Bugun...
ERMENİ SOYKIRIM MESELESİ VE TEHCİR ( SÜRGÜN ) İDDİALARI


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-05-2019 14:05

Birinci dünya savaşı sıralarında Anadolu’da yaşayan Osmanlı vatandaşı Ermeniler, ayrı bir devlet vaadi ile özellikle Rusya ve İngiltere tarafından Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmaya teşvik edildiler.

Osmanlı Devleti 15 Nisan 1915 tarihinde Van’da ve ilerleyen tarihlerde çeşitli şehirlerde çıkan ayaklanmalar üzerine 27 Mayıs 1915 tarihinde Sevk ve İskan Kanunu’nu çıkarmak zorunda kaldı. Bu kanunla ordunun ve bölge halkının güvenliği için Ermeniler ülkenin güvenli bölgeleri olan Suriye ve Irak sınırına göç ettirildiler.

Türkler bir soykırım ile Ermenileri katletmiş olsalardı bunu Lozan barış görüşmeleri sırasında bize dayatırlardı. Çünkü Lozan'da Ermeni meselesi çok tartışıldı? Türkiye'nin herhangi bir yerinde Doğu illerinde veya Adana civarında Ermenilere yurt verilmesini Lozan'da bulunan Türk heyeti katiyetiyle ret ederek tavrını net olarak ortaya koydu.

Komisyon Ermeni heyetini dinlemek istediğinde Türk heyeti bu durumu protesto ederek oturumu terk etti. Böylece görüşme resmi tutanaklara geçmedi ve özel bir görüşme niteliğinde kaldı. Eğer Türkler Ermenileri katletmiş olsalardı, bir soykırım yapmış olsalardı bu olay tereddütsüz masaya yatırılır ve yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti devleti mutlaka cezalandırılırdı.

Esasında bu konuyu Ermeni meselesini Türk heyetine baskı yapmak için gündeme getirdikleri anlaşılıyor. Nitekim Türk heyeti bu duruma çok sert tepki gösterince Lord Curzon Türk delagasyonundan Hasan (Saka) beye bu durumu protesto ettiniz mesele kapanmış sayılır diyerek ifadelerde bulundu. Bu şekilde Lonzan'da Ermeni soykırımı konusu kapanmış oldu.

Her şey ortada bu durum gösteriyor ki bir Ermeni soykırımı yapılmadığı Lozan'da tescilenmiştir. Amerikan heyeti Lozan'da Ermenilere Anadolu'da yurt verilmesi için çok çalıştı. Bu görüşmeler yaşanırken Ermeni komitacıların Talat Paşa ve Lozan'da Türk heyetinin başkanı olan İsmet (İnönü) paşaya da suikast yapacakları yönünde istihbarat bilgisi geldi, fakat Lozan'da böyle bir suikast girişimi hiç olmadı.

Ermenilere yurt verilmesi ile ilgili Mustafa Kemal paşa, Rauf Orbay ve İsmet İnönü beylerle birlikte bakanların imzaladığı talimatnamede savaşın göze alınacağı iki konu vardı? Anadolu topraklarında Ermenistan devleti kurulmayacak ve Kapitülasyonlar kaldırılacaktı. Ermeni meselesinde Lozan'da yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu kadar katı ve kararlı bir tutum gösterecekti.

Bu durum aslında Osmanlı devletini de temize çıkartan bir direnişin hikayesidir. Soykırım Türk tarafına karşı yapılan çok doğru bir yaklaşım şekli değildir. Lozan görüşmelerinde yaşanılan en ilginç olay ise 1912 yılında yaşanılan Balkan harbi sırasında Osmanlı Devletinde Harbiye Nazırı olarak görev yapan Gabriyel Nörödükyan efendi yanına İstanbul Ermenilerinden Levon Paşalıyanı da alarak İsmet (İnönü) paşa ile özel bir görüşme yaptı?

İsmet İnönü paşa tabi ki Ermenilere toprak verilmesi durumunu red etti. İnönü bu durumu hatıratlarında detaylı olarak anlatır (Bu konu TBMM 23 Ocak 1923) tarihli oturumda ele alındı. Osmanlı Devletinde Hariciye Nazırlığı yapmış olan Nörödükyanın Ermeniler adına toprak istemesi, talepte bulunması zamanında Osmanlı Türk Devletinin istikbalinin kimlerin eline verildiğinin açık bir ispatıdır. İttahat ve Terrakki işte böyle hainlere makam ve mevki vererek kendilerini kaçınılmaz sona yıkılmaya götüren başlangıca da imza atmıştır.

Ermeni soykırım meselesi ile ilgili batılı yazarlar ve aydınlar hatta ülkemizde bulunan entellektüel kesim Türklerin yani Osmanlının Nazi Almanyasının Yahudilere karşı yapmış olduğu soykırım gibi soykırım yaptıklarını ifade ederler. Altı milyon Yahudiyi fırınlarda yakarak kül eden Nazilerle Türkleri aynı kefeye koyanlara şunu sormak isteriz; Almanya da yaşayan Yahudiler Alman devletine sadakatle bağlı, isyan etmemiş vergisini veren, bozgunculuk çıkartmayan başka devletlerle işbirliği içinde olmayan masum Yahudi vatandaşlarıydı.

Hatta Almanya'da yaşayan Yahudiler Alman devletini işgal edecek olan bir başka devletle olan bir ortaklığa gitmemişlerdi, ama başlarına gelen şey elbetteki dünyanın en vahşi katliamı olarak adlandırılan soykırımıdır. Oysa Osmanlı toprakları içerisinde yaşayan Ermeni halkı tarihinde şahitlik ettiği vatandaşları olduğu Osmanlı Devletine yani Türklere karşı isyan ederek acımasız bir şekilde Ermeni çeteleri ve komitacıların organize ettiği olaylarda genç çoluk - çocuk; masum halkı, yaşlı kadın, erkek demeden katlederek yabancı devletlerin açmış olduğu savaş cephelerine içerden destek vererek büyük bir isyana müraccat ederek düşmanlarımızla işbirliği yapmışlardır.

Ermeni meselesi esasında Osmanlı devletinin güçsüzleşmeye başladığı ve Batı Trakya'da toprak kaybetmeye başladığı bir dönemde Rusya ve İngiltere, başta olmak üzere Emperyalist güçler, Rumeli'de ki Hıristiyanları ve Anadolu'da yaşayan Ermenileri ve diğer etnik gurupları Osmanlı devletine karşı tahrik ederek ayaklanmaya veya isyana teşvik ettiler. 93 Harbi diye tabir ettiğimiz 1877 -1878 Osmanlı devletinin yenilgisi ile sonuçlanan Osmanlı - Rus savaşı kaçınılmaz sonun başlangıcı oldu. Düne kadar Osmanlı Devletine sadakatle bağlı olanlar şimdi bambaşka bir millet olmuştu ve isyan bu durumun en bariz örneğidir.

Bu mağlubiyet sonrası uzun yıllar (500) yıla yakın Rumeli topraklarında yaşayan Türkler buralardan sökülüp atıldı. Tahliye edilen yurtlarımız Batılıları sevince boğdu, bu durum Ermenilerin de harekete geçmesine vesile oldu. İhanetin başlangıcında zayıf bir Osmanlı devleti ve güçlü Müttefiklerin oluşmasında ki durumunda tetiklediği ifade edilebilir. Yedi düvele karşı savaşan Osmanlı Devletine karşı genç nüfusunu askere göndermiş köyler basılarak büyük katliamlara imza atan, yerel halka işkenceler eden ellerinde ki malları zorla alan, Ermeni çeteleri ve komitacıları yağma ve talan ile kendilerininin Tehcirine (Sürgün) yol açmışarldır.

Tehcir (Bir ülke içerisinde bir yerden başka bir yere nakil anlamı taşıyan, zorunlu göç veya yer değiştirmeye verilen addır) Osmanlı kaynakları Ermenilerin zorunlu göçünü sevk ve iskan olarak adlandırmıştır. Tehcir Ermeni Diasporasının ifade ettiği gibi yurt dışına çıkarma anlamında ki Deportation (Sınır dışı etme) olarak değil tedbir ve önlem olarak kendi devletinin vilayeti olan Suriye bölgesine nakledilmişlerdir. Ortada bir sınır dışı etme durumu yoktur, sadece kendi devletinin bekası için böyle bir ugulamayı Osmanlı Devleti hayata geçirmiştir. Bu yolculukta kendilerine Devlet yardımcı olmuş köntrollük de yapmıştır.

Tabi ki göç zor bir yolculuktur ve bu yolculuk esnasında varış yerine kadar geçen sürede tatsız olaylar müferit hadiseler de yaşanmamış değildir. Kafilelere bir takım çeteciler tarafından saldırılar gerçekleşmiş ve büyük zaiyatlar, kayıplar verilmiştir. O dönemde ki sıtma ve taun hastalığı bu yolculuk sırasında ölümlere sebebiyet vermiş sıkıntılı yolculukla mesken bölgesine varılabilmiştir. Ermeniler bu durumu kendileri istemişlerdir çünkü düşmanla işbirliği yapanlar sayıları kalabalık olan bölgelerde Müslüman Türk ahaliye kötü davranarak onları öldürenler büyük katliamlar yapanlar yine kendileridir. Her devlet meşru hakkını kullanarak bu tür bir uygulamayı hayata geçirir.

Nazi Almayasının Yahudileri fırınlarda pişirdiği gibi bir vahşi soykırım olmadığı için; Almanlarla, Türkler soykırım yaptılar diye propaganda yapanlar, tarihsel dönemlerden kalma kinlerini kusmaktadırlar. Bu zavallı güruh sözde aydın ve entellektüel dediğimiz zavallılardır. Türkler Ermenilere karşı bir Deportation (Sınır dışı etme) sürgün uygulamamış sadece yerlerini değiştirerek ülke sınırları içerisinde kontrol edilebilir bir yerde iskana tabi tutmuşlardır. Eğer Osmanlı Devleti Ermenilere karşı bir soykırım uygulamış olsaydı bu kadar zahmete girermiydi; Bulundukları bölgelerde onları toptan yok ederlerdi. Ayrıca Doğu ve Güney Doğu'da daha sonra yakın tarihlerde Ermenilerin katlettikleri Türklerin toplu mezarları bulunmuş ve Tehcire niçin baş vurduğumuzun haklılığı da bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Ermeniler bile Osmanlı devletine karşı hata yaptıklarını anlatmışlardır. Ermenistan eski Başbakanı olan Katchaznou'nin sürgünle ilgili sözleri çok manidardır ve bizim haklılığımızı ortaya koymaktadır. Türkiye Ermenilerinin yaptıklarını o gönüllü işbirlikçilerin Ermenilerin kaderinde nasıl bir rol oynası sorusuna, şimdi sormak gereksizdir, Sınırın bu tarafında biz farklı bir çizgi belirleyemedik demişlerdir. Bu durum aslında bir itiraftır ve bizim haklılığımızın da tescilidir. Ayrıca eğer o gün bir katliam yapılmış olsaydı tek bir canlı Ermeni kalmaz sürgünde gerçekleşmezdi. Ermeniler daha sonraki dönemlerde Türk Devletine karşı girişilen katliamları terör örgütleri sayesinde de sürdürmüşlerdir.

Bir Sürgünün yani Tehcirin hikayesi böyle gerçekleşmiş ve Ermeniler kendi kazdıkları kuyuya düşmüşlerdir. Bu topraklarda Rüzgar eken fırtına biçer mutlaka...

Ali KARACA
İSTANBUL
25.05.2019





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI