Muaviye Şam’da, Hazreti Ali ise Küfe’de validir, aralarında anlaşmazlık vardır, savaş çıkmak üzeredir.
Bir gün, bir deveci, yüklediği mallarla Küfe’den Şam’a gelir, açıkgözün biri deveye sahip çıkar; Bu dişi deve benimdir der..
Küfeli kendisinden emindir, çünkü devesi erkektir. İtiraz eder, dinletemez.
Sorun Muaviye’ye kadar yansır. Hadise büyür. Ahali olaydan haberdar olur..
Halk bir meydanda toplanır.
Muaviye, Bu dişi deve benimdir diyen Şamlı`ya sorar;
Bu dişi deve kimindir?
Benimdir!
Muaviye de onaylar, Evet, bu dişi deve Şamlı`nındır!
Sonra halka sorar; Bu dişi deve kimindir?
Hep bir ağızdan cevap verirler; Bu dişi deve Şamlı`nındır!
Küfeli neye uğradığını anlayamaz, şaşkın şaşkın bir kenarda dururken Muaviye çağırır;
Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”
Var git Ali’ye söyle ayağını denk alsın!
Bugün Erdoğan hükümeti ile Türkiye`nin yaşadığı dönemi, anlayışı, algılayışı anlatan ne muhteşem ve ibretlik bir olay. Meydanlarda Erdoğan`a adeta tapan, “o diyorsa doğrudur” gafletiyle destek veren, satılmış veya satın alınmış havuz medyasının yalan, iftira ve fesat furyasında savrulan saf yığınlar devenin dişi olup olmadığına ne zaman bakacaklar? İhtimal zulüm kendilerine dokunmadan zor.. Halk bir çok hakikatı zulüm, bela ve musibetleri iliklerine kadar yaşayarak görecek gibi görünüyor…
Erdoğan`ı Başkan yaptılar olmadı.. Padişah yaptılar olmadı.. Sultan yaptılar olmadı.. Halife yaptılar olmadı.. Orta Doğu`nun lideri yaptılar yetmedi.. İslam dünyasının imamı yaptılar olmadı.. Dünya lideri yaptılar o da olmadı.. Aydın il başkanı İsmail Hakkı Eser Erdoğan`ı ikinci Peygamber yerine koydu yine olmadı.. Hızını alamayan bir diğer gafil “Erdoğan Allah`ın bütün vasıflarını üzerinde taşıyor” diyebildi bu da yetmedi.. Bir diğer gafil “Allah şirk devlet şerik Kabul etmez” dedi bu da dertlere deva olamadı.. Başka bir zavallı “biz varsak varsınız yoksak yoksunuz” diyerek bütün varlık ve varidatı Erdoğan`a bağladı yine olmadı.. Bir diğer dalkavuk “Erdoğan Türkiye`nin ezeli ve ebedi Başkanıdır” dedi yine olmadı… yine yetmedi…
Bütün bu sapıklıklar ve dalaletler Erdoğan`ı “Biz rahmet için geldik gazap için değil, Rahmetimiz gazabımızı aşacak” diyecek kadar şirazeden çıkaracak, biri Efendimiz`e (sav) diğeri Allah`a (cc) ait vasıflarla kendini vasıflandırmaya kadar işi götürecekti…
Erdoğan milleti böyle aldattı. Havuz medyası dünya tarihinde görülmemiş yalanları bütün Türkiye ve dünyaya insafsızca, ahlaksızca yaydı. Topyekün millet ifsat edildi. Yalan, iftira, fitne, fesat, ve aldatma adeta altın çağını Erdoğan ve ona zahir olan şakşakçılar, rant çeteleri sayesinde yaşadı ve yaşıyor ve yaşayacak.. Türkiye hiç bir devirde bu denli ahlaki dejenarasyona maruz kalmadı. Hiçbir dönemde uyuşturucu bu kadar ayyuka çıkmadı. Hiçbir devirde adalet, hukuk ve özgürlükler bu denli ayaklar altına alınmadı…Türkiye tarihinde hiçbir dönemde bu denli bölünüp parçalanmadı…
Erdoğan ‘Hain’ diyordu, arkasından dalkavuk siyasetçiler koltuklarına sımsıkı sarılıp adeta koro halinde ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘sülük’ diyordu, Türkiye`nin kanını emen asıl sülükler asırlık emdikleri kandan oluruz edasıyla ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘yalancı Peygamber’ diyordu, etrafını saran sahte alimler adeta kendilerine pirim yaparcasına ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘Haşhaşi’ diyor, etrafını kuşatan bütün gerçek Haşhaşi teröristler ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘işbirlikçi’ diyordu, burnunun dibindeki bütün işbirlikçiler ‘evet’ diyordu… Erdoğan bunlar ‘şia`dan da beter’ diyordu, Türkiye`de altın çağını yaşayan Şia/Pers/Acem`ler bir oh çekiyor ve ‘evet’ diyordu..
Erdoğan ‘Paralel Devlet’ diyordu, gerçek paralel devletin mimarları ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘suç örgütü’ diyordu, yıllarca boğazına kadar suç bataklığına saplanan suç örgütleri ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘israil uşağı’ diyordu, Türkiye`yi mesken tutmuş bütün sızıntı İsrail uşakları ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘ajan’ diyordu, Ankara’da asırlardır cirit atan ve özellikle AKP döneminde altın çağını yaşayan ajanlar ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘yalancı’ diyordu, asrın en büyük yalan şebekesi ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘takiyyeci’ diyordu, Başbakanlığın en derinlerine kadar sızan usta takiyyeciler ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘fitneci, fesatcı’ diyordu, çevresini fitne fesat ve bozgunculukla kuşatanlar ‘evet’ diyordu…
Erdoğan ‘inlerine gireceğiz’ diyordu, bütün mağara adamları ve gorilleri ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘virüs’ diyordu, devletin bütün ünitelerine bulaşan virüsler ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘çete’ diyordu, Türkiye tarihinde görülmemiş çeşit çeşit, renk renk çeteler ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘içi boş alim müsveddesi’ diyordu, ona alkış tutan bütün alim müsveddeleri ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘örgütün ele başı’ diyordu, asıl örgüt elebaşı ve ortakları ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘kasetçi’ diyordu, yıllarca kendi talimatıyla iş gören kaset, montaş, şantaj şebekesi ‘evet’ diyordu… Erdoğan ‘rantçı’ diyordu, son on yılda Türkiye’yi talan eden rantçılar küstahça ‘evet’ diyordu…
Son söz, Erdoğan`ın bütün bu kirli iftiralarını itirafları olarak görenler endişeye mahal yok. Allah (cc) var, gam yok…
Halid Tarık Şener
tarikyigit1@gmail.com
www.twitter.com/Hld_Snr
ALINTIDIR
