Bugun...
DERS


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 26-07-2020 15:25

15 Temmuz 2016 tarihinin üzerinden dört yıl geçti.

Devleti yönetenlerde her yıl aynı söylem; "Dış güçlerin ve onların maşalarının oyununu bozduk, darbeyi önledik."

Gerçekten bozduk mu dış güçlerin oyununu güzel kardeşim?

Bunu çözümlemek için sorular soralım, düşünelim. Darbe yaptıranın ve yapanın bir amacı olmalı, öyle değil mi?

Ne yapmak istemişti dış güçlerin maşaları? İktidarı devirip iş başına gelselerdi neydi niyetleri? Ezanları mı susturacaklardı? Bayrakları mı indireceklerdi? Ayasofya'da namaz kılmak istemeyecekler miydi? Bence hayır. Halkın tamamına yakınını niye karşılarına almak istesinler?

Öyleyse başka bir amaçları olmalı, değil mi? Amaçlarını anlamak için darbeye karışanların devlet görevinde oldukları sırada yaptıklarına, yaptırdıklarına bakmak gerekmez mi?

Kalkışmaya yeltelenenler kontrollü girişim öncesindeki yıllarda neler yapmışlardı?

Ergenekon gibi tertiplerle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesinin tamamına yakınını görevden uzaklaştırıp orduyu kurmay subaysız bırakmadılar mı?

Bunu yaparken aynı zamanda "orduyu yeniden şekillendiriyoruz" kisvesi altında asker sayısını azaltıp, binlerce yıllık Türk Ordu geleneğini yok etmek için profesyonel askerliğin çoğalmasını sağlamadılar mı?

Türk Ordusu’nun temel direği olan Mehmetçiğin köyünden uzaklaşıp şehirlere dolmasını sağlamak için tarımı bitirmediler mi?

Türk Ordusu’na yaptıklarını diğer devlet kurumlarında da uygulamaya sokup "devleti yeniden yapılandırıyoruz" laflarıyla devlet çarkının düzenini 2011 yılında bozmadılar mı?  

Elektronik kontrollü kimlikleri ve programlarını yurt dışında yaptırıp vatandaşlarımızın bütün bilgilerini ve hareketlerini istedikleri gibi görme olanağına sahip olmadılar mı?

Yerli ve milli bilgisayar işletim sistemi olarak devletimizce geliştirilen Pardus'u çöpe atıp devletin ve bizlerin tüm yazışmalarının dış güçlerle görülmesini sağlayan işletim sistemlerini kullanmaya devam etmediler mi? 

Bir taşla iki kuş vurmak için İstanbul merkezini "ada" haline getirip hukuki durumunu önce tartışılabilir uzun vadede ise içine yerleştirilen yeni nüfusla yapılacak bir halk oylamasıyla "özerk bölge" yapmak ve yerel tabiatımızı geri dönülmez şekilde mahvetmek amaçlı "Kanal" dedikleri "Su Yolu" saçmalığını gözünü para hırsı bürümüş beton sevicilere muhteşem pasta diye yutturmadılar mı?

Ülkenin demografik yapısını bozmak için onlarca milletten milyonlarca kişiyi din kardeşimiz kisvesiyle ülkemize yerleştirmediler mi?

Bunlar ve bunlar gibi yüzlerce küçük oynamalarla hem idari hem mali olarak devleti kıpırdayamaz hale getirmediler mi?

Bütün bu yapılanların hangisi iktidarda olan partinin 2002 yılında seçilmeden önce yayınladığı seçim beyannamesinde vardı?

Şimdi düşün ve söyle bana güzel kardeşim; 15 Temmuz tarihindeki kontrollü kalkışma girişimi başarılı olsaydı, o günden bugüne geçen dört yıl içinde ne değişmiş olacaktı yönetimdeki kişilerden başka?

Sen "ip üstünde oynayan cambaz yeter ki benden olsun" fikriyle Ayasofya'da namazla eziklik duygularından rövanş aldığını zannederken, cüzdanını vatanını tarihini alıyorlar elinden. Farkında bile değilsin.

Bütün bu yapılanları düşün ve hiç değilse bir kere olanlardan ders al be benim güzel kardeşim...

22.07.2020- M. Şevket Atalay





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI