK; başkalarının kuyruğuna takılmış, "uşak" haline gelmiş bir millet görmektense, onun YOK olmasını tercih eder!..

 

Elbette ki burada bir incelik vardır: ÖLÜMÜ GÖZE ALMIŞ HİÇ BİR MİLLET, ALT EDİLEMEZ!.. Yeter ki, kendine başka bir alternatif tanımasın!.. 

 

Bizler için önce TÜRK olduğunu İDRAK etmek, sonra TÜRK MİLLETİ'nin vasıflarına sarılmak gerekir... Her TÜRK, ASKER doğar, ASKER ölür... TAM İSTİKLAL ancak böyle bir MİLLET için söz konusudur. ORDU veya ASKER eğer MİLLÎ değilse, İSTİKLAL'den bahsetmez olurlar!

 

Fertlerin, toplulukların, hatta aşiretlerin İSTİKLAL'inden söz edilemez... Onlar ancak HÜR ve SERBEST olma arzusu taşırlar, o kadar!

 

Onun içindir ki, MİLLET'imizi diğer milletlerden ayıran vasıflarımız mühimdir. Çünkü TAM İSTİKLAL bu vasıflar bilinmeden kazanılmaz, ve ancak bu vasıfların korunması, sürdürülmesi ile varlığı mümkündür!

 

Yine ATATÜRK diyor ki, "Bizim üstlendiğimiz görevin özü, temeli TAM İSTİKLAL'i sağlamaktır!"... Demek ki, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TEMELİ TAM İSTİKLAL'dir!.. Mandacılık, uşaklık, taklitçilik, yamanma, çanak yalama değildir.

 

Onun içindir ki biz, TÜRK MİLLETİ'ni kendisinden başkasına bel bağlamış hale getirmeye çalışanların hiç birini, ATATÜRKÇÜ saymayız... Çünkü onlar konunun RUH'una vakıf değildirler... ATATÜRKÇÜ'lüğün İSTİKLAL ile başlayıp, İSTİKLAL ile bittiğini farkedememişlerdir!..

 

 

- Her şeyin "düşmanın denize dökülmesiyle bittiğini" sanan gafiller bilmelidirler ki; ATATÜRK kazandığı hiç bir zaferi gaye olarak görmez... Her zafer onun büyük ÜLKÜ'sü için bir vasıtadan ibarettir. 

 

ATATÜRK, yeni TÜRK DEVLETİ'nin İKİ TEMEL İLKE üzerine kurulduğunu çok açık olarak belirtmektedir... TÜRKİYE CUMHURİYETİ, bu İKİ ESAS olmazsa; ne DEVLET olur, ne de CUMHURİYET!..

 

İSTİKLAL-İ TAM; HER BAKIMDAN "DIŞA BAĞIMLI OLMAKTAN KURTULMAKTIR!.. ATATÜRK, bunları MALİ, ADLİ, İKTİSADİ, ASKERİ, KÜLTÜREL diye tek tek saymıştır... Bir tanesinde bile ufacık bir dışa bağımlılık varsa; daha İSTİKLAL SAVAŞI bitmemiş demektir!..

 

Ne yazık ki, ATATÜRK'ün izinden gidip İSTİKLAL'imizi güçlendireceklerine, politikacılar onun sağladığı ÜLKE ve DEVLET İSTİKLALİ'nden bile tavizler vermişlerdir. Hem de ölümünden 10 yıl sonra!..1947'de!

 

Bunu biz demiyoruz!.. MANDACILAR'ın yere göğe koyamadığı MENDERES diyor:

 

" BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI'na girmek suretiyle MİLLETLER, (ve tabii ki TÜRKİYE), kendi HÜKÜMRANLIK HAKLARI'ndan esaslı takyitler kabul, ve kendi MİLLİ İRADE'leri HARİCİNDE bir makamın luzum göstereceği faaliyetlere giritilmesine, prensip itibariyle muvafakat etmiş bulunmaktadırlar!.." (1950, TBMM'deki bir konuşmasından)

 

Peki, şimdi bir ÜLKE düşünün... 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'e girmiş, HÜKÜMRANLIK HAKLARI'ndan vazgeçmiş; MİLLİ İRADE ve MİLLİ MENFAAT yerine, oradaki 5 TÜRK DÜŞMANI DEVLET'in (yani AMERİKA, İNGİLTERE, FRANSA, RUSYA ve ÇİN) arzusuna boyun eğmiş; NATO'ya girmiş, ordusunu GAVUR KOMUTANLAR'a, yurdunu YABANCI ÜSLER'e teslim etmiş; bir de AVRUPA BİRLİĞİ'ne girip bütün topraklarını HIRİSTİYANLAR'ın İŞGAL'ine açıyor; DEVLET'i onların KANUNLAR'ına tabi kılıyor... 

 

Böyle bir ülkede İSTİKLAL'den KIRINTI kalmış mıdır?

 

Bir MİLLET düşünün... 

MALİYE'si iflas etmiş... "Kalkınıyoruz" diye değerli kaynaklarını lükse, gösterişe veya seçim yatırımına harcamış... Sonra gırtlağına kadar dışarıya borçlanmış... Bu BORÇLAR'ından dolayı DIŞ SİYASET'inden, MİLLİ MENFAATLER'inden tavizler veriyor!.. 

 

Bu millet TAM İSTİKLAL'den söz edebilir mi?

 

Bir MİLLET düşünün... İKTİSADİYAT'ının yarısından fazlası yabancıların elinde... "Özelleştirme" adı altında kalan DEVLET MALLARI, ATATÜRK'ün binbir zahmetle MİLLİ'leştirdiği tesislerin de yabancıların eline geçmesine çalışılıyor... 

 

Bu millet MÜSTAKİL sayılabilir mi?

 

Bir MİLLET düşünün; yabancılar (Suriye, 1990) uçağını düşürüyor, gemisini batırıyor (ABD, 1993), sarhoş NATO şoförü asker çiğniyor (1958), kaymakam tokatlıyor (Fransız, 1991), hiçbirini yargılayamıyor!.. 

Bu milletin İSTİKLAL lafını etmeye hakkı kalmış mıdır?..

 

Bir MİLLET düşünün; ordusu NATO emrinde..."yardım" adı altında BORÇLA aldığı pahalı silahları, VATAN'ı bölmeye çalışan hainlere karşı kullanamıyor... Ülkeyi işgal altında tutan ÇEKİÇ GÜÇ'ten bir türlü kurtulamıyor... 

Bu milletin İSTİKLAL SAVAŞI bitmiş sayılabilir mi?

 

Bir MİLLET düşünün; kendi destanlarını, efsanelerini, masallarını bile unutmuş... Okulları, üniversiteleri yabancı dilde, yabancı hocalarla eğitim yapar... Her gün 50 kanal televizyon, 100 kanal radyo yabancı ideoloji ve kültür aşılar, 100 dergi bölücülük yapar, hepsi bir ağızdan DEVLET'e saldırır...

 

Bu ülkede İSTİKLAL'in temeli MİLLİ KÜLTÜR'den söz edilebilir mi?..

 

Bir MİLLET düşünün... her DEVLET dairesinde yabancı "uzmanlar" arşivlerimizi, sırlarımızı delik deşik eder, muamelatımızı istediği şekle sokar... Yüzlerce yabancı bağlantılı dernek, NGO (non-govermental organization = hükümete bağlı olmayan kuruluş) "seminer, konferans" adı altında YABANCI SİSTEM propagandası yapar... FENER PATRİĞİ, Rum papazları toplayıp TRABZON'u "pontus" ilan etmeye gider... Memleketin hemen her köşesinde yeni kiliseler açılır... 

Bu milletin DEVLET'i ve ÜLKE'si MÜSTAKİL addedilebilir mi?.. 

 

Bu milletin ZAFER BAYRAMI, EGEMENLİK BAYRAMI, CUMHURİYET BAYRAMI kutlamaya hakkı var mı?..

 

- ATATÜRK, TÜRK MİLLETİ'ne hiçbir zaman zengin olmayı hedef olarak göstermemiştir!.. En yüksek medeniyet seviyesini, en üst kültür seviyesini, en üst seciyeyi hedef koymuştur.

 

Çünkü insanları zenginliğe yöneltirseniz, para için her şeyi yapacak tiynetsizliğe düşerler!.. Nitekim, ATATÜRK'ten sonra gelenler hep böyle yapmışlar ve insanımızda bir para kazanma hırsı yaratmışlar, ancak ülkeyi ATATÜRK dönemindeki huzur ve refaha dahi ulaştıramamışlardır.

 

Menderes "her mahallede bir milyoner yaratma" peşinde idi... Özal "köşe dönme"yi ortaya attı... Demirel herkese "iki anahtar" vaadetti... Çiller "Avrupa'da ne varsa bizde de olacak," dedi... Neticede insanlar haysiyet ve şerefini kaybetti... ATATÜRK ise sadece İSTİKLAL vaadetti!..

 

Çünkü İSTİKLAL'i olmayan topluluklar MİLLET olamaz. ZENGİN olabilir ama UŞAK'lıktan kurtulamaz. İşte örneği: KUVEYT, ARAP EMİRLİKLERi, KATAR, SUUDİ ARABİSTAN, ve daha niceleri...

 

ATATÜRK, dünyanın "süper" addedilen devletlerine bile meydan okumaktadır. "DEVLET İŞLERİ'ne, istediğimi yargılayıp istediğimi asmama, hapishanede hangi kuralları uygulayacağıma, kimden nasıl vergi alacağıma, ve ülkenin geleceği için NÜKLEER mi, LASER mi, hangi sahaya yatırım yapacağıma kimseyi karıştırmam!" diye göğsünü gererek bağırmakta, kimse de kılına dokunamamaktadır!

 

İÇİŞLERİ bir MİLLET'in ŞEREF'i, HAYSİYET'i, NAMUS'udur!.. 

 

Değil düşmanı, DOST'u bile karışamaz. Tıpkı bir ailenin mahremiyetine en yakın dostların bile giremeyeceği gibi!..

 

Bir de bugünkü politikacıların topuna bir bakın!.. Hepsi sanki aynı tornadan çıkmış gibi, hangi partiden olursa olsun, "Aman BATI ne der?.. Yardımı keserler sonra... Bizi aralarına almazlar..." diyerek başka devletlerin ne idüğü belirsiz heyetleri önünde iki büklüm olmaktadırlar!..

 

Ya şu sünepe başbakan Mesut Yılmaz'ın düştüğü zelil durum?.. PKK lideri Ermeni kırması Artin Apo ile görüştüğü öne sürülünce, (1996) kendini şöyle savundu:

"Alman parlamenter Apo'dan mektup getirdiğini söyledi. Alıp yetkililere verdim. Apo ile görüşmedim!".. 

 

Ulan, Artin Apo bir Alman parlamenteri sana "elçi" olarak göndermiş, namesini en üst icra makamına ulaştırmış, üstelik yetkililere gitmesini sağlamış!.. Bu, herifi muhatap kabul etmek değil de, nedir?!..

 

Şimdi Artin APO yakalandı... Bu sefer gavurlar "Aman adil yargılayın, ha!" deyip denetlemek için heyet gönderiyor, ahkam kesiyorlar!.. Bir tek yetkili çıkıp ta, "Ulan, size ne?" diyemiyor!..

 

- ATATÜRK, "o günün şartlarında son derece zor olan TAM İSTİKLAL prensibinin, bir HAYAL bir KAPRİS DEĞİL; uzun müzakereler sonucu TEK ÇÖZÜM olarak ortaya çıktığını" söylüyor...

 

1940'lar, 1960'lar, 1980'ler... ve bugün!.. Elbette ki o zamankinden çok daha güçlüyüz. Peki, o tarihte yapılmış bu çok zor fakat yerinde tercih, neden sonradan terkedilmiştir?..

 

Sebebi ne olursa olsun, ATATÜRK'ten sonra DEVLET'i yönetenlerin onun tırnağı bile olamayacak derecede beceriksiz olması; midesine bağlı uşak nitelikli, ülkeyi parsel parsel satmaya hazır insanların bürokrasiyi ve DEVLET'i ele geçirmesi... En kötüsü de hepsinin "Atatürkçülük" taslaması!.. 

 

- ATATÜRK, TAM İSTİKLAL kararını alırken hayalci değildir... Bunun sağlanmasının ve idame ettirilmesinin çok zor olduğunu bilir. Sadece iyi niyet ve duygularının yetmiyeceğini, MİLLİ KAYNAKLAR'ı yabancılara kaptırmadan azami derece değerlendirmek, İLİM ve TEKNOLOJİ peşine düşmek ve düşmanlarımızdan çok daha fazla çalışmak zorunda olduğumuzu kesin bir dille ifade eder.

 

Şimdiki politikacıların TAM İSTİKLAL gibi bir derdi olmaması bir yana; ÇALIŞMAK yerine "köşe dönmek", İLİM yerine "laklakiyat", TEKNOLOJİ yerine de "hazıra konmak" (ithalat, borç alma) başlıca vasıflarıdır. Bunun sonucu gizli MÜSTEMLEKE veya şimdiki tabiriyle AÇIK PAZAR olmaktır!

 

- ATATÜRK, 1910'larda kan ağlıyor, "ORDU YABANCILARIN İDARESİNDE" diye!.. İlk işi MİLLİ bir ORDU kurmak!..

 

Peki, 1990'da hangi noktadayız?.. Ordu NATO'nun emrinde!..

 

1964'de çıkartma gemisi olmadığı için KIBRIS'a çıkamadığımızı, 1973'de yakıt olmadığı için uçak kaldıramadığımızı unuttuk mu?... 

 

Ve KIBRIS'a çıktığımızda, "söz dinlemedik" diye uygulanan ambargo hem ordumuzu, hem sanayimizi felç etmedi mi?.. Hala ülkemizdeki nükleer başlıkları denetliyebiliyor muyuz?.. O başlıkların bulunduğu üslere komuta edebiliyor muyuz?...Kendimiz imal edemediğimiz için başkalarından aldığımız silahları, mermileri düşmanlarımıza kullanabiliyor muyuz?..

 

Öyleyse bir ordunun MİLLİ GENEL KURMAYI olması demek, sadece Başkanı'nın TÜRK olması anlamına gelmez!.. O başkan ve komuta heyetinin MİLLİ MÜDAFAA için vereceği her emri uygulayabilmesi demektir. MİLLİ bir ASKERİ STRATEJİ'miz olması demektir.... SIRLAR'ımızın düşman eline geçmemesi demektir!.. ATATÜRK bunu kastediyordu.

 

Yapılacak iş basittir, ama gayret ister, kararlılık ister. TÜRKİYE'nin ORDU'su mutlaka MİLLİ olmalıdır. Bunun için komuta edemediği her türlü ittifak ve anlaşmadan çekilmelidir!.. Kendi ihtiyacını mutlaka KENDİ karşılayacak seviyede MİLLİ ASKERİ SANAYİ kurulmalıdır. Hem de "özel" filan değil, DEVLET eliyle!.. ASKERİ SIR asker olanların, DEVLET kademesinin dışına çıkamaz!

 

Son olarak ta bütün yabancı üsler kapatılmalı, bütün yabancı askerler, sözde "uzman"lar yurdumuzu terketmelidir... MİLLİ SAVUNMA yabancılara "ihale" edilecek nitelikte bir husus değildir!

 

- TÜRKİYE'de bugün MİLLET HÜR, DEVLET MÜSTAKİL değildir!.. VATAN gerçek bir İŞGAL altındadır!.. Bu durum milletimiz için ağır bir zuldür.

 

ATATÜRK, "bu konunun HAYATİ bir MESELE olduğunu, DEVLET MÜSTAKİL, MİLLET HÜR olmadıkça, fertlerin "hürriyet"in laftan ibaret kalacağını" söylüyor!.. Karakterinin sağlamlığını bu iki sihirli kelimeye bağlıyor...

 

Ondan sonra gelen istisnasız bütün POLİTİKACILAR KARAKTERSİZ oldukları için ne kendileri için, ne de MİLLET için İSTİKLAL ve HÜRRİYET üzerinde durmamışlardır.

 

İSTİKLAL ve HÜRRİYET YABANCILARA KARŞIDIR!.. ONLARDAN BAĞIMSIZ OLMAK demektir!.. Bizim satılmış politikacılar ve aydınlar, hep kendi öz DEVLET'lerine karşı kazanılmış uyduruk "hürriyet"ten bahsederler. Sanki esas düşman oymuş gibi!.. Bu yolla yabancılara uşaklık ettiklerini gizlemek isterler.

 

Biz ATATÜRK'ün inancındayız. TÜRK MİLLETİ esir edilemez!..

 

Bir hususu daha burada dile getirmemiz şart olmuştur... Mehmet Akif'in "ALLAH bu millete bir daha yazdırmasın" dediği, MECLİS'te ayakta alkışlanarak kabul edilen, 70 yıldır dillerden düşmeyen İSTİKLAL MARŞI'nın tümünü biliyor musunuz?..

Bizim çocukluğumuzda ilkokullarda tümü ezberletilir ve mısra mısra açıklamamız istenirdi... Ama yeni nesilde bunu göremiyoruz...

 

- İşte TÜRK'ün TAM İSTİKLAL ve MEDENİYET anlayışı!.. ATATÜRK hiç bir yerde BATI MEDENİYETİ dememiş, asla ona özenmemiştir!..

 

O MUASIR MİLLETLERİN SEVİYESİ'nden söz eder... Onlara yetişmeyi, onlarla birlikte yürümeyi, hatta onları geçmeyi hedefler... Ne kadar güçlü, zengin, kalkınmış olursa olsun, hiç bir millet ile münasebetinde, MİLLİ SECİYE'den ve TAM İSTİKLAL'den taviz vermez. Bu hazineyi mahfuz tutar!.. Aksine davranış VATAN'a ve MİLLET'e İHANET'tir!..

 

Peki, şimdiki politikacılar ne yapıyorlar?.. 1950-60'larda sadece Amerikan uşağı idiler... Şimdi bir de Avrupa'ya köpeklik edenler çıktı... Bu hainler, hem "Atatürkçü" geçinip, hem de şöyle diyorlar:

 

"Artık eski tip BAĞIMSIZ devletlerin modası geçti. Dünya milletleri birbirine yakınlaşıyor. Sınırlar, ayrı kanunlar, hatta parlamentolar kalkıyor. DEVLET değil, FERT önemli artık!"

 

Biz de diyoruz ki:

 

"Kısacası, sizin bize, bizim size benzer yanımız yok!.. İSTİKLAL'den vazgeçen siz olduğunuza göre, YOK olması gereken de sizlersiniz!"

 

Kaynak site