Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Dinler Arası Diyalog’dan Medeniyetler İttifakı’na uzanan büyük proje

23 Şubat 2017 - 07:28

Son yıllarda Medeniyetler İttifakı olarak isim ve kılıf değiştiren, fakat iç yüzü değişmeyen Dinler Arası Diyalog’un aslında ne olduğunu inceliyoruz. 



Gazeteci-yazar Murat Çabas ve Orhan Dede’nin bu konuda yazdığı iki yazı aslında tüm gerçekleri ortaya koyuyor. 



Bu yazılardaki bilgilerle Dinler Arası Diyalog’dan Medeniyetler İttifakı’na uzanan süreci anlatıyoruz.

Dinler Arası Diyalog ne demektir ve nasıl çıkmıştır?

Dinlerarası Diyalog, Papalığın II. Vatikan Konsili’nin 4. Oturumunda kabul edilen, “Nastra Aetate” diye bilinen konsil metninde aktarılan ve 28 Ekim 1965’te Papa VI. Paul’un onayıyla ilan edilen, “Papalığın 3. bin yıl hedefi olarak açıkladığı Asya’nın Hıristiyanlaşması projesinin bir yöntemidir. Papalığın “çağdaş Hıristiyanlaştırma ve misyonerlik usulü”dür.

Dinler Arası Diyalog’un altındaki asıl gerçeği Papa II. Jean Paul, açık ve net olarak ortaya koymaktadır: “Birinci binyılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, ikinci binyılda da Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü binyılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım”.

Yine 2000 yılının Eylül ayında ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post gazetesinde yayınlanan bir haberde, Vatikan’ın dinler arası eşitliği reddettiği ve yine Vatikan’ın hazırladığı bir belgede sadece Katolik mezhebinin gerçek bir din olduğu iddia edilmişti.



Vatikan İnanç Doktrini Kurulu tarafından hazırlanan raporda, Hıristiyan olmayanların kurtarılması gerektiği, ancak kurtulma şanslarının düşük olduğu, Hıristiyanlığın diğer mezheplerinden olanların ise Papalığın otoritesini tanımamak da dahil olmak üzere eksikleri olduğu iddia edilmişti.

Gerçek dinin sadece Katolik mezhebinin kilisesinde yaşandığı savunulan belgede, Katolik inancının diğer tüm inançların anası olduğu öne sürülmüştü.

Bütün bu açık ve net ifadelere rağmen Dinlerarası Diyalog, maalesef Türkiye’de, maksatlı bir şekilde, insanımıza “Hoşgörü, kardeşlik, birlik, beraberlik, karşılıklı uyum halinde iletişim” anlamlarında lanse edilmiş ve Batılıların yukarıda bahsettiğimiz kendi belgeleriyle sunulan ifadeleri ve hedefleri gizlenmiştir.

 

Dinler Arası Diyalog eriyip kaybolmaya başlamışken bu sefer yeni bir isimle yeni bir akım başlattılar: Medeniyetler İttifakı. Orhan Dede’nin yazısından kesitler ile devam ediyoruz.

 

Medeniyetler İttifakı fikri ilk kez İspanya Başbakanı Zapatero’nun 21 Ekim 2004’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ortaya atıldı. Bu proje elbette Zapatero’nun o konuşmayı yaparken beyninde oluşan yeni bir fikir değildi. Çok önceden Vatikan’la görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu projenin başlatılması kararı alınmıştı. Bu projede hangi ülkelerin rol alacağı da önceden belirlenmişti. Bu projenin İspanya’ya havale edilmesi Endülüs’ü yok edenlerin İspanyol olmasına bağlı olduğuna inanıyorum.

Medeniyetler İttifakı projesinde İspanya ve Türkiye’nin eş başkan düzeyinde çalışma yürütmesi kararı bu toplantıda alındı.



Birleşmiş Milletler’in de tam destek verdiği Medeniyetler İttifakı projesi ilk toplantısını 27–29 Kasım 2005 tarihlerinde İspanya’nın Palma de Mallorca kentinde gerçekleştirdi.

Anladığımız gibi Dinler Arası Diyalog ile Medeniyetler İttifakı birbirini besleyen iki akım. Halâ diyalog ve ittifaktan medet uman varsa, İttifakın başı çektiği ülke İspanya’daki bu heykelden habersizdir heralde!

Resimde gördüğünüz heykel, en altta secde eden Müslüman, secde eden Müslüman’ın sırtında diz çökerek dua eden bir papaz ve papazın omzunda ibadetini yapan hahamdan oluşuyor.





Heykelde başka ayrıntılar da var.

Heykelin yanında ise makineli bir silahın namlusunun ucuna geçirilmiş Museviliğin sembollerinden olan yedi kollu şamdan bulunuyor.

Papazın elinde Tevrat, hahamın elinde Kur’an-ı Kerim ve secde halindeki Müslüman’ın yanında da İncil var.

Bu heykel, başka kelimelere ihtiyaç duymadan dinler arası diyalog ve Medeniyetler İttifakı projelerinin ulaşmak istediği amacı gözler önüne seriyor.

Dinler arası diyalog ve Medeniyetler İttifakı projeleri kapsamında yıllardır toplantılar, konferanslar düzenleniyor. Ama bu süre zarfında Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da ve dünyanın daha pek çok yerinde Müslümanların kanı akmaya devam etti.

Heykel aslında bu noktayı da temsil ediyor belki de. Müslümanların kanı üzerinden, zenginlikleri üzerinden batı ülkelerinin beslendiğinin temsili bu heykelle ortaya konulmuş.

Medeniyetler İttifakı ve dinler arası diyalog için çalışan bizdekiler bu heykeli alıp her zaman görebilecekleri bir yere koymalılar bence. Kime neye hizmet ettiklerini ve bu çalışmalarla varılacak neticeyi her zaman görmüş olurlar.

kaynak