Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Dinî anlamda sirk, Allah'a es ve ortak kosma manasina gelir.

06 Mayıs 2021 - 17:00

"Se-ri-ke" fiilinin masdari, ortak olma demektir. Dinî anlamda şirk, Allah'a eş ve ortak koşma manasina gelir.

Bu fiilin dört harfli "if'âl" babindaki sekli "esrake"dir ve ortak tanima, ortak kosma demektir. Bu babin ismi faili olan "müsrik" de, ortak kosandir (el-Isfahânî, el-Müfredât fi Caribi'l-Kur'an, Misir 1961, II, 259, "se-ri-ke" md.)

Sirk, ayni kökten gelen kelimelerle birlikte, Kur'an'da yüzelliyi askin yerde geçmektedir.

Kur'an-i Kerim'i inceledigimiz zaman, sirke düsen insanlarin nefislerine tabi olarak tevhide karsi çikmalarinin neticesinde bu duruma düstüklerini görüyoruz. Bütün müsrik toplumlarda, genellikle ahlaksizlik, nefis duygulari, zulüm, hirs, azginlik, taskinlik ve menfaatperestlik hakimdir. Sirkin temeli, insanlarin Allah'a tam manasiyle inanmamalari, O'nun emir ve yasaklarina gerektigi gibi uymamalari ve ondan sonra yukarida arzedilen süfli bir duruma düsmelerine dayanir. Bu husus birçok âyette dile getirilmistir (el-A'raf, 7/80, 81, 85, 86; Yusuf, 12/23, 25, 28, 29, 30, 31, 35; el-Hicr, 15/3 vb).

Kur'an âyetlerinden baska, çesitli hadislerde ve ilmî eserlerde de sirk konusuna genis yer verilmistir. Allah'in birligine ortak kabul etmek sirk oldugu gibi, kudret ve tasarrufunda O'na ortak kabul etmek de sirktir. Sirk'in diger bir çesidi de, yalniz Allah'tan beklenmesi gereken sonuçlari, Allah'tan baska güç ve kisilerden beklemektir.

Sirk'in ziddi tevhiddir. O da, Allah'in varligini ve birligini kabul etmekle beraber, O'nun tasarruflarinda tek kudret sahibi oldugunu, hüküm ve irâdesinin her seyin üstünde bulundugunu kabul etmektir. Islâm dininde tevhid esastir. Hemen hemen bütün ibâdetlerin ana gayesi çesitli konularda müslümanlarin arasinda birligi saglamaktir. Dünyanin her yerindeki müslümanlarin ayni ezani okumalari, ibadetlerinde ayni kibleye dönmeleri, tevhidin birer göstergesidir. Sirk bunun tam ziddidir. Tevhid'in ana gayesi ve esas hedefi olan Allah'in birligi hususundaki inanci zedelemek, O'na ortak kabul etmek, büyük sirk kabul edilmistir.

Yüce Allah Kur'an'da: "Muhakkak ki sirk büyük bir zulümdür" (Lokman, 31/13) diye buyurarak, sirki bir zulüm olarak tanitmistir. Nitekim sirke düsen insan, bu hareketiyle kendi nefsine zulmetmis olur (el-Maverd, en-Nuketu ve'l-Uyunu, Beyrut, 1992, IV, 333). Ve yine sirk göklerin, yerin ve bunlarda bulunanlarin, maddenin ve hayatin zorunlu olarak teslim oldugu küllî bir kanuna, yani Allah'in tek ilah ve Rab oldugu gerçegine karsi gelinmekle Allah'in hakkini O'na teslim etmemek bakimindan da bir zulümdür. Sirk'e düsen insanin kendi sahsina zulmettigini destekler mahiyetteki diger bir âyetin meâli söyledir:

Allah'a ortak kosmadan, halis olarak Allah'i birleyenler olun. Kim Allah'a ortak kosarsa, o sanki gökten düsmüs de kendisini kus kapiyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir" (el-Hacc, 22/31 ) .

Sirk'e düsen insan o kadar perisan olur ki, Yüce Allah ile baglari kopar; istikametini sasirir; iyi ile kötüyü ayird edemez hale gelir ve kendi öz çocugunu öldürecek kadar saskin bir duruma düser. Onlarin bu aci hali, Kur'an'da söyle haber verilmistir.

Yine ortaklari, müsriklerden çoguna evlatlarini öldürmeyi süslü (güzel bir seymis gibi) gösterdi ki (böylece) hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karistirip bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardi. O halde onlari, uydurduklariyla bas basa birak!" (el-En'am, 6/137).

