Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

DEMOKRASİ ALİYEV’İN EŞİDİR!

23 Şubat 2017 - 06:59







Artvin’de komikliği ile ünlü bir isim var. Çok kişi tanır. Tanıyanlar onunla kahkahaya boğulur. Yusufelili Zabo’dan bahsediyorum. Bir insan yaşadıklarını ancak bu kadar komediye uyarlar. Ancak bu kadar gülerek, zevkle, yürekten anlatır. Şimdi Zabo’nun yukarıda attığım başlığı çağrıştıran bir hikayesini anlatarak yazıya giriş yapacağım. Zabo ilkokul mezunu rutbesi olmayan bir askerdir. Çok sert komutanları vardır. Ateş saçıyor. Askerler onu görünce diz bağları çözülüyor.








Gür sesli sert ama babacan aslında. Disiplin için böyle davranan bir komutan. Zabo ilkokul 3 ‘ten terk. Komutan askerleri sıraya dizer ve sorular sorar. Soru Vatan nedir? Her asker bir cevap verirken. Yanında bulunan Yozgatlı asker arkadaşı Şehmuz gür sesle ,”Vatan benim anamdır komutanım” der. Komutan affferim oğlum senden de bu cevabı bekliyordum.”der.

 

VATAAAN ŞEHMUZ’UN ANASIDIR!..

Zabo kopyayı almıştır. Komutan aynı soruyu Zabo’ya da sorar. Zabo komutanın gözlerinin içine bakarak , gayet gür sesle Vatan, Şehmuzun anasıdır Komutanıııım. Der!. Komutan, Ulan Zabo hayvan geldiiiin hayvan gidiyorsuuun! Sen de hiç değişiklik olmadı.”diyerek giriştirir! Zabo 40 yıl geçmesine rağmen hala şurada kalmıştır.” Yav Şehmuz bu cevabı verince aferin alıyor ben sopa yiyorum. Allah Allah, Hele ağnamamışım ki beni naya dögdi!.. O yüzden diyorum ki Nasıl ki vatan Şehmuz’un anasıdır, Azerbaycan’da demokrasi Aliyev’in eşidir!..

 

“KONTROLSÜZ GÜÇ, GÜÇ DEĞİLDİR”

Bazı Reklamlar vardır. Hiçbir zaman unutmazsınız. Çok etkili slogan kullanırlar. Ama reklamın etkisi malın da söylendiği gibi kalitesi ile mümkündür.

Benim hiç unutmadığım reklamlardan birisi beyaz eşya reklamından birisiydi. “ Güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.” Aslında bu hayatın öğretisidir. Yaşamın temel felsefesidir. Güven kaybeden bir insanın onu yeniden tesisi etmesi çok zor hatta imkânsızdır.

Bir başka reklam var O günümüzde dönmeye devam ediyor. Bir lastik reklamıdır hu, Slogan olarak, “Kontrolsüz güç, güç değildir” Muhteşem bir tespit, hayatın en önemli öğretilerinden birisidir. Herkes ne kadar güçlü olursa olsun, ne kazar zengin olursa olsun. Mutlaka haddini bilmeli. Küçük dağların da yaradan tarafından yaratıldığını hiçbir zaman unutmamalıdır!.

Azerbaycan Devlet Başkanı yaptığı bir anayasa değişikliği ile eşini devlet başkan yardımcısı yaptı!. Azerbaycan SSCB’nin dağılmasıyla 1990’da bağımsızlığını kazandı. Haydar Aliyev Azerbaycan’ın ilk Devlet Başkanı oldu. Onun ölümünden sonra oğlu İlham Aliyev devlet Başkanı oldu. İlham Aliyev’in başkanlıktan düşme gibi bir derdi yok. Ayrıca Aliyev 

Azerbaycan'ın dördüncü ve mevcut Cumhurbaşkanı. Önceki Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in oğludur. Ayrıca Yeni Azerbaycan Partisi'nin başkanıdır. Yani partili Cumhurbaşkanı denilen örnek bu olsa gerek!...



İLHAM ALİYEV, YENİ AZERBAYCAN PARTİSİ 

GENEL BAŞKANI VE AYNI ZAMANDA CUMHURBAŞKANI!

 

Çünkü seçimlerin nasıl yapılacağı, medyanın nasıl yazılar yazacağı onların isteği doğrultusunda oluyor. muhalefet, kuvvetler ayrılığı falan hak getire. Nihayetinde güzel eşine güzel bir tektaş Başkan yardımcılığı görevini hediye eyledi.! Belki de dünyada bir ilkti bu. “Hayatım sana bir ülke veriyorum. Hem de dokunulmazlığın olacak. Sultan yapacam seni” dedi. Yaptı. Kim diyebilir ki, Biz seni başkan yaptık. Eşini değil, Bunu kabul etmiyoruz diyecek bir babayiğitin Azerbaycan’da çıkacağını düşüneniniz var mı?!

Medya bu görüntüleri yayınladı. Valla başkanlık sitemi Amerika dışında her yerde büyük sıkıntı ve yolsuzlukların bataklığıdır. Çünkü Amerika’da başkanın karşısında yağa kalkmayan tamamen bağımsız yargıçları, 2 aşamalı meclisi ve 220 yıldır helene göre değişen bir yasaları yoktur. Başkanlar yasalara uymak zorunda, uymayanlar anında azledilir!. Bizde de tam tersi olacak gibi!.

Ne güzel vallahi, Babadan oğla miras olarak devlet kalıyor!.

 



Oğuldan eşine, çocuğuna, oğluna, yedi sülalesine devletin kaymağı veriliyor. Halka ise peynirin son suyu şrat!. Sorsanız diyecekler ki İlham Aliyev demokratik seçimle devlet başkanı oluyor.

Adam 2003 yılından beri aralıksız devlet başkanı. Sözüm ona seçimler yapılıyor. Evet, Amerika 2 dönemle sınırlarken, kuvvetler ayrılığına inanılmaz derecede önem verirken, bunun gibi geri kalmış küçük ülkelerde ise başkanların gelişleri vardır, gidişleri ise ancak ve sadece ölümleri ile mümkün oluyor! Yani başkanlık diktaya dönüşüyor!.. Tarihe bakın hiçbir diktatör seçimle iş başından gitmemiştir!..



Bu arada WikiLeaks tarafından açıklanan Amerika Birleşik Devletleri diplomatik belge sızıntısında eşi Mehriban Aliyeva ile ayrıntılı bilgiler yer almakta, ülkeyi yöneten az sayıda güçlü ailenin Orta Çağ'daki gibi feodal bir biçimde ülkeyi yönettiği iddia edilmektedir. Ayrıca İlham Aliyev'in Türkiye'nin bölgedeki enerji merkezi olmasını istemediği ve bunu engellemek için Rusya ile gaz anlaşması yaptığı da Wikileaks belgelerinde ileri sürülen iddialar arasındadır.

 



Tabii komik olan şu oluyor. Halkın bilmem % 85’i Aliyev’e evet diyor. 14 yıldır oradan ayrılmıyor. Sonsuza kadar ölene kadar aday oluyor. Devleti babadan kendisine kalan miras olarak görüyor. Osmanlı Padişahları misali. Osmanlı bu padişahların şahsi malıydı. Öyle ki koskoca imparatorluğa kendi sülalelerinin adını verdiler!. Osmanlı’nın bilmem kaçıncı göbekten torunu olan Nilhan hanım dedemin topraklarını bana vereceksiniz diyebiliyor!.. Başkanlık bunun bir versiyonudur işte!.

