Üst aklın ve taşeronlarının seçime giderken önemli bir algı operasyonuyla daha karşı karşıyayız. Amaç, hükümetin üst akıl karşısında ara çözüme veya uzlaşmaya gitmeye hazırlandığı ve bunun Cumhurbaşkanı ile Hükümet arasında çatlağa neden olduğu algısını toplumda yayabilmek.
Paralel Yapı'nın da görünürde sessiz kalıp toplum tabanında bütün ağıyla bu yönde propoganda yaptığı biliniyor.
Bu tespit karşısında bir durum raporu çıkarmaya çalışalım, Hükümet ve üst akıl uzlaşmasına dair yürütülen algı operasyonunda hükümetin karnesi ne durumda:
1. Öncelikle şu tespiti yapalım: Üst akılla mücadelede Paralel Yapı sadece bir alandır ama Paralel Yapı ile etkin mücadele edilmediği sürece üst akılla mücadele edildiğine kimse inandırılamaz. Paralel Yapı ile mücadele konusunda toplum tabanının rahatlamasını sağlayacak, bu ihanet çetesine karşı vurucu tedbirlerin alındığını hissettirecek tedbirler maalesef alın(a)mamaktadır.
İnsanlar hala hayatlarında Paralel Yapı elemanları ile kamu kurumları dahil her yerde muhatap olmakta, bu yapı tabanda hala gücünü koruduğu imajını yaymakta, bireyler çalıştıkları kurumlarda hala Paralel Yapı çetesinin hakim olduğunu görmekte ve ümitsizliğe düşmektedir. Bu yapının eninde sonunda yok olacağından kesin emin olanlar bile bu sürecin doğru yönetilmediğini düşünmeye başlamışlardır.
2. Bank Asya meselesinde atılan yarım yamalak adım, bazı illerde yapılan operasyonlar ve soruşturmalar dışında Paralel İhanet Çetesi'ne karşı güçlü bir müdahale adımı yoktur. Bunun dışında, hem hükümet üyeleri hem de yazılı-görsel basında Paralel Yapı ile mücadele konusu gündemde arka sıralara düşmüştür. "İhanet çetesi, Vaiz lobisi, Gülen'e yakalama kararı, işte böyle para topladılar, işte şu işadamını şöyle tehdit ettiler" haberleri ısıtılıp ısıtılıp sunulmaktadır. Bu çetenin millete ve ümmete ihaneti, ülkede emniyet ve hukuk sistemlerini felç etmiç olması, devlet reflekslerini öldürmesi, inanç sahasında milletin imanına kast etmesi gibi temel konular gündem edilmemektedir.
3. Darbe girişimleri sonrasında iki seçimde sandığa koşarak Paralel İhanet Çetesi ile mücadeleye oyuyla destek veren bu millet, verdiği oyun karşılığında gerekenin yapıldığına inanıyor inanmıyor mu? Bu sorunun cevabı üst akılla mücadele için çok önemlidir. Çünkü Paralel meselesinde millet kendisi aldatılmış hissederse yarın daha büyük operasyonlar olursa (Allah muhafaza) Ak Parti cenahında saf tutma konusunda motivasyonunu ve şevkini yitirenler olabilir.
Unutulmamalı ki Cumhurbaşkanımız, Başbakan ve Ak Parti Genel Başkan adayı olarak Ahmet Davutoğlu'nun ismini açıklarken önemli bir kriteri "Paralel Yapı ile mücadele" olak açıklamıştı. Halihazırda Davutoğlu'nun çevresinde hükümetin Paralel Yapı'ya karşı nispeten daha yumuşak üyelerinin (Babacan, Şimşek vs) yer alması, ismi bu yapı ile anılan isimlerin (İ. Turhan vs) Başbakan'ın etrafından ayrılmamaları, devlet kurumlarında (BDDK, Hazine, Merkez Bankası vs gibi kritik yerler dahil) gerekli temizlik ve düzenleme adımlarının atılmaması dikkat çekmekte ve not edilmektedir.
4. Üst akıl ile mücadelede güçlü bir beraberlik ve ortak strateji duygusunun oluşması ve topluma hissettirilmesi önemlidir. Böylece toplum, ülkeye yönelecek tehditler karşısında kendisini daha güvende hissedebilir. Ancak bu konudaki karnede oldukça kötü.
Hakan Fidan'ın adaylık süreci kim ne derse desin milletin aklını gönlünü yormuştur. Sonucun hayr olduğuna şüphe olmamakla birlikte Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında bir iletişim kopukluğu veya anlayış farkı olduğu izlenimi üst akılla mücadeleye zarar vermiştir.
5. Üst akılla mücadelenin en önemli bileşenlerinden olan ekonomi konusunda yaşanan derin çatlak ise üst aklın ve Paralel Yapı'nın eline büyük koz vermektedir. Kurda yaşanan gelişmelerin bile yönetilememesi ve kötü bir iletişimle çatlak havası oluşturulması toplumu yıllardır unuttuğu kriz senaryolarını anımsar hale getirmiştir. Her kafadan ayrı ses çıkan, ne olduğu ve ne yapıldığı net anlaşılamayan bu sürecin Ak Parti'ye vermeye başladığı zarar acilen görülmeli ve tedbir alınmalıdır.
6. Üst Akıl ve Paralel Yapı, ekonomi tartışmaları üzerinden özellikle Başbakan'ın üst akla ve Paralel Yapı'ya daha uzlaşmacı durduğu algısını toplumda yaymaktadır. Başbakan'ın bu dönemde Londra-Davos-New York toplantıları bu algıyı güçlendirmiştir. Başbakan'ın Babacan-Şimşek ikilisi ile verdiği resim, toplum algısında Cumhurbaşkanı ile farklı düşünme ve farklı konunlanma hissine yol açmaktadır. Bu dönemde, üstelik Başbakan düzeyinde ve birkaç ay sonra görevde olmaması kuvvetle muhtemel Babacan ve ekibiyle yapılan toplantılar tam bir stratejik hata örneğidir! İçeride algıyı bozduğu gibi dışarıda da yanlış mesajlara alan açmıştır.
7. Başbakan tarafından her hafta bir yenisi açıklanan ve medyada "Yine müjde, yeniden müjde" başlıklarıyla yapılan haberler son dönemde olumsuz bir algıya yol açmaya başlamıştır. 90'ların vaad paketlerini hatırlatan açıklamalar, çok sayıda bakanla yanyana birkaç saat süren basın toplantıları "sorun var ve bu vaadlerler örtülmeye çalışılıyor" algısı oluşturmaya başlamıştır. Esases, üst aklın oyununa gelinmektedir.
8. Ekonomi yönetimindeki çatlak, çok sesliliği aşmış kakafoniye ve kaosa dönüşmüştür. "Faiz lobisi,dolar lobisi" bazlı söylemler bir noktadan itibaren ters tepecektir. Millet, gerekli tedbirler alın(a)mayınca birilerinin suçlandığını düşünmeye başlamaktadır. Faiz lobisi/ dolar lobisi söylemlerinin bir karşılığı vardır ama vatandaş her gün dolarda yangın ve yeni rekor haberlerini duydukça karamsar hava yayılmaya başlayacaktır.
9. Üst akıl, Ak Parti'nin ekonomik başarı hikayesinin bittiğini, seçim sonrasında durumun daha da da kötüleşeceğini ve özellikle "piyasa dostu isimlerin hükümetten ayrılmasının ve Tayyip Erdoğan'ın ekonomi anlayışının hakim olmasının" ülkeyi krize sürükleyeceğini, yabancı yatırımcının hızla ülkeyi terk edeceğini iddia etmekte ve her kanaldan bu söylemi yaymaktadır.
Maalesef Başbakan'ın da bu algıyı bir ölçüde kabullenip o yönde adımlar attığı görülmektedir. Davos-Londra-New York toplantıları ve bu toplantılara katılan heyet bunun göstergesidir. Numan Kurtulmuş ve Nihat Zeybekçi'nin kabine dışı bırakılacaklarına dair sözler verildiği iddiaları son derece sıkıntılıdır. İbrahim Turhan gibi bir ismin, hiçbir resmi vasfı olmaksızın heyetlere katılması da Ak Parti kadrolarında ciddi sıkıntılara yol açmıştır.
Özetle, ekonomi alanında hükümet dağınık, kafası karışık ve koordinasyonsuz bir görüntü çizmekte ve aktörler bazında ortaya koyduğu resim sıkıntı oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, Üst Akıl'la mücadelede hükümetin karnesinin parlak olduğu söylenemez. En önemli sorunlar ise iletişim, koordinasyon, net duruş ve mücadelede kararlılık alanlarında yaşanan ve giderek artan sorunlardır.
Bu şartların seçim sürecinde hızla iyileştirilmesi, Cumhurbaşkanlığı makamıyla koordinasyonun acilen artırılması ve "Tayyip Erdoğansız Ak Parti" heveslilerini memnun edecek yanlış adımlardan mutlaka kaçınılması gerekmektedir.
Rüzgar bazıları için tersine dönmüştür. Dava bilincine sahip herkesin, gerekli uyarıları yapmalarının zamanıdır. Bu gidiş iyi değil.
Ömer ADIYAMAN
omeradymn@gmail.com