Yüce Allah'in sirke bakisini ve sirkin Kur'an'daki tanimini sergileyen diger bazi âyetlerin meâli söyledir:

"Allah, kendisine ortak kosulmasini elbette bagislamaz. O'ndan baska günahlari diledigi kimse için bagislar. Kim Allah'a ortak kosarsa, büsbütün sapitmistir" (en-Nisa, 4/116).

"Onlar (müsrikler, sirk kosanlar insanlari) atese çagirir. Allah ise izniyle Cennete (girmeye) ve magfirete çagirir" (el-Bakara, 2/221).

"Kitâb ehlinden ve (Allah'a) sirk kosanlardan kâfir olanlar, Cehennem atesindedirler. Orada ebedî kalacaklardir. Onlar, halkin en serlileridir" (el-Beyyine, 98/6).

Tevhide aykiri olan, Allah'in ve Peygamber (s.a.s)'in emirlerine ters düsen sirke, kimden gelirse gelsin, itâat etmemek gerekir. Islâm dini annebabaya son derece itâat etmeyi, onlara saygida bulunmayi emrettigi halde, sirk olan hususlarda, onlarin sözünü dinlememeyi ve onlara tabi olmamayi istemektedir. Konu ile ilgili bazi âyetlerin meâli söyledir:

"Biz insana anne-babasina iyilik etmeyi tavsiye ettik. Eger onlar seni, (gerçekligi) hakkinda hiçbir bilgin olmayan bir seyi, bana ortak kosmani için zorlarlarsa, (bu hususta) onlara itâat etme. Dönüsünüz banadir. O zaman size yaptiklarinizi haber veririm." (el-Ankebût, 29/8).

Biz insana anne-babasini tavsiye ettik. Anasi onu zayiflik üstüne zayiflik çekerek (karninda) tasimistir. Onun (memeden) ayrilmasi da iki yil içinde olmustur. (Bunlarin hepsi, güç seylerdir. Onun için biz insana) '-Bana ve anne-babana sükret. Dönüs banadir, (diye ögüt verdik). Eger onlar seni hakkinda bir bilgin olmayan bir seyi bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itâat etme. Onlarla dünyada iyi geçin ve bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonra dönüsünüz banadir. (O zaman ben) size yaptiklarinizi haber verecegim" (Lokman, 31/14,15).

Allah'in Rasûlü Hz. Muhammed (s.a.v) de, sirki helâk edici büyük günahlarin basinda saymistir: Bu hususu belirten bir hadiste söyle buyurmustur:

Helak edici yedi seyden sakinin:

1- Allah'a sirk (ortak) kosmak;

2- Sihir (ve büyücülük gibi göz boyayan, aldatip oyalayan seyler)le mesgul olmak;

3- Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymak;

4- Yetim mali yemek;

5- Savas alanindan kaçmak;

6- Faiz yemek;

7- Iffetli, namuslu, suçtan beri, mü'mine kadinlara zina isnâd etmek" (Buharî, Vesaya, 23, Tib, 48, Hudud, 44; Müslim, Imân, 144; Ebû Davûd, Vesâya, 10; Nesâi, Vesâya, 12).

Sirkin disindaki günahlarin affedilecegi, imân sahibi olan bir insanin bu gibi günahlari isledigi takdirde, cezasini çektikten sonra mutlaka cennete gidecegi, ancak sirke giren insanlarin, tevbe etmeden öldügü takdirde, affedilmeyecegi Rasûlüllah (s.a.v) tarafindan haber verilmistir:

"Cebrail bana gelerek su müjdeyi verdi: "-Ümmetinden kim Allah'a serik (ortak) kosmadigi halde ölürse, Cennet'e girer". Bunun üzerine ona dedim ki: "-Zina da etse, hirsizlik da yapsa ..?" Cevap verdi: "Evet, zina da etse, hirsizlik da yapsa..." Peygamberimiz (s.a.s)'in bildirdigine göre, Cebrâil (a.s)'a bu soruyu üç defa sormus ve her seferinde ayni cevabi almistir (Buhârî, Cenaiz, 1, Libas, 24, Isti'zan, 30, Rikak, 13,14, Tevhid, 33; Müslim, Imân, 153, 154, Zekat, 32,33; Tirmizî, Imân, 18; Ahmed b. Hanbel, V, 152, 159, 161, VI, 166)

Bir de küçük sirk diye bir çesit sirk daha vardir. O da, ibâdetlere riya ve gösterisi karistirmak, Allah'in rizasindan sapmaktir. Kur'an'da bu hususta söyle buyurulmustur:

Kim Rabb'ine kavusmayi umuyorsa, artik salih bir amelde bulunsun ve Rabb'ine ibâdette hiç kimseyi serik kilmasin (ortak tutmasin)" (el-Kehf, 18/110).

Bu âyette geçen, ibâdette Allah'a sirk kosmaktan gaye, ibâdette ihlasli ve samimi olmamak, Allah'in rizasinin disindaki riya, gösteris ve benzeri menfaat duygularini tasimak demektir (el-Beydâv, Envanu't-Tenzil ve Esranu't-Te'vîl, Misir 1955, II, 14).

Hz. Muhammed (s.a.s)'in de bu hususta söyledigi hadislerden bazilari söyledir:

Sizin için en çok korktugum sey, küçük sirktir." Hazir bulunanlar: "Ya Rasûlüllah! Küçük sirk nedir?" diye sorduklari zaman, Rasûlüllah (s.a.s) söyle devam etmistir: "Küçük sirk, riya yani gösteristir. Ahiret gününde insanlara amellerinin karsiligi verildigi zaman, Allah diyecek ki: "- Dünya hayatinda iken, kendileri görsün diye riya ve gösteris yaptiginiz kisilerin yanina gidin, bakin, onlarin yaninda herhangi bir karsilik bulacak misiniz?" (Ahmed b. Hanbel, V, 428, 429).

"Ümmetim için en çok korktugum sey, Allah'a sirk kosmaktir. Ama dikkat edin; Ay'a, Günes'e veya puta tapacaklar, demiyorum. Fakat, Allah'in rizasinin disindaki gayeler için harekette bulunacaklar ve gizli sehvet, yani riyâ ve gösteris duygularini tasiyacaklar (demek istiyorum)" (Ibn Mâce, Zühd, 21).

Ebu Hureyre (r.a) dedi ki, ben Rasûlüllah (s.a.s)'i söyle söylerken isittim:

"Kiyamet günü aleyhine hükm olunacak halkin birincisi sehid edilen bu adam olacaktir. O kimse, (Allah'in huzuruna) getirilir; Allah ona verdigi nimetlerini bir bir anlatir. O da bunlari bilir ve hatirlar. Yüce Allah:

-”Bu nimetlerin arasinda ne yaptin?" diye sorar. O kisi:

-"Senin rizan için savastim ve nihâyet sehid oldum " diye cevap verir. Yüce Allah:

-”Yalan söylüyorsun. Fakat sen, hakkinda kahraman denilsin diye savastin. Bir rivâyete göre, Allah'in emri üzerine o kisi yüz üstü sürüklenerek Cehennem'e atilir.

(Ikinci olarak) Ilim ögrenmis, baskalarina da ögretmis ve Kur'an okumus biri huzur'u ilâhiye getirilir. Yüce Allah ona da verdigi nimetlerini tek tek anlatir. O da bunlari anlar. Allah ona:

-"Bu nimetlerin arasinda bulunurken, ne yaptin " diye sorar. O su cevabi verir:

-”Senin rizan için Kur'an'i, ilmi ögrendim ve baskasina ögrettim." Yüce Allah ona da söyle der:

-”Sen yalan söylüyorsun. Fakat sen Kur'an'i, ilmi riya ve gösteris için, sana alim, güzel okuyor, densin diye okudun, ögrendin. Nitekim senin için bu övgüler yapildi." Allah'in emri üzerine o da sürüklenerek Cehennem atesine atilir.

(Üçüncü olarak) Allah'in kendisine genis çapta zenginlik ve çesitli maldan verdigi biri getirilir. Allah, buna da verdigi nimetleri ayri ayri anlatir. O da, bu nimetleri kabul eder, hatirlar. Yüce Allah ona da sunu sorar:

-"Bu nimetlerin arasinda bulunurken, ne gibi hayirli isler yaptin ? O da söyle cevap verir:

-"Senin rizan için, sevdigin her türlü yola para harcadim. Maddi yönden, yardimda bulunmadigim hiç bir seyi birakmadim. " Yüce Allah ona da ayni sekilde cevap verir:

-”Sen yalan söylüyorsun. Aslinda sen bunlari, sana cömert denilsin diye yaptin. Riya ve gösteriste bulundun. Beklendigin medih ve övgülere de kavustun." O da Allah'in emri üzerine yüzüstü sürüklenerek Cehennem atesine atilir" (Müslim, Imâre, 152; Nesef, Cihâd, 22; Ahmed b. Hanbel, II, 322).

Bu hadiste ifâde edildigi gibi, sehid olmak, alim olmak ve hayir yollarina maddi yardimda bulunmak, son derece güzel seylerdir. Ancak bunlar Allah rizasi için degil, riya, gösteris veya baska herhangi bir menfaat duygusu ile olunca, hiç bir kiymeti ve degeri yoktur.

Nureddin TURGAY

Bu yazı 172 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum