Bugun...
İNGİLİZLER İSTANBUL’U NEDEN TERKETTİ?


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 20-12-2019 15:53

Son zamanlarda bâzı çevreler, İngilizlerin 1.Dünya Savaşı sonunda Mondros Ateşkes Anlaşmasına dayanarak İstanbul’u 1918 den 1923’e kadar işgal etmişken, neden savaşmadan Ankara Hükümetine teslim ettiği konusunda kafa karıştırmağa devam etmektedir. İngiltere’nin Türklere İstanbul’u bırakmasına âdeta hayıflanan bu çevreler, Millî Mücadele’nin bir danışıklı döğüş olduğunu îmâ etmektedir. Ne yazık ki; milletimizin bâzı evlâtları da bu yalanlara inanmaktadır.

Türk Milletinin İstiklâl Savaşı’nda işgalci devletlere ve onların yerli iş birlikçisi Rum ve Ermenilere karşı 7’den 70’e insanıyla, ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine yürüttüğü şanlı mücadele yok sayılmakta, kan ve ateşten geçerek vatanı düşmandan kurtaran kahramanlarımız hakkında duyduklarımız, okuduklarımız “hamaset edebiyatı” diye küçümsenmektedir.

Bu îmâları yapanların, bir gerçeği aramaktan ziyade düşmanın propagandasına âlet oldukları aşağıda anlatacağımız şu târihî olay ve gerçeklere dayanmaktadır;

a.Mustafa Kemal, 18 Eylül 1922’de Anadolu’daki Yunan ordusunun kesin olarak yok edildiğini bildirdi. Aynı gün, İtilâf Devletleri komutanları Türk kuvvetlerinin Boğazlardan geriye çekilerek İstanbul’un ve Boğazların tarafsızlığına saygı göstermelerini istedi. İngiliz ordusu Londra’dan yedek kuvvet isteyerek savaşa hazırlandı. Ancak İngiliz Ordusu Genelkurmayı yılın bu mevsiminin “sahra harekâtı için uygun olmadığını, doğa koşullarına alışkın Türkler karşısında İngiliz askerlerinin daha çok zahmet çekecekleri” yolunda bir rapor verdi. İngiliz kabinesi gerekirse Çanakkale’de Türklere karşı direnme kararı verdi ve Yunanlıların doğu Trakya’da kalabilmeleri için Fransız ve İtalyanlardan yardım istedi. Ancak; 19 Eylül’de Fransızlar Çanakkale Boğazı’ndaki mevzilerini terk ederek İngilizleri Türkler karşısında yalnız bıraktılar.

Türk askerleri 24 Eylül 1922’de, Boğaz bölgesine girdiler, İngilizlerin çekilme isteklerini kabul etmediler. Her an çatışma başlayabilirdi. İngiliz kabinesi konu üzerinde fikir birliği içinde değildi. İstanbul’da İtilâf devletleri komutanı Harrington’da kendi askerlerinin Türklere ateş açmalarını engelledi, kabineyi gereksiz bir serüven konusunda uyardı ve Mustafa Kemal’e bir çatışma çıkmadığı takdirde isteklerini bir barış konferansında elde edebileceğini bildirdi. Onun uyarları sonunda Yunan donanması 27 Eylül’de İstanbul’dan ayrıldı. İngiliz kabinesi Yunanlıları Trakya’da Meriç nehri gerisine çekilmeye zorlama kararı aldı. Yunanlılar çekilmeye başladılar. Böylece; bunalım atlatılmış oldu. Misak-ı Millî artık gerçekleştirilmiş sayılırdı. İngiltere bu durumda bir müdahaleyi göze alamazdı. Türk İstiklâl Savaşı hedefine erişmişti.11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes konferansında İtilâf Devletleri Trakya’yı Türklere teslim edecek, İstanbul’un da içinde olduğu Boğazlar bölgesi için nihaî anlaşma imzalanana kadar beklenecekti. (1)

Bu târihi olaylardan da anlaşılacağı üzere Türkler, İngilizlerin her bakımdan yanlarında oldukları, destekledikleri, yardım ettikleri, birlikte Türklere karşı savaştıkları Yunanlıları savaş meydanlarında yenmişler ve savaşmak üzere İngiliz ve Fransızların işgal ettikleri Boğaz bölgesine girmişlerdir. Fransızlar kaçmış, İngilizler Türklerle bir savaşı göze alamamışlardır.

b. İngiltere’nin aynı dönemde başka sorunları da vardır. Birinci Dünya Savaşı’nda 908.371 askeri ölen ve yüz binlerce askeri kayıp olan İngiltere asker toplama ve savaşa sürme yönünde güçlükler yaşamaktadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan ekonomik ve askeri bakımdan yıpranmış olarak çıkan İngiltere kamuoyu savaş istememektedir.(2)

c. İngiltere bu dönemde kontrol ettiği Mısır, Afganistan ve İrlanda ile sorun yaşamaktadır.

ç. Aynı dönemde Hindistan Müslümanları da Hindistan’da İstanbul’un işgalini protesto eden büyük gösteriler düzenlemektedir. İngiltere daha büyük menfaati olan Hindistan’ı bu yüzden kaybetmekten korkmaktadır.

d. İngilizlerin, 1922’de Türklerle savaşı göze alamamalarının en önemli nedenlerinden biri de Mustafa Kemal’in daha 1920’de İtalyanlarla, 1921’de ise Ankara Antlaşması’yla Fransızlarla anlaşarak, İngilizleri yalnız bırakmasıdır. Uluslararası alanda yalnız kalan İngilizler de şanslarını çok fazla zorlamamışlardır.(3)

e. İstanbul’daki tek işgal kuvveti İngilizler değildi. İngilizlerin İstanbul’u tek başına ilhakı, diğer devletlerle rekabet yüzünden de mümkün değildi.

f.İngiliz belgeleri Mustafa Kemal’in baş düşman ilân edildiğinin sayısız örnekleriyle doludur. Mustafa Kemal, en güç günlerde bile Milli Misak’tan ödün vermeyi reddetmiştir.

Yukarda sıraladığımız târihî olaylardan anlaşılacağı gibi; İngilizlerin İstanbul’dan çekilmesini gerektirecek bir sürü sebep varken, bunları göz ardı edip, işin altında bir kumpas arama iyi niyetle açıklanamaz. Bize göre; bunun altında İstiklâl Savaşı’nı küçültme ve Milli Mücadele’nin kumandanlarını itibarsızlaştırma düşüncesi bulunmaktadır. Bu da düşmanın tezlerini kabul etmek veya en hafif tabirle “düşmanın ekmeğine yağ sürmektir.”

Kaynakça;

Stanford J.Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, E Yayınları,1983, İstanbul
Sina Akşin, Türkiye Tarihi, Çağdaş Türkiye, Cem Yayınevi,1990, İstanbul
Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları,İnkilap, 2010,İstanbul Nisan/ 2012





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI