Bugun...
Burası Agora Meyhanesi


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 14-02-2019 21:53

" Gazeteleri sata sata Balat’a vardığımda, beni burada en iyi müşterilerim beklerdi. Bunlar Balat’ın kahvelerinin ve meyhanelerinin müdavimleriydi. Önce Tahta Minare Kahvesi’ne, oradan Saffet’in Kahvesi’ne oradan da Yeşilova Kıraathanesine dalardım. Yeşilova’dan çıktıktan sonra Yarım Balat Sokağında ki iki meyhaneyi turlar ve Balat Çarşısında ki Agora Meyhane’sine girerdim. Burası agora meyhanesi

Burda yaşar aşkların en divanesi, 
en şahanesi...


Agora Meyhanesi beni içine sinmiş şarap kokularıyla karşılardı. Her girdiğimde beni saran bu rayiha beni öyle etkilemişti ki, bilinçaltımda bir yerlere yerleşip öylece saklı kalmıştı. Bu kokuyu ömrüm boyunca hiç unutamamıştım. Genç bir delikanlı olarak İsviçre’ye yerleştiğimde, orada bu koku ile yeniden karşılaştığım gün onu hemen tanımıştım. Şarap meyhanelerinin kokusu, rakı meyhanelerinin kokusuna benzemez. Sigara dumanlarıyla harmanlanmış farklı bir kokudur bu.

İsviçre’ye yerleştiğim 1970’li gençlik yıllarımda devamlı olarak takıldığım Zürih’in eğlence merkezi Niederdorf’ta dolanırken, tesadüfen girdiğim İspanyol meyhanesinde bu kokuyla yeniden karşılaştığımda sanki eski bir dostla yeniden buluşmuş gibi çok sevinmiştim. İçerde masif bir sigara dumanının turladığı, tahta masalı, alçak tavanlı, kadınlı erkekli demlenilen bu İspanyol meyhanesinde, zaman tüneline girmiş ve kendimi bir an da Balat’ta, o çocukluk yıllarımda bulmuştum. İspanyol meyhanesinin şarap kokulu atmosferine o andan itibaren vurulmuş ve meyhanenin müdavimi olmuştum. Hala bugün bile, Zürih’te olduğum günlerde, içimde İstanbul ve Balat özlemi depreştiğinde, kendimi hemen İspanyol Meyhanesi’ne atıp, iki üç parça tapas yani İspanyol mezesi seçerek bir iki kadeh şarapla demlenirim. Neyse biz gene Agora meyhanesine dönelim. 
Agora Meyhanesi’nin duvarlarını, duvarların içine yerleştirilmiş olan şarap fıçıları süslerdi. Tevziye tezgâhının arkasında ki ve üstünde ki raflarda yan yana dizilmiş bir sürü şarap dolu şişeler bulunurdu. Meyhanenin içinde masa niyetine kocaman şarap fıçıları kullanılırdı. Bu yüksek şarap fıçılarının etrafına kümelenmiş olan meyhanenin müdavimleri, bir yandan mezeleri atıştırırlar bir yandan da sohbet ederlerdi. Bazılarının önünde meze olarak sadece leblebi, fındık, fıstık vardı ama hiçbir masada şarap eksik olmazdı. İçeride ki akşamcılar beni her seferinde sevecenlikle karşılarlardı ve benden gazete alırlardı. Hiçbir zaman bir taşkınlıklarına şahit olmamıştım. 
Agora meyhanesinden içeriye her girdiğimde kendimi sanki bir filmin içinde gibi hissederdim. Bunun nedeni sanırım burada çekilen filmlerin çokluğu ve benimde bu siyah beyaz filmlerin çoğunu Balat sinemalarında görmüş olmamdı. Bu eski filmlerin arasında beni en çok etkileyen ‘Üç Arkadaş’ adlı film olmuştu. 1958 yılında çekilen bu film belki de gördüğüm ilk filmlerden birisi olduğu için beni bu kadar etkilemişti. Başrollerini Fikret Hakan, Muhterem Nur, Semih Sezerli ve Salih Tozan’ın oynadığı bu acıklı film, çocuk yüreğime fena dokunmuştu. Filmin etkisiyle olacak, Agora Meyhanesine girdiğim bazı günlerde kendimi sanki o filmin bir sahnesindeymişim gibi tahayyül ederdim. Balat ve Agora meyhanesi o yıllarda da pek çok filme mekân olmuştu. Benim aklımda kalan en meşhur Balat filmi ise sanırım Sadri Alışık’ın oynadığı ‘Agora Meyhanesi’ ve Yılmaz Güney’in oynadığı ‘Balatlı Arif’ti."
MUSTAFA YOKER
KALİMERA FENER ŞALOM BALAT KİTABIMDAN ALINTIDIR.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI