Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Şartlar Değişiyor, yaşamak kolaylaşıyor ama mutlu değiliz

24 Ekim 2018 - 17:32

Baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknoloji, getirdiği yeniliklerle birlikte 

Bir çok güzellikleri de aldı götürdü.

Bebekleri leylekler getirir, gelen bebekler ise yaprak sarması gibi kırk gün kundak içinde kalırdı. Şairin dediği gibi “Ne güzel cahildik biz” Huzurlu, mutlu, sabırlı ve saygılıydık Oturduğumuz ahşap evde kapı otomatı yoktu, sayısı oldukça fazla gıcırdayan ahşap merdivenlerden inerek kapıyı açardık.

Elektrikli zil de yoktu. Gelen misafir ya kapı tokmağını çalar ya da çevirmek suretiyle çalan mekanik bir çıngırak vasıtası ile geldiğini haber verirdi.

Odun sobası ile ısındığımız günleri özledim. Durumu iyi olanlar odun veya kömürünü yazdan alır, ekonomik olurdu Mektupların revaçta olduğu yıllarda kullanılan posta kutuları tarihe karıştı. 

Mektupla haberleşmenin revaçta olduğu 1960'lar, 1970'ler ve kısmen de 1980'lerin ortalarına kadar, ilçenin belli noktalarında duvarlara monte edilmiş, bazen de demir bir çubuğun ortasına oturtularak durumuna göre kışa kadar sarkardı. Şimdi yerinde Muallim Naci okulunun olduğu alan ( Bostan) Çevre mahallelerinin çocuklarının çeşitli oyunlarına yetiyor artıyordu bile.

Genellikle odun ve taşkömürü kullanılırdı mahallemizde. Oduncunun at arabası mahalleye geldiğinde oyunu bırakır taşımaya yardım ederdik. Asıl taşıyıcı küfeciydi, kalın odunları baltasıyla kırar kömürlüğe istif ederdi. Taşıma işi bitince aldığımız harçlıklarla bakkal veya kuruyemişçinin yolunu tutardık.



Harçlıklarımızla neler mi alırdık? Hayat ve kaynana şekeri, macun, dondurma şekeri (çok severdim) golden, zambo ve melek sakızları elma şekeri, dondurma, salep, turşu, pamuk helva, iğde, dut kurusu, keçiboynuzu ve halka şeker aklıma gelenler.

Sobanın zevki bambaşkaydı.

Sabahları ekmek kızartır, üzerinde sürekli bir güğüm veya çaydanlık fokurdardı. Evin kedisinin yeri belliydi. Zaman zaman evin içi duman olsa da şikâyetçi olmazdık zamanlar günlerinde bereketi vardı.

Kış gecelerinin değişmez eğlencesi radyo idi.

Radyoda haberler(ajans)önceliğini her zaman korumuştur. Radyo tiyatrosunun sıkı takipçisiydim. Oynayan sanatçıları anons ederken efektör Ertuğrul İmer ve Korkmaz Çakar isimleri hala hafızamdadır. Elektriğin(ceryan)sık kesildiği zamanlarda ise gaz lambası veya mum ışığında ellerimizle çeşitli şekiller yaparak gölgeleriyle eğlenirdik.

Eğlenceli ve huzurlu kış gecelerinde “Vefaaanııın Booozaaa” sesi kulağımızda hoş bir seda olarak yankılanır, bekçi babanın düdüğü ise artı huzur içinde yatabilirsiniz mesajı verirdi.





İSMAİL TOKER