Burada aklıma 2008 yılında kaybettiğimiz hemşehrimiz, gazeteci-yazar Hasan Çelebi’nin “Kuruso Kralı” şiiri geldi. Öykü şiirde vaktiyle bir ülkede buna biz Mümkünlü Cumhuriyeti diyelim, bir kralın gaz sorunu ortaya çıkıyor. Bir türlü rahatlayamıyor ve sürekli karnı şişiyormuş. Kuruso kralı kendisini bu dertten kurtaracak kişiye çok büyük ödül vereceğini söyler. Bir uyanık, bende ilacı var diyerek saraya gelir. Bundan sonrasını Hasan Çelebi’nin kaleminden okuyalım:



KURUSO KRALI

Evvel zaman içinde şişman bir kral varmış, / Şişman, ama ne şişman eni boyu kadarmış. / Kral bu, yardakçısı çokmuş, yağdanlığı çok, / Buyruğu yasa, keyfi kural, gam yok tasa yok. / Gemisini kurtaran kaptanların kaptanı / Sunmuş o kaptanların güdümüne vatanı. / Resmileşmiş rüşvetle vurgun onun gününde / Engel çengel kalmamış yolsuzluğun önünde. / Namus, o soyu sopu tükenmiş bir yaratık / Onur, miadı dolmuş asker postalı, atık. / Tek ülkü, tek parola; dangalaklığı bırak / Minareye kılıf dik, köşeyi dönmeğe bak./ Bu cüce düşünce bu cüce dünya görüşü / Liliput sürüsünün olmuş en büyük düşü.

Kişinin başına hep devlet kuşumu konar,/ Bazen de gelir koca bir deve kuşu konar. / Kral pis bir illete tutulur birden bire / Saltanat sarhoşluğu başlar vermeğe fire, / Yüzünüze gülsuyu gaz çıkaramıyormuş, / “Ah, bir yellenebilsem kurtulurum,” diyormuş. / Bir adam, “Ben kralı iyileştiririm,” der / Yalnız, ücret olarak doğduğu ili ister. / İki eli karnının üstünde der ki kral: / “Beni bundan kurtar da ne dilersen onu al.”

Adamın çantasından çıkarıp verdiği hap / Midesine indikten az sonra haşmetmeap / Öyle bir koyvermiş ki kediler dama kaçmış, / Nöbetçiler korkudan havaya ateş açmış. / Çevre halkı uğramış tevatür bir paniğe, / Ya yıldırım düştü ya bomba patladı diye. / Kralsa derin bir “ohh” çektikten sonra, “bir il / Bu büyük hizmet için azdır,” demiş, “çok değil” / Çok geçmeden kralın karnı şişince yine / Bir il daha geçmiş o yabancının eline. / Ve giderek giden il sayısı beşi bulmuş, / “Her şey halkımız için,” denip halk uyutulmuş. / İl il satılırken bir osuruk hapına halk, / “Ey millet uyan artık uyan ve ayağa kalk” / Diye, bağıran yokmuş ne bir örgüt ne kişi / Bundan ötürü kral kolay görmüş işi. / En sonu anlaşılmış ki gidişin sonu yok, / Sarayda o konudan başka ciddi konu yok. /Bilginlerle yazarlar güçlü bir örgüt kurup, / Sonra beş kişilik bir kurul huzura varıp / “Majesteleri,” derler “bitmiyor mu derdiniz, / Ülkenin yarısını osuruğa verdiniz.” / Kral söylenenleri sırıtarak dinlemiş, / Sonra iki elini yana açarak; / “Ben mi verdim, osurta osurta aldı,” demiş. (Borazan S: 11-12)

Kontrolsüz güç gerçekten güç değil, olsa olsa güç zehirlenmesidir. Güven kaybetmeyi tercih edenler sürekli nasıl ve ne kadar para kazanacaklarının hesabından başka bir şey düşünmezler. Aliyev’in eşi de kocasının oldu da bitti maşallah yöntemiyle dokunulmalık zırhına ve devlet başkanlığına kavuşmuş oldu! Bu arada Kazakistan başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçeceğini duyurdu. İlham Aliyev bunu acaba nasıl değerlendiriyor çok merak ediyorum açıkçası..

ESEN KALIN

 

TC Sami Özçelik,