Bugun...
ESKİ-YENİ ÜLKÜCÜLÜK TARTIŞMALARI


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 03-10-2019 03:56

ESKİ VE YENİ ÜLKÜCÜLÜK

Eski ve yeni ülkücü tartışmalarında hep eski ve yeninin var olduğunu düşünenlerden oldum.
Belki de bir tek ben böyle düşünüyorum, onu da tam olarak bilmiyorum.

Fikir ve düşüncelerine değer verdiğim ülkücülerden bu kapıyı kapatan, bu teşhise tavır koyan, o kadar çok ülkücü oldu ki, belki de onların tesirinde kaldım. Düşündüm, ama hep sustum.
Ama ne yalan söyleyeyim içten içe bir kurt içimi hep kemirdi.
Yanlış çıkmak yanılan olmak için çok uğraştım, ama olmadı.

Ne kadar uğraşırsam uğraşayım eskiye bu haksızlığı yapamadım.

Eskiyle yeni arasındaki dağlar kadar bariz farkı görmezden gelemedim.
Eskiyle yeninin fedakârlığı, eskiyle yeninin idealistliği, eskiyle yeninin ruhu, eskiyle yeninin ülküdaşlığı… İçimi hep acıttı.

Ne yani şimdi siz ocakta, partide, köyde, kentte, sağınıza solunuza baktığınızda eskiyle yeni arasında bir fark görmüyor musunuz?

Ne kadar inkâr edersek edelim bal gibide bir eski ve yeni ülkücü profili var ortada.
Ülkücü ülkücüdür. Ülkücünün eskisi yenisi olmaz, iyide var ne yapacağız?
Bendeniz eski bir ülkücüyüm mesela. Yenisini merak edenler etraflarına dikkatlice bakarlarsa onları da göreceklerdir.

Hiçbir şey eskiyle tıpatıp aynı olmaz elbette, ama bu kadarda uçurum olmaması lazım kopar çünkü.

Yanlışımız zamanı kendi diliminde yaşamayı kabullenememek.
Biz gençlerin, gençler bizim hayatımızı yaşayamaz ki.
Dayatmaya da, zorlamaya da hakkımız yok.
Bizi de, onları da başarısız yapan bu.
Her şeylerine biz hükmediyoruz. Daha doğrusu hükmettiğimizi sanıyoruz, ama ne onların ne de bizim dediğimiz olmuyor. Olan biraz ondan biraz bundan ucube bir şey.

Gençlerimize güvenmek, Türk milliyetçiliğini genç dimağlara bırakmak zorundayız.

Beni en iyi, gençliklerinde destan üstüne destan yazan, o günün gençleri, bugünün aksakallıları anlayacaktır.
Onlar gençken çok şey yapmışlardı çünkü
fırsat verilirse bu günün gençleri de yapacaktır.

Çünkü iyisiyle kötüsüyle devir onların devri.

Korkmayın ne milliyetçilikten, ne ülkücülükten, ne de değerlerimizden kopmazlar.
Biz yüzyıl öncesinin milliyetçilerinden koptuk mu ki?

Her kuşak kendi devrine damgasını vurur.

Peki! O zaman benim dikkat çektiğim eski ile yeni ülkücü meselesi ne?

Bu günün dünyasını bir türlü yaratamamak
Yönetimi, teşkilatları, ocakları, partiyi ve vekillikleri gençlere bırakamamak değil, ısrarla ve özellikle bırakmamak.
Eskiyle yeni farkını yaratan gençler değil ki.
Gücü koltuğu bırakmayan dinazorlar.

İyi üniversitelerde yetişmiş yüz binlerce pırıl pırıl ülkücü genç var arkadaşlar.
Mesele, eski ve yeni yaş ve kuşak meselesi değil yani. Mesele çöreklenenlerin bir türlü oturdukları yerden kalkmamaları.

Zincirleme bir tahakkümün asıl hak sahiplerine kendi kendileri olma şansı vermeden sürüp gitmesi.

Bizim gençlere yaptığımızı, gençlerde kendilerinden sonra gelecek gençlere yapacaklar ve bu süreç böylece aptalca sürüp gidecek.

‘’Gençlik bilseydi, yaşlılık yapabilseydi’’ sözünü, o sözdeki bilgi ve enerjinin önemini hatırlayın. Dikkat edin yaşlılık bilse de yapamıyor, ama gençliğin bilirse çok şey yapması mümkün.

Önümüzde bu konuya ait o kadar çok örnek var ki, Alparslan Türkeş’in gençliğe verdiği önem
Atatürk’ün gençliğe hitabesi
Sorun, istikbalin gerçek sahiplerine zamanında teslim edilip edilmemesi
Sorun, güvenden çok adam hesabına alınmayan gençlerin dramı bir nevi yani.

Gence neyi öğretirseniz onu yapacaktır. Ortaokulda, lisede, hatta üniversitede seminerlerine girin pırıl pırıl olduklarını göreceksiniz.
Aynı gençlere birde beyinleri saçma sapan fikirlerle yıkandıktan sonra bakın, karşınıza tam manasıyla kendi enerji ve çağını baskılayan, hatta baskılamakla da kalmayıp eski için, yeniye kıyasıya savaş açan bir oligarşi değnekçisi çıkacaktır.

Mesele dava olsa başımızın üstüne de, mesele dava değil ki.
Davanın sadece onlarla yaşadığı ve yaşayacağı yalanı.

Dikkat edin, içlerinde ne teorisyen, ne ilim, ne de fikir adamı var. Nemalandıkları tek alan oligarşik bir sarmal.

Bu rezaleti daha nereye kadar sürdüreceksiniz?
Bu hareket yazdığı bütün destanları gençlerle yazmadı mı ki hala önlerini tıkıyorsunuz.

Türk milliyetçiliğinde yeni icatlar çıkarmayın beyler.
Türk töresinde yaşlıların yeri töreyi korumak
Gençlerin görevi devleti yaşatmaktır.
Varsa bir marifetiniz töreyi yaşatın gençlerin, hareketin önünü tıkamayın.

Bizden söylemesi her alanda tehlike çanları çalan ciddi bir gençlik sorunu var, ama nedense sizin hala umurunuzda değil. Bu sosyolojik gerçeği görmeyen, gençliğe değer vermeyen milletler sadece bu günlerini değil, istikballerini de kaybederler.
Siz bunu, gençliğe değer vermeyen hareketler sadece bu gününü değil, yarınlarını da kaybederler diye de okuyabilirsiniz.

DÖNÜNDE MİTİNGLERİNİZE, TOPLANTILARINIZA BİR BAKIN. DÜNYALARINA GİRDİĞİNİZ, İDEALLERİNİZE İNANDIRDIĞINIZ KAÇ GENÇ VAR?

ARTIK AKLINIZI BAŞINIZA ALIN.
YOKSA BAYRAĞI TESLİM EDECEK YENİ NESİLLER BULAMAYACAKSINIZ.

Fatih İstanbul’u fethettiğinde 21
Atatürk cumhuriyeti kurduğunda 42 yaşındaydı.

HASAN GÖMLEKSİZ 2 / EKİM / 2019
--------------------
‎Melike Kalfaoğlu‎ - TC Hasan Gömleksiz

Eski ve yeni Ülkücülük konusundaki yazınızı okudum. Tesbitlerinize katılıyorum. Ülkücülük konusundan ayrı olarak sosyal medyada bir gencin "Gençlik nereye gidiyor " sorusuna verdiği serzenişlerle dolu cevabı konuya paralel olduğu için ( belki okumuşsunuzdur ama) paylaşmak istedim. Gençlerin bakış açısıyla da durum aslında tesbitlerinizle uyumlu gözüküyor. İnandığı değerler uğruna mücadele edip çok büyük bedeller ödemiş olanlara saygım sonsuz. Bu yazının muhatabı makam mevki uğruna her yolu mübah görenlerdir.
Yazı şu;
Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim.

Yazılarınızda sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarınız oluyor? Gençlik derken herhalde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim.

Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum.Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?

Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?Bu ülkede yüz binlerce öğrenci tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?

15 Temmuz’u planlayanlar kaçıncı sınıfa gidiyordu?

Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler hangi üniversitede okuyor?

Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi?

Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?

Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?

Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın ve “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçin.

Çünkü sizler bu ülkenin bugünüsünüz. Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz?

Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.

Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştüren yine sizsiniz.

Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren sizlersiniz.

Siz gece kulüplerinde kavga eden futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz.

Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz.

Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.

Alttan bir sürü dersiniz var, bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz!

Size bir şey söyleyeyim mi? Yeni nesil pırıl pırıl. Hiçbir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.

Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?

Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki. Ama şu durumda hiç emanet alacak durumumuz yok! Kusura bakmayın!

Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz!

Bu yüzden aranızda, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın!

“Senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetmişti!” diyerek demagoji de yapmayın! Evet, 21 yaşındayım. Ama Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta değilim.

Çünkü benim babam II. Murad değil, hocam da Akşemseddin değil.

Zaten İstanbul da artık Fatih’in fethettiği İstanbul değil.
---------------

Erol Koçer 
Hasan abi büyüklerimiz kendi içine kapandı, birçoğu neyin hatalı olduğunu gördü ama konuşamıyor...
Gençlerimiz ise milli bilinçten çok uzaklaşmış, dejenere bir halde...
Bizim kuşağımız ise bu iki kuşak arasında köprü vazifesi görebilir... sizlerin desteği olmadan da bu iş olmaz...
Bunu gizle veya şikayet et
-------------

Abdullah Gözaydın 
Elbetteki Ülkücülük bir hayat nizamı, Bir doktrin, Bir ideoloji. Günümüzde her şeyin içi boşaltılmış olduğu gibi Ülkücülüğün de içi boşaltılmış olduğunu görüyoruz. Herkes kendine münhasır ülkücü, herkes nefsine uygun ülkücü, Eskisi-Yenisi, Yaşlısı-Genci Kurtların hayatını değişmeyen adetlerini düşünmez mi?

Elbette biz insanız hayvanları örnek alacak değiliz diyenlere; Biz neden Boz kurdu simge olarak kullanıyoruz?
Bir bakalım kendimize kimimiz nerede, Kimler nerede? 
Bir zamanlar 7 Kişi ile başarılanı şimdi yüzlerce kişi ile yapamıyorsak Ülkücülüğün politikacılığa devşirildiğini görmüyor muyuz? Ülkünün bir hayat nizamı olduğunu unuttuk.

Gerçi günümüzde ne bozulmadı ki diyenlere; Biz bozulmamalıyız, Kişisel menfaatlere yönelenler yoldan çıkmıştır ve Artık ülkücülükleri söz konusu değildir, Ülkücülük yakadaki bir rozet, Parmak uçlarındaki bir işaret değildir. Vatana, Millete karşı kutsal bir vazifeyi bilâ ücret menfaatsiz üstlenen demektir. Vesselam.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI