Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

MERHAMET ETMEYENE MERHAMET EDİLMEZ

27 Nisan 2016 - 08:56


Erhamerrâhimîn olan Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyuruyor; “Ey müminler! Andolsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir Peygamber gelmiştir. (TEVBE/128)

Alemlerin Rabbi, hesap gününün tek mâliki yüce Allah kendi zatıyla (c.c) ‘merhametlilerin en merhametlisi’ olduğu gibi, merhametinin en güzel tecellisi Resulullah (s.a.v) de insanların en merhametlisiydi. Müminlere şefkati ve merhameti, Allah kelamı Kur’an-ı Kerim’de ayetle sabitken, sünnetinden örneklerde de apaçık beyan ediliyor.

Bedevilerden birtakım insanlar, Rasulüllah’ın yanına gelirler ve:

“Siz çocukları öper misiniz?” derler.

Resulullah (s.a.v), “Evet” cevabını verince, onlar: “Vallahi biz öpmeyiz” derler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v):

“Allah sizden rahmeti aldıysa ben (vermeye) malik olur muyum?” buyurur ve şöyle ilave eder: “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez” (Sahih-i Müslim 4/1808)

Resûlullah (s.a.v) bu hadisi şerifte çocukları sevmeye teşvik ettiği gibi, çocukları sevmemeyi kalp katılığının, merhametsizliğin bir işareti, Allah'ın rahmetinden mahrum kalmanın bir sebebi olarak ifâde etmiştir. Aynı zamanda “merhamet etmeyene merhamet edilmez” diyerek esasında daha genel bir tablo da çizmiştir. En temelde dünyadayken insanlara merhametli olmayanın, ahirette rahmetten nasiplenemeyeceği anlaşılabileceği gibi, esasen kendi nefsine merhametli davranmayarak zulmeden (Allah’ın emirlerine uymayıp, yasaklarından kaçınmayan) kişinin de ahirette Allah’ın rahmetinden nasiplenemeyeceği yönünde yorumlar da vardır.

Tüm bunların ortak noktası, tüm boyutlarıyla ‘merhamet’ in, İslam dininin temellerini teşkil eden ahlaki bir haslet olduğudur. Zira Resulullah (s.a.v) başka bir hadisi şerifinde; “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir." buyurur (Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.)

Belki birçoğumuzun göz ardı ettiği, ya da önemini zaman zaman unutageldiği ‘küçüklere sevgi-büyüklere saygı’ mefhumunun da Peygamberî bir temelden geldiği ve bu mefhuma muhalif hareket edenin de “bizden değildir” gibi keskin bir ifade ile ayrıştırılıyor olduğu da unutulmamalıdır.

Şu sıralar dünyada ve hassaten İslam aleminde vâki olan sıkıntıların da merhametsizlikten ya da İslam’dan uzak yöneticilerin ve onların piyonlarının kendi kokuşmuş ve bencil merhamet algılarından kaynaklandığı ortadadır. Oysa diğer tüm sapkın din ve ideolojilerden farklı olarak İslam’da sadece kendi mensuplarına değil, tüm mahlukata karşı bir merhamet vardır ve böyle olması ehemmiyetle emredilir. İslam’daki merhamet algısının tüm dünyaya yayılması, tüm insanlığı kuşatan bir merhamete kavuşmak demek olacaktır.



Zeynep Aksu/Genç Öncüler Aralık 2012