Bugun...
PALAVRA


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 22-11-2019 10:19

Kaç yıldır ağızlarında Kanal İstanbul yatırımı var. Hatırlayın, ne diyorlardı; "İstanbul tehlikede, boğazda bir gemi kazası olsa ne felaketler olur, bu yüzden Kanal İstanbul yapılmalı ve kazalar önlenmelidir." Bu gerekçe ile çalıştılar çabaladılar projeyi ortaya      çıkardılar. Bakın bu yatırımı ne gerekçeyle planladıklarını ÇED Raporu’nun giriş bölümünde nasıl anlatıyorlar? "Uğraksız geçen ticari gemiler Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında boğazdan geçiş yapmaktadır. Günümüzde gemi trafiğindeki artış, gemi boyutlarının büyümesi, akaryakıt ve benzeri diğer tehlikeli/zehirli maddeleri taşıyan gemi (tanker) geçişlerinin artması, dünya mirası kent üzerinde büyük baskı ve tehdit oluşturmakta, İstanbul Boğazı’na alternatif bir geçiş güzergahının planlanmasını zorunlu hale getirmektedir." İşte Kanal İstanbul bu gerekçeyle yapılacakmış.

Peki, gerçek böyle mi? Kanal yapılırsa toplam kaza riski azalır mı?

Kanal risk analizini yapan mühendisler bir odada toplanıp aylarca çalışmışlar İstanbul Boğazı ve Kanal İstanbul'un kaza risklerini değerlendirmişler ve vardıkları sonucu ÇED Raporu’nda güzelce anlatmışlar. Boğaz’daki kazaların büyük çoğunluğunun kılavuz kaptan ve römork hizmeti almamaktan kaynaklandığını, Kanal'da ise bu hizmetin zorunlu olacağını bu yüzden Kanal’ın daha az risk taşıyacağını ama Kanal’ın daha uzun ve daha dar olması nedeniyle kazaların toplam sıklığının aynı olacağını belirtmişler. İncelemeleri neticesinde vardıkları sonuca göre İstanbul Boğazı ile Kanal İstanbul'da kaza sıklığı aynı olacakmış, benim güzel kardeşim.

Ancak bilimsel kaza senaryoları yaparken Kanal İstanbul için kılavuz kaptan ve römork zorunluluğu koyarken İstanbul Boğazı’nda ücretsiz kılavuz kaptan ve römork sunulması durumunu nedense inceleme dışı bırakmışlar. Yani eşit işletme koşullarını değil, işlerine geleni senaryolaştırmışlar ve buna rağmen kaza sıklığını aynı bulmuşlar.

Analizi yapan mühendisler diğer odalarda çalışan arkadaşlarının yaptıklarından habersiz olduklarından, Kanal’ın iki ucunda Kanal’a neredeyse bitişik yapılacak konteyner limanlarına girip çıkacak gemi trafiğinin kanal trafiği ile yaratacağı çarpışma riskini hesaba katmamışlar. Bu kadar da değil. Bir başka odada çalışan mühendisler de İstanbul Boğazı 698 metre iken kanalın 275 metreye kadar daraldığı yerler olduğunu belirtmişler.

Bir başka odada çalışanlar ise kanalda akıntı nedeniyle kum ve deniz canlılarının artıklarının kanal dibinde birikip kanal içinde gemilerin karaya oturmasına neden olabileceğini bu yüzden kanalda ara sıra dip taraması yapılması gerektiğini söylemişler. Elbette bu da risk analizinde yok. Aklıma gelmişken sorayım, siz hiç İstanbul Boğazı’nda gemiler geçsin diye dip taraması yapıldığını duydunuz mu?

Ayrıca yine bir başka bölümde karayolu geçişlerini planlayanlar kanal üzerinden geçecek karayolu köprülerinden ikisinin ayaklarını kanalın içine yerleştirmişler. Ama bunu kanal kaza riskini hesaplamakla uğraşanlara bildirmediklerinden risk analizine bu köprülerin ayakları da dahil edilmemiş.

Risk analizi yapanlar küçük teknelerin, yatların tehlike yaratacağı için kanala alınamayacağını bu yüzden Sazlıdere Yat Limanı’nın iptal edildiğini belirterek bunları risk analizine katmamışlar ama bir başka odada çalışanlar Küçükçekmece Gölü içine yat limanı koymuşlar, yatlar tekneler kanalı kullanmadan uçarak geçecek olmalı yat limanına.

İşte böyle benim güzel kardeşim, istersen sen karşılaştırmalı risk analizini yapanlara bakanlığın diğer odalarında çalışanlarla temas etmelerini ve bu risklerin de hesaplanması gerektiğini, üstelik karşılıklı senaryo geliştirmede eşit işletme koşullarının çalışılması gerektiğini de bir zahmet söyleyiver.

Raporu hazırlayanlardan bazılarının haklarını yemeyelim, Montrö Antlaşması gereği uğraksız gemilerin isterlerse İstanbul Boğazı’ndan bedava geçmeye devam edeceğini bunun engellenemeyeceğini sayfalarca yazmışlar.

ÇED Raporu Kanal İstanbul yapılırsa İstanbul Boğazı’ndaki kaza risklerinin kanala kesinlikle artarak taşınacağını ispatlıyor.

ÇED Raporu ibret-i alem vesikası olmuş, "kanalı sakın yapmayın" diyor.

Bundan sonra "İstanbul'u deniz kazalarından kurtaracağız." demeye kalkmayın, fonda Ajda Pekkan'ın unutulmaz kırkbeşliği çalıyor; "palavra, palavra..."

 

20.11.2019- M. Şevket Atalay





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI