Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Kıyılarını Betona Kaybeden Kent

11 Ocak 2017 - 15:42

Kentin Tozu 6 Ocak 2016

 

İstanbul Kent Savunması’nın Kabataş Martı Projesi Mimar Müellifi Hakkında Basın Açıklaması: Kıyılarını Betona Kaybeden Kent

 

Cihan Uzunçarşılı Baysal

 

6 Ocak Cuma günü İstanbul Kent Savunması (İKS) çarpıcı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasının amacı, Kabataş Martı projesinin mimarı Hakan Kıran’ın haklarında tazminat davaları açtığı TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yöneticilerine ve projeyi eleştiren yaşam savunucularına destek vermek ve aynı zamanda Hakan Kıran’ın kent kırım failliklerini de birer ‘’karşı-miras’’ ‘’karşı –Sinan’’ projeleri olarak bir kez daha teşhir etmekti. İKS, basın açıklamasını sonunda kentin en güzel kıyılarından birini betonlaştıran Hakan Kıran’a Yeni Yıl hediyesi olarak beton blok armağan etti.

http://bianet.org/bianet/toplum/182465-istanbul-kent-savunmasi-biz-betona-beton-deriz

http://www.hurriyet.com.tr/marti-projesinin-mimari-hakan-kirana-beton-40328589

https://www.evrensel.net/haber/302858/istanbul-kent-savunmasi-biz-betona-beton-deriz





 

Ağustos 2016’da başlatılan “Deniz Terminali İskeleleri Dolgu ve Yakın Çevresi Revizyonu Projesi”  ya da bilinen adıyla ‘martı formundaki aktarma merkezi’ projesini, Kabataş’ın kültürel, tarihi ve doğal dokusunu betonlaştıracağı, sahili halka kapatacağı, İstanbul’un siluetini bozacağı gibi gerekçelerle eleştiren ve projeyi “Beton Martı Projesi” olarak nitelendiren TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Yılmaztürk ve ÇED Danışma Kurulu Genel Sekreteri Mücella Yapıcı hakkında projenin hem mimarı hem müellifi olan Hakan Kıran tarafından tazminat davaları açılmıştı.  ‘‘Biz betona ‘Beton’ deriz, bu kenti beton eylemek isteyene de mimar değil ‘Beton Kafa’ deriz’’, diyen İKS’nin beton blok hediyesi de bu eleştirilere destek olmaktı, İKS, ayrıca, yaşam savunucuları üzerindeki baskıların böylece yeni bir mecraya girmesinin önemine de dikkat çekti. Hakan Kıran, sadece TMOBB yöneticilerine değil kendisi ve projesi hakkında eleştirel yazılar kaleme alan iki yaşam savunucusu aleyhine de hukuki süreci başlatmıştı.

 

Açıklamalarının tamamen  bilimsel verilere dayandığını, alım süreci gayri -şeffaf projeyi eleştirmenin, kamu yararı gözeten TMMOB’un en doğal hakkı olduğunu vurgulayan TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yöneticileri, ayrıca projenin iki tarihi camii ve Dolmabahçe Sarayı silueti içinde yer alışı nedeniyle, tarihin ve kültürel peyzajın yok olmasına sebep olacağının da altını çizdiler. “Proje, insanı zemin altına indirmesi nedeniyle insani boyutu olmayan bir projedir” diyen Yılmaztürk, “Kabataş İskele çevresi çalışanların ve ikamet edenlerin günün her saatinde denizle buluştukları, nefes aldıkları, dinlendikleri, tüm İstanbulluların buluştukları bir noktadır. Eleştirilerimiz bu noktalar üzerine yoğunlaşıyordu” diye belirtti.

 

İKS’nin basın açıklamasından önemli başlıklar da benzer kaygılar taşımaktaydı: ‘’Süleymaniye bölgesinin tarihi dokusuyla uyuşmayan devasa gövdesi ve metal saçaklarıyla ancak bir "karşı miras" temsili, bir Mimar Sinan karşıtlığı olabilecek Haliç Metro Köprüsü ucubesini inşa ederek muhteşem Süleymaniye Camii’nin ve tüm Haliç siluetinin görsel bütünlüğünü katleden, Sinan’ın eşsiz eserine kentin farklı açılarından bakıldığında tek/çift minare/ler ekleyen, bir başka önemli eseri Sokollu Mehmet Paşa Camii’nin manzarasını tahrip eden Hakan Kıran’ın yeni hedefi Mimar Sinan’ın özel eseri Molla Çelebi Camii ile Tanzimat'ın zarif eseri Dolmabahçe Camii arasındaki kordondur’’. Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya referansla, Hakan Kıran’ın fonksiyonunun adeta İstanbul kıyılarındaki Mimar Sinan’ı gölgelemeye çalışmak olduğuna da dikkat çekildi.  Aktarma merkezi adı altında hayata geçirilmek istenen bu tarih, kültür kırımı projesinin 36,869 metrekarelik deniz dolgusu ile aynı zamanda bir doğa katliamı projesi olacağı ve İstanbul’un önemli kıyılarından birini daha betona dönüştüreceği TMMOB gibi İKS’nin de eleştirileri arasındaydı. Çok önemli olarak, bir kentin kolektif hafızasında yer eden tarihi öneme sahip mekanların kentlilerin kimlik ve aidiyet duygularındaki önemine değinen İKS, bu bölgelere yapılan her müdahalenin kentlileri kimliklerinden, aidiyetlerinden kopartacağına ve kolektif hafızada yarıklar açacağına ayrıca dikkat çekerek, Kıran’ın projesini, Kabataş’ı tarihinden, bağlamından, hafızasından kopartacak ve kolektif hafızadaki yerini de yok edecek bir proje olarak tanımladı.

Kıran ne kadar aksini iddia etse hatta konuyla ilgili tazminat davaları açsa da, gerek İKS’nin gerek TMMOB yöneticilerinin üzerinde durdukları gibi projesi aslında Boğaziçi’ni ve İstanbul’un kıyılarını betonlayarak yok edecek projelerden biri.Nitekim TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin kıyıların betonlaşmasıyla ilgili basın açıklaması, tekne parklara, kazıklı yollara ve başta Galataport ve Kabataş Martı projelerindeki kıyı dolgularına dikkat çekmekte: ‘’İBB, Boğaziçi Kanunu’nun açık hükümlerini çiğneyen bir oldubitti ile 11 tekne parkı yapma kararı almış ve bunun ilk adımı 388 tekne ve yat kapasitesiyle İstinye ve Tarabya’da atılmıştı. Ardından Beykoz sahilinde 3 kilometrelik Çubuklu-Kanlıca kazıklı yolu açılmış, 2014’te Emirgân’da sahil yolunun genişletilmesi ve otopark için 5.600 metrekarelik alan betonla doldurulmuştu. Galataport için Karaköy kıyıları, “Beton Martı” projesi kapsamında Kabataş sahilleri doldurulurken Üsküdar’da denizin 13 bin metre kare doldurulması karar altına alınmıştır. Bebek’te 300 teknelik dev bir yüzen tekne park projesi gündemdedir’’. http://www.mimarist.org/odadan/5091-basin-aciklamasi-bogazici-nin-dogal-dokusu-yine-bozuluyor.html

7 Ocak günü konuyla ilgili olarak Bebekliler Derneği de bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Önce İKS’nin basın açıklamasına kısaca kulak verip, Boğaziçi’nin kıyılarının betonlaşmasıyla ilgili olarak mikrofonumuzu TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Yılmaztürk’e tutuyoruz.