Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Dervişin Hikayesi

30 Kasım 2016 - 15:01




Her görenin aşık olduğu, uğrunda aklını kaybettiği bir kız vardı.

Yanağı kafur gibi beyaz, saçları misk gibi simsiyah.

Şeker, onun dudağının lezzetini bilseydi, erir yok olurdu.

Bu dilber bahçelerde gezinirken oralardan bir derviş geçti.

Bir ekmekçinin acıyıp verdiği yarım bir somun tutuyordu elinde.

O ay yüzlüyü görünce ekmek elinden düşüverdi. Kız bu hale gülüp geçmişti ama bu gülüş dervişin bedenindeki yarım canı da yere çaldı.

O andan itibaren ne gecesi ne gündüzü kaldı dervişin.

Tam yedi yıl yanılıp yakıldı, ağlayıp inledi. Kızın mahallesinden hiç ayrılmadı, evinin çevresinde dönüp durdu.Yoksulun bu hali, kızın akrabalarını rahatsız etti ve bir gece sessizce ortadan kaldırmayı düşündüler.

O dilber biraz insaflıydı, gizlice yoksul dervişi çağırıp "Git buralardan" dedi, "elde edemeyeceğin bir şey için kapımda bekleme.

Canına kast edecekler, durma kaç!" O zaman derviş ağladı

ve ilk kez içini döktü kıza: "Bencileyin bin aşıkın canı senin cemaline feda olsun. Ben canımı seni ilk gördüğüm an kaybetmişim, şimdi bir can için seni terk eder miyim sanıyorsun?

Yalnız, meraktayım, madem bana hiç acımayacaktın, neden o zaman gülmüştün?"

"A ahmak derviş," dedi kız "a hünersiz zavallı, sen hiç kendine bakıyor musun, gülünecek bir suratın var, insan sana bakınca elbette gülesi geliyor."

"Aşk," diye karşılık verdi derviş, "aşk, sevilen için bir hiç ise de, seven için heptir.Eğer, ey güzel, sana gücenme gücüm olsaydı, bu duyduklarım için gücenirdim.

Amma bunun için aşkımdan geçecek değilim."

Derviş yedi gece daha oralarda dolandı, sonra onu hiç kimsecikler bir daha görmedi....

Alıntı....