Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

ŞAH İSMAİLİN ZAFERLERİ DİKKATLİCE OKUYUN

16 Aralık 2016 - 17:54









Arif Ilke 















 

 Tebriz'i aldıktan sonra Akkoyunlu hanedanına mensup kişiler ile babası Şeyh Haydar'a karşı savaşanların mezarları açılıp kemikleri yakıldı. Akkoyunlu Elvend Mirza'nın askerlerinden 800'den fazlası kılıçtan geçirildi. Babası Şeyh Haydar'ın başının köpeklere atılmasının intikamını bütün sokak köpeklerini öldürerek aldı.[31] İlk üç halifeye lanet okumayanların katledilmesi,[32][33][34][35][36][37][38][39] Safevilere ve Şiilere sevgi duyan kişilere zulmeden Sünnilerin intikam ateşinde yakılmaları emredildi.[40] Tebriz ele geçirildikten sonra Azerbaycan'da pek çok kişi katledildi.[40][41]



Asta kalesi bir ay direndikten sonra aman dileyerek kaleyi teslim ettiler ancak kale halkına ve Türkmenlere katliam yapıldı ve kimi rivayetlere göre 30.000[42][43] kimi rivayetlere göre 10.000[44] kişi katledildi. Türkmenlerin lideri kazığa geçirtilip yakıldı.[34][42][45][46][47][48] Yezd ele geçirildikten sonra şehirde katliam yapılarak en az 7000 kişi öldürüldü.[49] Ebruh hakimi, Osmanlı elçisinin gözü önünde[50] kadın, erkek akrabalarıyla beraber ateşte yakıldı.[51][52][53][54] Kızılbaşlar, Tabes'i ele geçirdikten sonra 7.000[50][55][56][57][58][59] veya 1.000[60] kişi katledildi.



Babası Şeyh Haydar'la savaşanlar soruşturuldu ve bunun neticesinde pek çok Türkmen kabilesine mensup kişi öldürüldü.[59][60][61][62] Bağdat'a girince çoluk çocuk ayırt etmeden[63] pek çok Türkmen katledildi.[64] Ebu Hanife'nin türbesini yıkıp mezarını açıp kemiklerini yaktılar.[65]



Sünni şehri olan Herat'a girince en az 2.000 veya 3.000 kişiyi öldürdü.[66] Herat'ta ilk üç halifeye lanet etmeyi reddeden Şeyhülislam Seyfeddin Ahmed yakılarak[67][68][69][70][71], Hafız Zeyneddin feci şekilde öldürüldü.[71][72][73]

---------------------------------------------

 











Arif Ilke Şah İsmail'in tüm vahşet ve Türk diyarlarındaki katliamlarına Anadolu'da Osmanlı'yı dağılma noktasına getirdiği Alev'ileri kışkırtmaları ile başlayan ayaklanmalara Rahmen Yavuz'un mektupları 1)2)3 mektubu 





Ve Şah'ın tahtını bırakıp elbiselerini en yakın Ada'mı ile değiştirerek voltalaması 





Yavuz Sultan Selim'in Şah İsmail'e Birinci Mektubu



"Ben ki, Osmanlıların hükümdarı, gazilerin serdarı, kahramanların efendisi, bütün iman düşmanlarını yıkan, ezen yüzyılımızın firavunlarına, zalimlerine dehşet saçan, kibirli ve zalim Kralların önünde baş eğdiği Sultan Murat Han oğlu, Fatih Sultan Mehmet oğlu, Sultan Bayezıd oğlu, Sultan Selim Han'ım,



Sen zalimlikte İran'ın kanlı hükümdarı, Sohak ve Avrasiyab'a benzeyen Safevilerin şöhretli emir İsmail'isin.



Sana şöyle hitap ediyorum ki, Allah "Biz yeri ve göğü oyuncak yapmak için yaratmadık" demiştir. İnsanlara tevdi edilen işler sebepsiz değildir. Bunlar da insan ruhunun nüfus edilmez sırları vardır. Bilesin ve anlayasın ki, ilahi hükümlerden yüz çevirenlerin, Allahü Teala'nın dinini yıkmaya çalışanların bu hareketlerine, bütün Müslümanların ve adalet sever hükümdarların kudretleri nispetinde mani olmaları farzdır.



Sana gelince emir İsmail, sen ki, kötü yoldasın, İslam inançlarının Saffetini bozmuş bulunuyorsun. İslam’a saygısızlıkta ileri gitmektesin. Sen Müslümanlara karşı tiranlık ve baskı kapılarını aştın. Müslümanların memleketlerine saldırdın; şefkat ve utanmayı bir tarafa bırakarak zulümden sakınmadın, günahsız Müslümanları incittin. İkiyüzlülük perdesi altında her tarafa karışıklık ve fesat tohumları ektin. İnsanları boğazlamaktan çekinmedin. Hem de onların en faziletli, en saygıdeğer olanlarını ezdin.

 

Nefsinin kötü arzularına ve fıtratındaki bozukluklara uyarak, din-i İslam'ın emirlerini değiştirmeye kalktın. Haramlara helal diyerek nice Müslümanları ifsat ettin. Mescitleri yıktın, türbeleri ve mezarları yaktın. Alimleri ve Peygamber Efendimizin neslinden gelen mübarek Seyyidleri öldürdün. Kuran-ı Kerim'i tuvalet çukurlarına attın. Hazret-i Ebubekir ve Hazret-i Ömer'e söverek hakaret ettin. Bu saydıklarım senin kötü hallerinden sadece birkaçıdır.

 

Dillerde dolaşmakta olan bunlar ve bunlara benzer hareketlerinden dolayı, Alimlerin kesin delillere dayanarak senin kafir olduğuna, dinden çıkıp mürtet olduğuna, ayrıca senin ve sana tabi olanların öldürülmelerinin vacip olduğuna, mal ve rızıklarınızın yağma, kadın ve çocuklarınızın esir edilmesinin mubah olduğuna fetva verdiler. Bu durum karşısında ben, Allah'ın emirlerini yerine getirmek, zulüm görenlere yardım etmek için merasimlerde kullandığım ipekli Padişahlık elbiselerimi çıkardım. Zırhımı giyip, kılıcımı kuşandım. Atıma binerek Safer ayının başında Anadolu yakasına geçtim, sana doğru gelmekteyiz. Alınan asil karara göre, seninle savaşa girmiş bulunuyoruz. Allah'ın yardımıyla zulüm kollarını yok edeceğiz. Seni, geçtiğin yerlerde yükselttiğin yangınların altında boğacağız.

 

Maksadım Allah'ın izniyle senin Şahlığını yok etmek ve acizler üzerinden zulmünü ve fesadını kaldırmaktır. Sana bu mektubu yollayışımızın sebebi seni gerçek inanca çağırıştır. Peygamberin düşüncesine ve inancına uygun bir biçimde hareket ederek savaş başlamadan evvel sana Kur'an'ın sözlerine uymanı, kılıçtan önce teklif ediyoruz. İyilikle gerçek mezhebi kucakla, tam bir samimiyetle tövbe ve istiğfar et, doğru yola gel, gözlerini aç. Doğru yolu bul, sonuç bakımından kendine dönmeni, hatalarından vazgeçmeni, dikkatli ve cesaretli adımlarla iyiliğe doğru yürümeni sana tavsiye ederiz. Hepimizin ayrı bir duası vardır. İnsan zihni ise altın ve gümüş cevherine benzer.

 

Saf ile saf olmayan toprak içinde karışık durur. Bir kötülüğü ortadan kaldırmak için en etkili vasıta vicdanın bütün derinliğine inmek, bağışlayan ve koruyan Allah'ın affını gerçek bir pişmanlık ile istemektir. Şu halde biz senden hemen ülkene dönmeni, gayrı meşru olarak üzerlerinde iddialarda bulunup bize bağlı ülkelerden zorla kopardığın evvelce atalarımızın ayaklarını bastığı Osmanlı topraklarını bırakmanı da sana öğütleriz. Eğer güven içinde huzurla yaşamak istiyorsan, söylediklerimizi vakit kaybetmeden hemen yapmalısın.



Ancak başına gelecek felaketlere rağmen, eğer hala geçmiş hatalarında direnirsen, eğer hala kudretli olduğun görüşünde ve delice yiğitlik iddialarında ısrar edersen, zulümlerinle simsiyah yaptığın yerleri nura kavuşturmak ve senin elinden almak üzere, az bir zaman sonra ovalarını çadırlarımızla kaplandığını ve askerlerimizin topraklarını istila ettiğini göreceksin. İşte o zaman bir kahramanlık mucizesi olacak ve Allah'ın ordularımız hakkındaki iradesi gerçekleşecektir. Bundan sonrası selamet yolunda ilerleyenlere selam olsun."



Padişah Yavuz, Şah İsmail'e mektubu gönderdiği günlerde, Akkoyunlu Hanedanı hükümdarlarından olan Ferruhşad Bey'e de bir mektup yolladı. Şah İsmail'e karşı silahlanmış olan Ferruhşad Bey'e gönderdiği mektubunda, Safevilere karşı yapılacak savaşta hazır olmasını istiyordu. Ordu Yenişehir'e geldiğinde, Rumeli’den gelen kuvvetlerle birlikte Anadolu’daki Kütahya, Karasi, Hamit, Menteşe, Aydın, Bolu, Kastamonu sancaklarının askerleri de orduya katıldı. Yavuz Sultan, sürekli sayıları artan ordusuyla Eskişehir, Konya, Kayseri'yi geçerek Sivas'a geldi. Ordusunun mevcudu yüz kırk bin kişi olmuştu. İran sınırına yaklaştığında, hem emniyet tedbirine başvururken, hem de mühimmat ve zahire ihtiyaçlarını da temin etmeye başladı.



Sivas'ta Yavuz Selim, Şah İsmail'e ikinci mektubunu yolladı. Mektubunda şunları yazıyordu.



Yavuz Sultan Selim'in Şah İsmail'e İkinci Mektubu



"Yapacağım işlerden seni birkaç ay evvelinden haberdar ettim ki, hazırlıklarını tamamlayıp karşıma çıkasın. Gafil avlandım, hazırlanamadım demeyesin. Uzun zamandan beri benim hazırlıklarıma ve gürültülü hareketime, hatta Erzincan dağ ve tepelerine gelmeme rağmen, sende hala hiçbir hareket yok. Öyle gizleniyorsun ki, varlığınla yokluğun farkedilemiyor.



Halbuki kılıç davası güdenlerin siper gibi belalara göğüs germesi, yiğitlik sevdasında olanların, ok ve mızrak yarasından korkmaması gerekir. Devlet gelinini, ancak sararmadan kılıç dudaklarını öpebilenle kucaklayabilir. Karanlıkta rahat arayanlara erlik adını vermek hatadır. Ölümden korkanların kılıç kuşanması ve ata binmesi münasip değildir. Eğer gizlenmekten maksadın askerimin çokluğundan ise, senin bu korkunu gidermek için kırk bin askerimi Kayseri-Sivas arasında bıraktım. Herhalde düşmana bundan daha büyük bir iyilik yapılamaz. Onun için, sende bir parça gayret varsa karşıma çık..."