Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

MAARİF MÜFETTİŞİNİN TESBİTLERİ !

04 Kasım 2017 - 23:47

DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ :

Hayatın gerçekliklerinden 

habersiz, 

duygusuz ve bencil bir nesil geliyor. 

Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını 

anlamıyorlar. 

Başkalarının çocukları için ağlamaya 

anlam veremiyorlar. 

Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar,

ölen on binlerce insan 

onları hiç ilgilendirmiyor. 

Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve 

yürekleri hiç acımıyor. 

Hayatlarının odağındaki tek şey 

eğlenmek.

Eğlenemedikleri tüm zamanları 

kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.

Kendileri için yapılan fedakarlıkların 

hiç farkında değiller. 

Kıymet bilmiyorlar ve

vefasızlar. 

Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar. İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleri İLE orantılı. 

Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için 

artık tek eğlence kaynağına dönmüş 

telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda 

dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, 

atalarımıza karşı vefasızlar. 

Dedelerinin canlan, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar 

maneviyattan yoksunlar. 

Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan 

daha değersiz.

Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum. 

20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak? 

Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?

Evlerini nasıl idare edebilecek? 

Ülkeyi nasıl yönetecek? 

Vatanı nasıl savunup can verecek?

Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim.

Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. 

Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bihaber. 

Açlık nedir bilmiyorlar, 

yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, 

acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. 

Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.

Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. 

Hiç susuz kalmamışlar. 

Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz.

Çocuklar hiç üşümüyorlar. 

Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. 

Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, 

hiç titremiyorlar.

Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, 

evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede 

şemsiyesini başına tutuyoruz. 

Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz. 

Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.

Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. 

İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye. 

Birazcık parkta koşsalar,

hasta olacak diye engel oluyoruz. 

Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar.

Yokluk nedir bilmiyorlar, 

daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz.

Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.

Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin acısını bilmiyorlar.

Elleri yanmasın, kesilmesin sakın diye 

onlara ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz.

Çocuklar hissetmiyor yaşamı, 

açlığı bilmediği için açlara acımıyor, 

üşümek nedir bilmedikleri için 

sokaktaki evsizleri umursamıyor. 

Yokluk nedir bilmedikleri için

ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor, 

haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar. 

Sıcak odalarında yaşadıkları için 

evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, 

savaşları, kurşunlanan, ölen insanları 

umursamıyorlar. Acımıyorlar……

Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, 

barışın ve huzurun, ana babanın….

Müdahale edilmezse 

gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize. 

Bu sorunu 

Devlet derinden hissetmeli. 

Bu sorunun çözümü için 

ciddi çalıştaylar düzenlenmeli. 

Öğretim programları ve 

ders materyalleri revize edilmeli. 

Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı. 

Geç kalınmadan 

bu sorun mutlaka çözülmeli.